Yandex.Metrica
Türkiye'de Çin'i bilen kaç uzman var?
21 Nisan 2011

Dünyanın en kalabalık ülkesi.

Dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi.

Dünyanın en büyük ordusu.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi.

Dünyanın en büyük pazarı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri. Çin’le ilgili bu çarpıcı listeyi uzatmak mümkün. Çeşitli tahminlere göre Çin, gelecek 20 yıl içinde Amerika’yı neredeyse her alanda geride bırakacak. Bu tezi savunanlar Çin’in yıllık yüzde 10’u bulan büyüme oranına atıfta bulunuyor. Çin, Amerika’yı geçse de geçmese de insanlığın geleceğini belirlemede çok önemli olacak. The Economist ve Time gibi önemli haber dergilerinin Çin’i çok sık kapağa taşımaları bunun bir göstergesi.

[[HAFTAYA]]

Çin neredeyse her alanda Türkiye ile rekabet ediyor. Özellikle Ortadoğu ve Afrika’daki Çinlilerle yarışıyoruz. İnşaat sektöründen tekstile kadar her yerde karşımıza Çin çıkıyor. Türkiye, Rusya ve Ortadoğu ülkelerini kısa süre önce -gerçek anlamda- keşfedebildi. Çin’i ise neredeyse hiç bilmiyoruz. Türkiye’deki kurumlarda Çin uzmanı yok. Türkiye gelecekte Çin ile daha büyük oranda rekabete girecek. Dışişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden TBMM ve TÜSİAD’a kadar farklı kurumların acil olarak çok sayıda Çin uzmanı yetiştirmesine ihtiyaç var. Düşünce kuruluşlarının da mutlaka Çin ile ilgili ayrı birimler oluşturması gerek.

Jetgiller’deki gibi bir şehir

Çin’in en büyük şehri Şangay’da üç gün geçirdim. Genel olarak ülke ve bu ilginç şehirle ilgili ilk notlarımı paylaşmak istiyorum:

- Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan Şangay’a her akşam 23.40’ta seferi var. Gidiş yolculuğu 9,5 saat sürüyor. Çin’den dönüş ise 12 saati buluyor. Çin, Türk vatandaşlarından vize istiyor. Ancak Çin vizesi almak Şengen ülkelerinden vize almaktan kolay. Sadece gidilecek yer ve seyahat nedenini, inandırıcı şekilde ibraz etmek gerekiyor. Çin makamları eğer ticari bir faaliyet için seyahat yapılacaksa davetiye getirilmesini istiyor.

- Bazı açılardan Amerika ve Avrupa’ya, hatta Japonya’ya benziyor. Şangay için yakıştırılan “çakma New York” ifadesi doğru değil. Şangay’ın özgün yaşam stili ve tarzı var. Gökdelenleri bile dünyadaki benzerlerinden farklı. Yapıların şekli bana biraz ‘Jetgiller’ çizgi filmindeki mekânları hatırlattı.

- Bu arada altyapı çok iyi. Yollarda İngilizce tabelalar var. Havalimanına gitmek için bindiğim ‘manyetik prensiple çalışan Maglev treni’ 431 kilometre hıza ulaştı. Gözlerime inanamadım.

- Şangay’da 20 milyon nüfus ve milyonlarca aracın varlığına rağmen trafik yoğunluğu İstanbul’dan fazla değil. Tehlikeli araç kullanıyorlar ama nasıl oluyorsa çok kaza yaşanmıyor.

 - Çinliler İngilizce iletişimde pek başarılı değiller. Ama ülkenin uzun yıllar Batı’ya ve dünyaya kapalı olduğu düşünülecek olursa bu anormal bir durum sayılmaz. Zira Paris’e gittiğinizde de garson İngilizce sipariş almak istemiyor.

- Çinliler hakkındaki “kısa boylu insanlar” imajı yanlış. En azından bizden daha uzunlar. Neredeyse kıta büyüklüğünde bir ülke olduğu için çok farklı insan tipleri var. İnsanlar genel olarak Batılılara mesafeli ama yardımsever.

- Kapalı yerlerin çoğunda sigara içiliyor. İnternet biraz yavaş olmakla birlikte erişim mümkün. Ancak youtube, faceebok ve twitter’a girmek yasak.

- Çin hızla küresel dünyaya entegre olduğu için taklit mal satan dükkânların sayısı azalmış. Ancak taklide dayalı endüstri kolları hâlâ güçlü.

- Bu kadar yüksek bir refah düzeyi ile karşılaşacağımı beklemiyordum. Yollarda çok sayıda Mercedes S Serisi, Porsche, Ferrari gördüm. Alman şirketleri, özellikle Volkswagen Grubu otomobil pazarına hâkim. Şangay’da geçirdiğim üç günden sonra “Çin’i görmemiş ve tanımamış olmak çok büyük kayıp” diyebilirim.