Yandex.Metrica
Türkiye televizyon başından ayrılamıyor
27 Şubat 2010

Türkiye’de yüksek tansiyon bir türlü düşmek bilmezken haber kanalları da son yılların en yüksek izlenme oranlarına ulaşıyor. Sıcak haber takip etmeyi seven ve tartışma programlarından hoşlanan kitlenin yanına bu kez ortalama izleyici de eklendi. Herkes ne olup bittiğini anlamak üzere kendine yakın gördüğü ve güvendiği kanallardan gelişmeleri takip etmeye çalışıyor. Fakat hangi saatte televizyonu açarsak açalım mutlaka çerçeve içinde bir “son dakika ekranı” buluyoruz karşımızda.

Türk medyası yer yer çok eleştirilse de gazeteler ve televizyonlar açısından dünyada eşine az rastlanır bir çeşitlilik sunuyor. Yeni Çağ’dan Birgün’e, Zaman’dan Cumhuriyet’e kadar bütün gazeteleri dikkatle inceliyorum.

Peki televizyonlarda hangi programları izliyorum?

Sabahları CNN Türk’te Ayşenur Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Medya Mahallesi” ile güne başlıyorum. Arslan, televizyonların mutfağında uzun yıllar çalışmış olmanın avantajını iyi kullanıyor. Haber refleksleri çok iyi.

NTV’de Ruşen Çakır ve Mirgün Cabas’ın “Yazı İşleri”ne de mutlaka bakıyorum. Kanal 24’te Akif Beki ve Ergun Babahan’ın yorumlarını da kaçırmamaya çalışıyorum. Benzer içeriklerdeki bu yayınlarda çok farklı dünya görüşlerini bir arada bulabilmek mümkün.

Ekran önünde belli isimleri izliyoruz ama arka planda bu yayınların kusursuz olması için çalışan yetenekli genç meslektaşlarımız var. Her sabah onlarca gazeteyi okuyup tarayıp onlar arasından öne çıkan yorumları özetlemek kolay iş değil.

Öne çıkan programlar

Sabah programları bittikten sonra günün ilerleyen saatlerinde kanallar arasında geziniyorum. Ülke TV’de Ersoy Dede’ye bakıyorum. Kanaltürk’te Sami Dadağlıoğlu’nun yönettiği yeni tartışma programını izliyorum. Kanaltürk’te Tarık Toros’un programı da çok iyi... Habertürk’te Yiğit Bulut sıra dışı tarzı ve enerjisiyle izleyicileri ekran başına toplamayı başarıyor. Kimi zaman sıcak gündemin dışındaki konulara da giren Fatih Altaylı ile Murat Bardakçı’nın Habertürk’teki sohbeti de izlenmeye değer. TRT Türk’te gün içinde ilginç yapımlar var. Program çokluğu nedeniyle bunlar arasında belki herhangi biri öne çıkmıyor ama günün herhangi bir saati içinde TRT Türk’ü açtığımda haber adına mutlaka izlenecek bir şeyler bulabiliyorum. TRT Türk’ün “Haberdar” isimli sabah programı kendi türünün en özgün türü.

Mustafa Karaalioğlu’nun Kanal 24’teki “Açık Görüş”ü, Fikret Bila ve Murat Yetkin’in sunduğu CNN Türk’teki “Ankara Kulisi”, derin siyaseti daha iyi anlamak için önerebileceğim diğer yapımlar.

NTV’de Can Dündar’ın ‘Canlı Gaste’sini kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Can, konuları derinlemesine inceliyor ve ekran başındaki izleyiciyi tatmin ediyor. Üstelik siyaset ve kültür-sanat dengesini iyi kuruyor ve daima günceli yakalıyor. Arka planda iyi bir ekip çalışması olduğu belli... Daha sonraki kuşakta ise Kanal 24’te Fuat Kozluklu’yu takip ediyorum. TV8’de Gökmen Karadağ’ın haftanın dört günü 00.45’te başlayan programı gündemi toparlamak açısından son derece yararlı oluyor. Deneyimli televizyoncu Gökmen Karadağ’ın sakin üslubu o saatte iyi geliyor insana.

İtiraf edeyim, televizyonculuk dilinde “major” denen büyük kanallardan haber izlemeyi sevmiyorum. Yaptıkları bültenleri fazla gürültülü buluyorum. Ancak iş özel haber hazırlama konusuna gelince tematik kanalların çok önüne geçtiklerini kabul etmek lazım. Hem maddi imkanları iyi hem de geniş ekiplerle çalışıyorlar ve zaman zaman çarpıcı işler çıkarıyorlar.

Diğer kanallarda da hareketlilik var. Örneğin Cem TV’de Murat Ongun göreve geldi. İşe başlar başlamaz kanala büyük bir dinamizm getirdi. Cem TV’nin Murat Ongun gibi çok yetenekli bir televizyoncuyu bünyesine katarak sadece sınırlı bir kesimin izlediği kanal algısını kıracağını düşünüyorum. Cine 5’in başına geçen Levent Gültekin de medyada önemli işler başarmış parlak bir isimdir. Yakında onun da güzel projelere imza atacağını düşünüyorum.

Bu arada neredeyse sırf haber seyrettiğimin farkına vardım. Türkiye normalleşse de biraz da dizilere baksam.