Türkiye karizmasını çizdirmedi...
27 Haziran 2012

Dün tüm Türkiye kulak kesilip Başbakan‘ı dinledi. Bir kesim, hayal kırıklığına uğradı. Zira onlar savaş istiyorlardı. Suriye’nin eğitim uçağını düşürmesini bir meydan okuma olarak görmüşlerdi ve mutlaka karşılık verilmesi gerektiğine inanıyorlardı. En çok kullandıkları söz de “Karizmamız çizildi” idi. Başbakan’ın mutlaka “Askeri bir tepki” göstermesi gerektiğini savundular. Nasıl olurdu da Suriye eğitim uçağımızı düşürürdü? Eğer biz de hemen vurmazsak, Ortadoğu’da kimse bizi takmazdı... Böylesine basit yorumlar yapıldı. Başbakan dünkü konuşmasıyla, ciddi devletlere yakışan bir tepki gösterdi.

Anlayacağınız, Türkiye karizmayı çizdirmedi.

[[HAFTAYA]]

Şimdi gelelim bu konuşmanın içeriğine...

Bundan böyle her an bir çatışma çıkabilir...

Bundan sonrasını artık Suriye düşünmeli. Zira, bundan böyle Esad yönetiminin hayatı çok daha  güçleşecektir. Şimdiye kadar sözlü bir tartışma yaşanıyordu, ancak artık bu süreç bitti. Artık açıkça hasım iki ülke karşı karşıya. Başbakan’ın konuşmasında benim çok ciddiye aldığım birkaç nokta vardı:

- Türkiye bundan böyle, Suriye muhalefetine çok daha yoğun bir yardımda bulunacaktır. Şimdiye kadar çok dikkatli davranılır ve özellikle silah yardımı reddedilirdi. Bundan böyle Ankara’nın da eli açılacaktır.

- Suriye uçakları veya herhangi bir askeri araç Türk karasularını ihlal ettiği taktirde, daha önceki tutumun aksine, karşılık verilecektir.

- Esad rejimi düşene kadar, Türkiye elinden geleni yapacaktır.

Bazılarımız, atılan bu adımları “Boş” bulabilirler. Çok daha sert ve somut önlemler bekliyor olabilirler. Oysa, savaş ilan edilmesine kadar uzayacak adımlar atılması, unutulmamalı ki asıl bize zarar verir.

Esad, zaten ilişkileri bozulmuş olan, Türkiye’yi şimdi kendine tam anlamıyla düşman etti. Önümüzdeki döneme hazırlıklı olalım. Bundan böyle her an yeni bir olay ile karşı karşıya kalabiliriz ve bu defa çok daha sıcak bir çatışmaya sürüklenebiliriz.

İran,Türkiye’yi mi, Suriye’yi mi destekler?

Suriye ile ilişkiler bundan böyle kontrolden çıkabilir. Tabii böyle bir olasılıkta da, kamuoyunun bakışı değişecek. Bölgede, kimin kimi destekleyeceği konuşulmaya başlanacak. Özetle, bundan böyle hesap zamanı başlayacak. Kim “Gerçek dost”, kim “Dost görünüp düşmanlık edecek” göreceğiz. Tabi durum böyle olunca da gözler İran’a dönüyor. Suriye’nin bölgedeki en önemli müttefiği İran’dır. Bugünkü kriz ortamında acaba İran ne yapar? Kimden yana olur? Türkiye’yi mi, yoksa Suriye mi destekler? İran’ın durumu çok zor. İki cami arasında bir namaz konumunda diyebiliriz. Ne Türkiye’yi kaybetmek ister ne de Suriye’den vazgeçebilir. Suriye’den vazgeçemez; zira bu ülkeyi kendi güvenliği açısından çok önemsiyor. ABD’yi kendine karşı bir tehdit
gördüğünden dolayı, İran için Suriye son derece değerli bir karttır. Bir eli Hizbullah sayesinde Lübnan’da, diğer eli Hamas sayesinde Gazze‘de olan Şam’daki Esad yönetiminin düşürülüp, Amerikan yanlısı bir yönetimin gelmesini hiçbir şekilde istemez. Hele Washington ile nükleer pazarlıkların yapıldığı bir süreçte Suriye’nin önemi daha da yüksektir. Ayrıca İran, yine yakın müttefiği olan Esad rejimi sayesinde, Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşıyor
ve bunu da kaybetmek istemiyor. Bu koridor çok önemlidir ve Tahran bu avantajı da yine kolay kolay bırakma niyetinde değil. Öte yanda da Türkiye var. Kolay kolay görmezden gelinemeyecek ve Avrupa’ya tek çıkış yolu olan bu ülkeden de vazgeçemez. İnanın, İran diplomasisi bu güç dengeyi yönetebilir.
Ankara’ya sırtını dönmez. Şam’ı da dışlamaz. Tahran’daki yöneticiler bu konularda çok ustadırlar.

Krizin gelişmesi Rusya’nın işine geliyor

Suriye’nin uluslararası boyuttaki en önemli destekleyicisi ise Rusya‘dır. Türkiye hangi adımı atarsa atsın, Moskova’nın ne düşüneceğini, nasıl hareket edeceğini hesaplarına katmak zorundadır. Her şeyden önce Suriye, Moskova’nın geleneksel bir müşterisidir. Ordusunu donatır ve Orta Doğu sorunlarında Suriye üzerinden etki yapar. Suriye toprakları üzerindeki askeri kolaylıklardan yararlanır. Bunlar son derece önemli avantajlardır ve bırakılması da imkansızdır. Rusya’nın diğer bir kaygısı, Washington’un Orta Doğu’daki demokratikleşme sürecinde, şimdi Esad’ı devirmesidir. Moskova, böyle bir olasılığın kendi çıkarlarına ters düşeceğini gördüğünden dolayı Şam’ı kollayıp koruyor ve bırakmaya da hiç niyetli görünmüyor. Ruslar, Suriye sayesinde, ABD ile global pazarlık masasındaki kartlarını arttırıyor, elini güçlendiriyor, Washington’u sıkıştırabiliyor ve Beyaz Saray’ı güç duruma sokabiliyor. Bu arada unutmayalım ki, bölgedeki her kriz, petrol fiyatlarını arttırıyor. Bu da Rusya’nın işine geliyor. Zira, petrol artık Rusların tek geliri durumunda. Eski SSCB gibi küresel bir sanayi alt yapısı yok. İşte bütün bu gerekçelerle Rusya, Suriye’yi bırakmayacaktır. Ancak şunu da gözden kaçırmayalım: Süper güçlerin ne zaman kime sırtını döneceği belli olmaz.

www.mehmetalibirand.com.tr

E-posta: [email protected] www.twitter.com/mabirand32gun Faks: (0212) 413 56 88