Yeni Yazısı > Türkiye büyük risk altında - 25.02.2011

Türkiye büyük risk altında
25 Şubat 2011

Ortadoğu ve Afrika’da olup bitenlerin siyasi ve insani etkilerinin yanında ekonomik boyutu da bizim için hayati önemde. Türkiye, yönetimlerin devrilmesinden -kısa vadedeen fazla etkilenen bölge ülkesi olacak. Ankara’nın son yıllardaki diplomasi atağı, özellikle Ortadoğu ülkeleriyle yakın ilişki geliştirilmesini hedefliyordu; bunu büyük oranda da başardık. Avrupa Birliği ve Amerika ile ticaret gerilerken komşular ve bölge ülkeleriyle arttı. Buralarda Türk iş adamlarının muazzam yatırımları var.

Bu yatırımların yoğunlaştığı Azerbaycan, Sudan, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Suudi Arabistan ve Türkmenistan’da her an her şey olabilir. Bir risk daha var:

[[HAFTAYA]]

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yeniden çatışma ihtimali giderek kuvvetleniyor. Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan yarın Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev ile bir araya gelecek. Ermenistan’ın, sırtını Rusya’ya dayamış olması Azerbaycan karşısında elini güçlendiriyor.

Türkiye ile soğukluk yaşayan Azerbaycan lideri İlham Aliyev de olası bir iç karışıklık durumunda devrilmemek için Moskova ile bağlarını kuvvetlendirmenin yollarını arıyor. Bütün bu gelişmeler, Türkiye’nin hem enerji hatlarının ortasında yer alan Kafkaslar’daki etkinliğini yitirmesine hem de Rusya ile karşı karşıya gelmesine neden olabilir.

Ekonomik sistem çökebilir

Fas’tan Suudi Arabistan’a, oradan da Kafkaslar ve Pakistan’a kadar olan geniş coğrafyadaki çatışmaların küresel ekonomiyi vurma tehlikesi çok yüksek. Birleşmiş Milletler, uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini giderek kaybediyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, krizin önlenmesi yönünde elle tutulur bir adım atamazsa, 2008’deki benzer boyutta küresel ekonomik çöküş yaşanabilir.

Türkiye’nin ne yapacağı ve nasıl bir tutum izleyeceği de artık en az ABD ve AB’nin alacağı kararlar kadar önemli. Çünkü bölgede model ülke olarak görülen ve attığı her adım dikkatle izlenen Türkiye, içerde yaşadığı toz duman ortamına rağmen dışarıda hâlâ belirleyici bir bölgesel güç olarak algılanıyor. Beni düşündüren tek şey, haziran ayındaki genel seçim. Mart ortalarından itibaren tamamen seçime motive olunacağı için hükümet karar almak ve dünyadaki gelişmelere tepki vermekte gecikebilir.

Alkolle ilgili en kapsamlı araştırma

Kanadalı bilim adamlarının yaptığı araştırma az miktarda alkol tüketilmesinin insanların kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürdüğünü ortaya çıkardı. 30 yıllık araştırmaya dayanan bilimsel rapor, İngiltere’nin saygın tıp dergisi British Medical Journal’de yayınlandı. Bu araştırmaya göre az miktarda alkol alanların kalp hastalıklarına yakalanma riski, hiç içmeyenlere göre yüzde 14-25 arasında daha düşük. Calgary Üniversitesi uzmanlarınca gerçekleştirilen araştırma, az alkol alımının vücuttaki iyi kolesterolü de olumlu yönde artırdığını gösteriyor. Fakat bu arada hemen hatırlatayım: Doktorlar “bu raporun sonucuna bakıp hiç içmeyenlerin alkole başlamasını” önermiyor. Çünkü az alkol tüketiminden alkolizm noktasına geçiş çok kolay. Bunun da hem sağlık hem de sosyal açıdan ağır bir faturası olabilir. İyi bir beslenme programı ve düzenli spor yaparak da kalp üzerinde olumlu etki sağlamak mümkün.