Yeni Yazısı > Türkan Saylan'ı anıyoruz - 03.06.2014

Türkan Saylan'ı anıyoruz
03 Haziran 2014

Ağır bir hastalığa yakalanmış, tedavi oluyordu sabaha karşı sırf taciz etmek için evi basılıp mektuplarına kadar didik didik arandığında. Suçu neydi? Kız çocuklarının da okumasını, çocuk gelin olmalarını önlemek istemişti. Leprayla savaşan bir hekim olarak en büyük mikrobun cahillik olduğunu görmüştü. Arkadaşlarıyla kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği binlerce kız öğrenci için umut oldu; ‘Kardelenler’, ‘Baba Beni Okula Gönder’ kampanyaları, kız yurtları, burslar derken o kızların umut olmasını istemeyen “ötekiler”in tepkisini çekti. Düşman oldular, iftira attılar, şimdi kendilerinin kolkola girdiği PKK’lıları desteklemekle suçladılar. Soma’da yitirdiğimiz işçilerimiz için ertelenen Türkan Saylan’ı anma töreni bu akşam Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’nde saat 19.00’da yapılacak. Sevenleri orada olacak.

[[HAFTAYA]]

Ankara’da sonuç farklı mı olurdu?

Yalova ve Ağrı seçimleri önemsiz gibi gözüküyor ama örnekleme için yeterli. Sonucun tek açıklaması var: AKP karşıtlığı! AKP de bunun psikolojik önemini bildiği için 2 ay boyunca asıldı her iki ile. Yalova’da 200 oy fark için harcanan emek ve parayı düşünsenize! Cumhurbaşkanlığı seçimlerine “aman nasıl olsa başbakan kazanacak” deyip de gitmeyeceklerin kulağına küpe olsun. Bir de Ankara meselesi var ki, Yüksek Seçim Kurulu biraz cesaret edip Ankara seçimini de yeniden yaptırsaydı, asıl o zaman takke düşüp kel görünecekti!

Gezi’nin yıldönümünde birden çok yanlış

Gezi’nin yıldönümünde iktidarın göz açtırmayacağı, Taksim Dayanışması’nın ise gösteri yapmak isteyeceği ‘elde var bir’di. Hükümet, 1 Mayıs’taki gibi İstanbul’da sıkıyönetim ilan etti. Eskiden asker vardı, şimdi polis var, daha acımasız. Gazeteciye canlı yayında müdahale edip elin medyasına altın değerinde görüntü fırsatı verecek kadar strateji bilmez bir polis! Kameranın çektiğini düşünmeden alttan çalışıp tekme atıyor! ABD’nin ünlü savaş muhabirine bunu yapan, kız arkadaşıyla İstiklal’de dolaşan gence ne yapmaz? Al sana şimdiden ünlü olan ikinci film karesi: Sevgilisini korumaya çalışan delikanlı. En önemli yanlış: Yakaladığını çembere alıp dövmek. Zaten yakalamışsın, zaten adam tek başına, niye darp ediyorsun? İntikam? Ceza? Gözdağı? “Yapma” diyeni de alıyor. Gözaltına alınana reva görülen tavır daha beter: Dayak, aç susuz bırakma, hakaret... Başbakan sırtlarını sıvazlar artık kahramanlarının. Ya “ötekiler”in yanlışları? Taksim Dayanışma “Akşam 7’de Taksim’de” diye niye çağrı yapıyor? Polis gelip toplasın diye mi? Basın açıklaması yapmak için dışarı çıkıyor, itilip kakıldılar diye açıklama yapmıyorlar. Ya çağırdıkları? Gelenlerin kaçı protestocu, kaçı maceracı uç gruplar? “Berkin Elvan” sömürüsü fazla uzamadı mı artık?

Mahallede terör

Ağzı yüzü kapalı ergen gençler, sanki işin eğlencesinde. Taşları söküyor, barikatlar yapıyor, ateş yakıyor, kendilerine engel olmaya kalkanları taşlıyorlar. Şişe kırıp polise atıyorlar. Polisin de bunları yakalamak gibi bir derdi yok, mahalle arasına kovalayıp uzaktan gaz atıyorlar ki işi bozulan esnaf ve evinde korkan insanlar kızsın, tepki duysun, Gezi sempatisi tersine dönsün! Paris, Londra gibi en çok ziyaret edilen beş şehrin içine giren İstanbul’da her yer turist dolu. Başlarına gelmedik kalmadı, otellerine bile gidemiyorlar. 31 Mayıs’dan ne kaldı geriye? Hepimizin ağzında gaz tadı, buruk bir öfke! Ey ruh! Geldinse vurma, her yerim yaralı bereli zaten.