Yeni Yazısı > Turizmden iyi haberler geliyor - 26.04.2011

Turizmden iyi haberler geliyor
26 Nisan 2011

Antalya ve Türk turizmi açısından 2011 yılı için umut veren rakamı Antalya Turizm İl Müdürlüğü’nün verilerinde gördüm. 16-17 Nisan hafta sonu için Antalya’ya 1 günde inen turist sayısı 38 bini geçmiş... Bu rakam tek başına bir anlam ifade etmiyor. Geçen yılın Nisan ayında benzer bir hafta sonunda gelen turist sayısının 3 bin 800 olduğunu söylersem, gelişme daha anlamlı hale geliyor.

[[HAFTAYA]]

Global KOBİ Platformu için Antalya’ya gittiğimizde Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Osman Budak ile AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır’dan başka rakamları ve gelişmeleri de dinleme şansım oldu. Elimizdeki veriler ve son gelişmeler, önümüzdeki sezonun iyi geçeğinin ip uçlarını veriyor:

- Antalya’da ilk defa ‘yatak envanteri’ çıkarılmış. Buna göre ülkedeki 1 milyon turizm belgeli yatak kapasitesinin 486 bini bu ilde bulunuyor.

- SGK’ya kayıtlı çalışan sayısı ise ilk 3 ay sonunda 145 bini bulmuş. Yaz aylarında ise 220 bine ulaşması bekleniyor.

 - 2010 yılında 9.7 milyar dolar olan turizm geliri için yıl sonunda 11 milyar dolar, hatta bir miktar üstü hedefleniyor. 2013 tahmini ise 14 milyar dolar olarak belirlenmiş.

- Bu hareketlilikte Mısır’daki olayların küçük bir miktar katkısının olduğuna dikkat çekiliyor.

- Birkaç yıllık yavaşlamadan sonra yeni yatırımlarda da canlılık var. 2011 sezonuna 15 bin 5 yıldızlı yatak ekleniyor. 2012 için de yine 15 bin düzeyinde yeni yatak beklentisi var. Bu rakamlar ve son dönemde hükümetin getirdiği vergi indirimleri nedeniyle yatırımcının keyfi yerinde... Turist sayısı artıyor, doluluk bugünlerde yüzde 70’e ulaşmış durumda... Yaz aylarında ise yüzde 100 oranını yakalama beklentisi, neredeyse bütün tesis sahiplerinde var. Bir zincir sahibinin, ‘Kâr marjları yüzde 30-40’lar düzeyinde. Herkesin keyfi yerinde’ sözü de Antalya’daki son durumu gözler önüne seriyor.

Reel faiz hâlâ yüksek mi?

En son açıklanan enflasyon rakamları yüzde 4 ile tarihi düşük düzeylerde çıkmıştı. Belki bu rakamı bir daha göremeyeceğiz ama enflasyonun bir süre düşük gideceği kesin... Bazı bankacıların tahmin ettiği gibi yıl sonunda ise yıllık enflasyon yüzde 6-7 bandına ulaşacak... Bunda tüm dünyadaki gıda ve enerji enflasyonunun etkisi büyük. Yıl sonunu bir kenara bırakırsak yüzde 4 gibi düşük orana rağmen Türkiye hâlâ ‘reel faizde’, kendi benzerleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Yüzde 4 enflasyon var ama gecelik faiz oranı yüzde 6.25 düzeyinde... Buradan 2.25 gibi bir fark var. Bir de piyasa faizi var. Hazine kağıtlarında oranlar yüzde 7-8 düzeyinde seyrediyor. Buradan bakarsanız ise ‘reel faiz’ Türkiye’de yüzde 4’leri buluyor, hatta bazı vadelerde geçiyor.

Faiz artırım dönemi mi?

Tabloda da görüyorsunuz... Bazı gelişmekte olan ülkelerde ‘reel faiz’ düzeyi, artan enflasyon nedeniyle ‘eksiye’ geçmiş durumda. Türkiye, Brezilya, Güney Afrika gibi ülkelerde ise ‘reel faiz’ dikkat çekici düzeylerde... Üstelik ‘reel faiz’ lideri olan Brezilya, son 1 yılda birkaç defa politika faizi artırımına gitmek zorunda kaldı. Bu ülkede reel faiz yüzde 5.75’i buluyor. Bu ülkeler yükseltirken Türkiye ve Güney Afrika son 1 yılda birkaç defa faiz indirimine gittiler. Türkiye son 1 yılda yüzde 7’den yüzde 6.25’e indirdi. Güney Afrika ise 7’lerden yüzde 5.5’e çekti. Şimdi ortada şöyle bir tablo var. Avrupa Merkez Bankası küçük de olsa faiz artırdı. ABD’den 2012’ye kadar artırım haberi beklenmiyor. Bazı gelişmekte olan ülkeler (Çin, Brezilya, Tayvan, Doğu Bloku ülkeleri) faiz artırdılar, yine artıracaklar. Bu tabloya rağmen gelişmekte olan ülkelerde, örneğin Türkiye’de reel faiz yüksek kalacak. Yüksek reel faiz, bu ülkelere olan ilgiyi artıracak, para girişi bir süre daha devam edecek. Ta ki bu ülkelerde faiz artırım süreci işareti gelinceye kadar...

Kazancı, baba ocağına dönüyor

Mehmet Emin Karamehmet ile Mehmet Kazancı ortaklığı, hem kurulması hem de ihaleleri alışlarıyla epey ilgi çekmişlerdi. Ailesinden ayrılan Mehmet Kazancı ile Karamehmet’in performansı merakla bekleniyordu. Ancak, son, beklenenden erken geldi. Kazancı ile Karamehmet’in dikkat çeken ortaklığı, Kazancı’nın aile işine geri dönmesiyle sonuçlanıyor. İşin bundan sonraki bölümünü anlamak için, ayrılığın nedenini ve süreci de iyi anlamak gerekiyor:

- Şirketin devir alınması için 1.2 milyar dolar gerekiyordu. Bunun 380 milyon dolarını 2 ortak karşılayacak, 600 milyon doları 3 Türk bankası verecek, 230 milyon doları da Kuveytli fondan gelecekti. Kuveytli fon aynı zamanda banka kredilerine de kefil olacaktı.

 - Ancak, Kazancı, hisselerin yüzde 49’unun Kuveytli finans şirketine verilmesini kabul etmedi, koyacak parası da yoktu. Oysa, Karamehmet, onun payına düşecek parayı da kendisi ödeyecek ve kardan geri ödeyebilmesini kabul edecekti.

- İşler uzayınca Karamehmet ve avukatları, ‘Kazancı Ailesi’nin benzer işleri var, çıkar ilişkisi oluşturuyor’ diyerek Mehmet Kazancı ve ailesinden üyeleri yönetim kurulundan çıkarma formülünü geliştirdiler. Ortaya çıkan tabloyla başa çıkamayan Mehmet Kazancı, ortağına şu teklifleri götürdü:

- Başkent Gaz’ı ya da Bedaş’ı verin.

- Bana şirketin yıllık fizibilite karı üzerinde bir pay verin. (Talep ettiği miktar 200-300 milyon dolar arasında değişiyor.) Ancak, kaynağım, ‘En fazla 50 milyon dolar verip gönderecekler’ diyor. Ona göre, Kazancı, ilişkileri kötü yönettiği için dev bir şirketteki hisselerinden oldu, kavgalı olduğu ailesine, kötü koşullarda dönmek zorunda kaldı.