TOBB Başkanı'ndan odalara 5 altın kural
27 Ekim 2009

Ekim başında Türkiye’nin dört bir yanındaki ticaret ve sanayi odalarına beklenmedik bir paket geldi. ‘Gönderenin adresi’ bölümünde TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) yazıyordu. Ben birkaç oda yetkilisinden dinledim. Başka odalarda da benzer deneyimler yaşamışlardır mutlaka... Oda genel sekreterlerinin büyük bir merakla açtıkları paketlerden, bir çerçeve çıkmış. Bana anlatan oda yetkililerinden biri, “Hiç beklemediğimiz bir tablo ile karşılaştık. Çünkü, paketten Rifat Hisarcıklıoğlu’nun resmi çıktı” diye şaşkınlığını ifade ediyor. Ancak, TOBB Başkanı’nın fotoğrafı yalnız değildi. Beraberinde Atatürk’ün okullara dağıtılan resimlerinde olduğu gibi, özlü sözler bölümü de vardı.

Hisarcıklıoğlu’nun özlü sözü

TOBB Başkanı, 365 oda ve borsaya gönderdiği tabloya, ‘Altın Kurallar’ diye nitelendirdiği, üyelere yönelik önerilerini de eklemiş... Hisarcıklıoğlu’nun 5 ‘Altın Kuralı’nı şu özlü sözler oluşturuyor:

1. Hafızasına güvenen daima yanılır

2. Önce kontrol, sonra itimat

3. İşten artmaz, dişten artar

4. İşin hilesi dürüstlüktür

5. İşte idare olmaz Ekimde fazlaca il dolaştım. Bazılarında tablo henüz asılmamıştı, birkaçında ise genel sekreter/başkan odasını süslüyordu. Bakalım, odalardaki yerin yanı sıra ‘Altın Kural’ kafalardaki yerini de alacak mı?

Başaramayanın sendromu!

Ünlü yönetim gurusu Costas Markides’den dinlemiştim. ‘Fast Second’ (Hızlı İkinci) adlı kitabı üzerine yaptığımız konuşmada, liderleri takip eden şirket ve markaların ruh haline değinmişti. Uzun süre sektörün açık ara liderini izleyen, onu geçemeyenlerde, bir süre sonra çeşitli sendromlar ve umutsuzluklar ortaya çıkabiliyor. Bu, şirketin performansının hızlı şekilde düşmesi ya da CEO’nun işini kaybetmesiyle sona erebiliyor.

Oysa ‘güçlü ikincilik’ ve ‘iyi bir üçüncülük’, bazı şirketleri hayata bağlar, kârlı ve sürdürülebilir büyümeyle yollarına devam edebilirler.

Bunları niye yazdım? Türkiye’de bazı sektörlerde açık ara lider olan, uzun süredir bu konumunu sürdüren marka/şirketler var... Bir de bunları yıllardır izleyenler... Bazıları lideri kabul etmiş, stratejisini ‘ikincilik’ üzerine kurmuştur... Ruh halleri dingin ve motivasyonları yüksektir.

Lideri geçemeyeceği halde, geçmiş gibi ‘ruh haline’ kapılanlar ve psikolojisi bozulanlar ise ‘rakamları oynatıp’ birincilik koltuğuna kendilerini oturturlar. Üstelik buna kendilerini de inandırırlar. Gerçek istatistikleri bilenler ise her şeyin farkındadır.

Bizim işimiz de biraz böyle

Ben uzun yıllardır dergi içindeyim... Capital, Ekonomist ve PC Net’in yayın direktörüyüm. Capital’i bilirsiniz, ‘Tartışmasız lider’ kapsamındadır... Aylık ekonomi ve iş dergiciliğinde yer alan diğer dergilerin ise kendi konumlandırmalarına göre yerleri vardır.

Ancak, bir süredir Forbes dergisinin yayın yönetmeni, ‘Yontma taş devri’ matematiği ile Sabah gazetesi İK ekinde, ‘nasıl lider’ olduklarını övüne övüne anlatıyor. Oysa, modern çağ matematiği kullansa, kendi tirajı içine koyduğu gibi Capital’in abonelerini de eklese, ulaştığı rakamlardan biraz etkilenir, titrer ve kendine gelirdi.

Aslında hangi derginin ne olduğunu iş dünyası bilir... Liderin, ‘ben liderim’ demesine gerek yok. Ancak, bazı okurlar, ‘Sabah gazetesi gibi önemli gazete yazıyorsa’ diye aklından geçirebilir diye bunları paylaşma gereği duydum.

Yoksa, bu gidişle, dergiyi yöneten sevgili arkadaşımız, “Hürriyet İK’dan daha çok ilan alıyoruz. Bizim sayfa sayısının az olduğuna bakmayın’ gibi bir başka hayale daha kapılacak. Uyandırma zamanı geldi diye düşünüyorum.

Solcu başkanın örnek stratejisi

Lula da Silva, Brezilya’ya başkan olduğunda, ‘solcu’ kökeni nedeniyle piyasalarda endişe ile karşılanmıştı. Aradan zaman geçti. Korkulan olmadı, yabancıların ilgisi devam etti, borsası rekorlar kırdı.

Geçenlerde Lula yönetimi, ‘sıcak para’ya bir defaya mahsus yüzde 2 vergi koyduğunu açıkladı. Amacı, para birimi Real’in üzerindeki baskıyı azaltıp, ihracatı desteklemek... Ama ilk başta korkutucu da gelse Lula, ‘sol’ düşüncelerini liberalizmle barışık bir şekilde hayata geçirmeye devam ediyor. Üstelik sırada yeni projeleri de var. Geçenlerde okuduğum bir söyleşisinde, sözünü ettiği projelerini hayata geçirirse, gerçekten dünyaya iyi bir örnek olacak diye düşünüyorum.

Lula ne diyor?

Özetle diyor ki “Biz 1950-80 arasındaki 14 yıllık dönemde, yılda ortalama yüzde 7 büyüdük, Çin’i bile geçtik. Fakat, gelir dağılımını düzeltemedik.” Ardından devreye sokacakları stratejilerini anlatıyor.

1. Yoksullara gelir transferi yapacak büyük bir proje başlatıyoruz. 2. Dar gelirliler için 1 milyon yeni konut yapıyoruz. 3. Geçmiş politikalarda ‘zengin daha zengin’, ‘yoksul daha yoksul’ oldu. Biz bu oyunu terse çeviriyoruz. 4. Yoksulun gelirinin artması, iş dünyasını da geliştirecek, büyümesine katkıda bulunacak. Lula’nın diğer politikalarını bilmiyorum ama ‘yoksula’ yönelik projelerinin Türkiye’ye ders niteliğinde olduğunu düşünüyorum.