Teknoloji yok mutluluk var

Hiç elektronik navigasyon aleti kullanmadan denizlerde dünya turunu tamamlayarak bir ilk'e imza atan Özkan Gülkaynak (48) ile söyleştik bu hafta. Gülkaynak çocuk yaşta başlamış seyirlere...

Teknoloji yok mutluluk var

15 yaşında hayalini kurduğu yolculuğa 41 yaşına bastığında çıkmak nasip olmuş. Üç yıl dünya denizlerinde tek başına dolaşmış. Çünkü o da bir adrenalin tutkunu...

Röportaj: Ali R. Karadağ

[email protected]

Yelken ve deniz aşkınız nereden geliyor?

İzmir-Çeşmealtı’nda, deniz kıyısında bir yazlığımız vardı. Önünde de bir kürekliyelkenli, bir de motorlu iki küçük tekne bağlıydı. Tüm çocukluğum, gençliğim onlarla geçti.

Lisedeyken ders çalışmaz, denizle ilgili yazılar okurdum. Okuduklarımı uygulamak için elektronik navigasyon aletleri kullanmadan, astro navigasyon yöntemiyle tüm Ege ve Akdeniz’i gezdim.

Nedir astro nevigasyon?

Yön bulmaya yarayan eski bir yöntem. Bu yöntemde, sekstant adı verilen mekanik bir aletle, gök cisimlerinin ufuğa yüksekliği ölçülererek yön bulunur. Elektronik alet olmaksızın seyir yapmak, hem teorik hem pratik bilgiye sahip olmayı gerektirir. Okuduğum kitaplar ve yaptığım pratiklerle uzmanlaştım.

Dünya seyahatini bu şekilde yapmak büyük cesaret değil mi?

Ahşap tekneleri çok seviyordum. Küçük bir tekneyle, tek başıma, hiçbir elektronik seyir aleti kullanmadan dünyayı gezme fikrimi 15 yaşındayken karara bağladım. 41 yaşında da start verdim.

Özgür olmak için tek başına olmak istedim. Kendime yetebilmek, kendimi daha iyi tanımak için. Rüzgar dümenleri, fırtına seyir teknikleri, meteoroloji, navigasyon gibi konularda kendimi geliştirdim.

Fiziki açıdan sağlam olmak için de spor yaptım. Ege, Akdeniz, Atlantik Okyanusu ve Manş Denizi’nde tek başıma seyirler yaparak kendimi sınadım. Hatta bu seyahate uygun yeni bir tekne tasarlayıp yapımına da katkı sağladım.

BATIK TEKNENİN MOTORUYLA YOLA ÇIKTI

Tekneyi yapmak için zaman ve parayı nasıl buldunuz?

İzmir’deki bir nakliye firmasında bölge müdürü olarak çalışıyordum. Kalan tüm zamanımı, kazandığım her kuruşu bu tekneye yatırdım. Kısıtlı imkanlarla 7.95 metrelik ‘Kayıtsız’ adlı teknemi oluşturdum.

Motoru daha önce batmış bir tekneden almıştım, zaten sık sık bozuldu. Doğru çalışan bir telsizim bile yoktu. Sponsorlarım yan çizdi, arkadaşlarımın oluşturduğu fon sayesinde 2006 Temmuzu’nda start verdim.

Nasıl bir duyguyla çıktınız yola?

Etkileyici bir tören düzenlediler bana. Arkadaşlarım, ailem, tüm sevdiklerim beni uğurlamak için geldi. Yüzlerinde endişe vardı. İzmir-Çeşmealtı’na gittim, biraz kaldım. Seyahatimi, zorlukları düşündüm.

Benim için endişelenenler aklıma gelince seyahati bırakma aşamasına bile geldim. Ama çok istediğim bu seyahati yapmazsam mutsuz olacaktım. Böylece Yunanistan’ın Sakız Adası’na geçtim, üstümdeki baskı o anda kalktı.

Nasıl bir seyir izlediniz?

Yolculuk boyunca yaklaşık 400 limanda demirledim. Ege, Akdeniz, Atlantik Okyanusu, Pasifik Okyanusu, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz rotasını izleyerek Türkiye’ye döndüm.

“ENDONEZYA’DA TİFOYA YAKALANDIM”

Kimbilir ne tür zorluklarla karşılaşmışsınızdır.

Denizcilik bir bilimdir, eldeki imkanlarla gerçekleşir. Tekneme özel bir sürü buluş, teknik geliştirmiştim. Tek başına seyahat ederken en önemli şey dinlenmektir. Uyurken, açıkta seyir halindeyseniz 20 dakikada bir uyanmalı, ufku ve rotayı kontrol etmelisiniz.

İyi planlamalar yaparsanız fazla zorlukla karşılaşmazsınız. Ama tabii ki bazı şeyler sizin elinizde değil. Örneğin iki yelkenli yan yana giderken bir şilep çıktı karşımıza.

Bizim seyir yolumuza girdi. Hiçbir uyarıya yanıt vermedi. Son anda manevra yaparak yana çekilebildik. Çok yakınımızdan geçti. Ama en büyük zorluğu Endonezya’da, tifoya yakalandığımda yaşadım.

Üç hafta boyunca halsiz, bitkin bir halde kaldım. İlaçlarla biraz toparlandım ama o psikolojik ve fiziksel halsizlikle birlikte iştahsızlığın üzerine tropikal yağmurlar çok yordu.

Bir şey yiyemediğim için süte protein tozu ve bal katarak ayakta kalmaya çalıştım. Teknenin motoru da arızalanmıştı aksi gibi. Üç hafta sürdü bu durum.

Ya yaşadığınız güzel olaylar?..

İlginç tesadüfler yaşadım.Tayland’ın Kai Hok Adası’nda rahmetli Mehmet Ali Birand’la karşılaştım. Afrika’da, Komorlar’daki küçük bir adada tanıştığım barmen kadın, Türk çıktı.

Güzel sürprizlerdi bunlar. Bir de şunu fark ettim: Fakir ülke insanları, Batı toplumlarından daha sağlıklı bir kültüre sahipler. Paylaşımcı, güleryüzlü ve iyi niyetliler. 

Gezi bitince neler hissettiniz?

Kendimle daha barışık biri olduğumu fark ettim, sevdiklerime kavuştuğum için çok sevindim, hayalimi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadım. Seyir günlüklerinden yararlanarak, hayatımı ve birikimlerimi bir kitapta anlattım. 1400 görsel ve 50 haritayla çıktı kitap.

“Marinalar gereksiz pahalı” 

Türk denizciliğini nasıl görüyorsunuz?

Tekne sayısı arttı ama denizcilik ileriye değil, geriye gidiyor. Minimalist, bireysel ve düşünsel denizcilik gelişmeli. Masraf yaparak, lüks ürünler kullanarak olmaz. Paylaşım, tevazu, yardımlaşmadır denizcilik.

Marinalarımız AVM mantığıyla işletiliyor: Çok pahalı, 5 yıldızlı otel gibi hizmet veriyor. Marinalarda bakım esastır ama zımpara yapmak, bakım yapmak yasak. Daha ucuz, daha doğal marinalar olmalı.

İşin kültüründe değil, şovunda olursak gelişme görüntüde kalır.

Sizinki gibi bir dünya seyahatinin maliyeti nedir?

Yaşam tarzınıza ve gelir düzeyinize göre değişir. Denizde yaşamak, karada yaşamaktan ucuz. Mütevazı yaşarsanız ayda 1000 dolar rahatlıkla yeter.

KARADENİZ REHBERİ YOLDA

Dünya turundan sonra neler yaptınız?

Karadeniz’i kıyı kıyı, koy koy gezdim. Yatçılar için bir ‘Karadeniz Rehberi’ hazırlıyorum. Yatların girebileceği limanlar, derinlikler, krokisi, rüzgar rejimi, meteorolojik taktikler gibi ayrıntılar olacak. Şubat ayına hazır olur.

Denizcilikle ilgili yeni proje var mı?

Çocuklara denizcilik eğitimi vermek için İzmir-Seferihisar’da bir arazi aldım, eğitim kampı yapacağım. Yazdığım kitabın geliriyle de 11.90 metrelik ‘Leydi S’ adlı bir yelkenli aldım. Çocuklar, bu teknede işi uygulamalı olarak öğrenecekler.

Yeni seyahat var mı ufukta?

Şimdilik kitaplar ve eğitimler var ama okyanus beni tekrar çağırırsa hiç düşünmem, yeniden yelken basarım.

(27.07.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)