Takılarıyla Amerika'daki ünlü müzede

Takılarıyla Amerika'daki ünlü müzede

Meral Saatçi, Amerika’da ünlü kadın sanatçıları bünyesinde toplayan müze ‘Washington D.C. National Museum Women in the Arts’ta tek Türk takı sanatçısı olarak yer aldı. Takıları büyük ilgi gördü. Hala bu ünlü sanat galerisinin mağazasında Meral Saatçi’nin takıları satılıyor. Meral Hanım’ın takıları, İstanbul Modern’in mağazasında da satışa sunuluyor. Ürünlerin müzelerde yer alması gibi müze mağazalarında satılması için de sıradışı ve özel tasarımlar olması gerekiyor. Beymen, Network, Que için de takı koleksiyonu hazırlayan Meral Saatçi ile buluştuk; hikayesini dinledik. Daha piyasaya çıkmamış olan yeni sezon takılarını bizimle paylaştı...

Seral Cumalı

[email protected]

Amerika’daki ünlü müzede yer alan tek Türk oldunuz. Bu nasıl gerçekleşti?

Evet; araştırmaları sonucu takılarımı beğenmişler; bana ulaştılar. Sergi çok ses getirdi, çok keyifliydi. Sergi bir ay sürdü ama takıları çok beğendikleri için galerinin mağazasında satmaya devam ediyorlar.

Takılarınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Minimalist ve sıradışı. Çok sade bir insanım. Düşüncelerim, evim, hayatım çok sade. Bu takılarıma yansıyor doğal olarak. Gümüş ve yarı değerli taşlarla çalışıyorum. Büyük ve gösterişli takılarımda bile gizli bir sadelik vardı.

Firmalara nasıl koleksiyon hazırlıyorsunuz?

15 yıldır Beymen Club’a her sezon takı hazırlıyorum. Network ve Que’ya tasarım yapıyorum, takılarım Galata’da Laundromat’ta, Nişantaşı Aysira’da, Ankara’da Armada Alışveriş Merkezi’ndeki Harem mağazasında ve yurtdışında birkaç noktada satılıyor. Mesela Beymen Club’a takı koleksiyonu hazırlarken, koleksiyonunun önce kumaşlarını görüyorum, sonra koleksiyondaki detayları inceliyorum. Sonra o sezonki koleksiyona uygun takılar tasarlıyorum. Böylece Beymen Club’tan giysi alanların, uygun takıları da dışarıda aramalarına gerek kalmıyor. Takı tarzım zaten Beymen Club’ın ve Que’nun koleksiyonlarına çok uygun. Bu iki marka ruhuma hitap ediyor.

Bu sezon neler hazırladınız?

Beymen’e bu sezon laleler yaptım. Bunun dışında kırmızı ve lacivert taş ve gümüşten oluşan takılar tasarladım. Yine minimalist, yine sade ama renk de var. Que için yaptıklarımda renk yok. Tamamen gümüş ya da oniks dediğimiz siyah taşlar veya lav taşlarından tasarlandı. Özel koleksiyonum ise Ege ve bahar esintisi taşıyor. Ben Kuşadalı’yım, bu sezon ‘Kuşadası’nda Yaz’ koleksiyonu yaptım. Eskiden Vita yağlarının tenekelerine bile çiçek ekilirdi; bizim orada çiçek çok önemlidir. Gümüşten saksı içinde çiçek, ev, deniz ve kuşlar, dilek ağacı kolyeler tasarladım. Çiçek broşlar yaptım. Bazılarına göre uğur sayılan baykuş broşlar, Ege kedisi broşu bu sezonki tasarımlarımdan.

Takılarınızın fiyatları ne?

50 TL’den başlıyor, 300 TL’ye kadar çıkıyor. Fiyatları, herkesin satın alma gücüne uygun belirliyorum. Çünkü daha çok kişi alıp taksın istiyorum.

Neden dükkan açmıyorsunuz?

Bir ekibim de yok benim, atölyesini paylaştığım arkadaşımla beraber çalışıyoruz. Takı tasarlayıp yapmak bana meditasyon gibi geliyor. Ekibi kalabalıklaştırmak, dükkan da açmak istemiyorum. Çünkü o zaman ticari olacak. Ve ben bu işi ticarete dökmek, istemiyorum. Sanki bir büyü var ve bozulmasın.

Bu büyü ne zaman, nasıl başladı? 

Ankara İngiliz Filolojisi’nde okurken evlendim. 21 yaşındaydım. 20 küsur yıldır evliyim ve çok mutluyuz. Kızım Bilgi Hukuk’u bitirdi, Petrol Ofisi’nde çalışıyor. Oğlum İtalyan Lisesi’nde okuyor. Eşim optisyen. 1986 yılıydı, bir gün takı almaya çıktım, piyasada satılan takıları beğenmeyince kendim için bir takı yaptım. Zincirlerle yaptığım spor bir takıydı bu. İlk takım ile Beymen yolu açıldı. Sanki benim için bir senaryo yazılmış ve ben oynuyordum. Hiç bu işi yapayım, şurada olayım diye bir düşüncem yoktu. Olaylar öyle bir gelişti ki...

Nasıl gelişti?

Bir arkadaşımıza yemeğe gitmiştik. Ben ilk takımı taktım. Tesadüfen onların İngiltere’den bir arkadaşları habersiz şekilde uğradı. Bir süre Beymen’de çalışmış daha önce; “A bunu mutlaka Beymen’in Satın Alma Müdürü Tayfur Bey (Tayfur Düzağaç) görmeli” dedi. Hemen randevu aldı, gittim. Tayfur Bey, “İşçiliğiniz çok güzel ama asla bizim tarzımız değil” dedi. “Kibarca beni reddetti” dedim ve unuttum o işi. 5-10 gün sonra Tayfur Bey aradı, “Meral Hanım Beymen Club’lardaki giyim koleksiyonlarına baktınız mı?” diye sordu. Onlara uygun takı kolesiyonu hazırlamamı istediler. İnanılmaz telaşla kısa sürede bir koleksiyon hazırladım. O gün bugün Beymen’e kesintisiz koleksiyon hazırlıyorum...

 Takıyı doğru kullanmak da önemli değil mi?

Takıda moda diye bir şeye inanmıyorum. Firmalara değil ama kendi özel koleksiyonum için yaptığım takılarda bu düşünceme göre hareket ediyorum. Ama tabii ki giyim gibi takı da kişilikle uyumlu olmalı. Önerim, tam takım set kullanılmamalı. Çünkü o zaman takı özelliği gider. Öyle bir set almış olsalar bile, ayrı ayrı kullanmalarını öneririm. Ya kolye ile minik bir broş, ya kolyeyle minik bir küpe. Bir jean, bir tişört bile giyseniz bir takı sizi çok mutlu eder. Takı takınca insan kendine daha çok güveniyor, ya da işimden dolayı ben mi böyle hissediyorum bilmiyorum. Ama takı sizi daha bakımlı ve daha özel gösteriyor. Tabii kulağım boş kaldı bir küpe takayım demiyorsanız! Gerçekten bilinçli takıyorsanız...

Bu yazı 10 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

2