Tak-Şak'ın cezası azaltılıyor!
29 Ekim 2010

Anayasa Komisyonu Başkanı olan Anayasa Profesörü AK Partili Burhan Kuzu, Türk Ceza Kanunu’nda ‘görevi kötüye kullanma’nın cezasının 2 yıldan 1 yıla indirilmesi için “Zaten bu maydanoz suçtur. İstenen, yerinde bir düzenleme” demiş. Sonra da ne demek isteğini anlatmış; “Biz buna maydanoz tipi suç deriz. Her şeyin içine girer ya onun gibi! Bürokratın yapacağı işe engel olur, korkutur. Birisine suç yüklemek istiyorsan da delillere dayanmadan ‘Görevi kötüye kullanma’ dersin, sonra hakim uğraşır.” Ben size yapılmak istenenin ne olduğunun tercümesini yazayım: Siyasetçiden aldığı kanunsuz emri mecburen uygulayan bürokratları kurtarma girişimidir bu. Bürokratın yargılanabildiği tek kanun maddesi olan ‘Görevi Kötüye Kullanma’ suçunun cezası hepten düşülüyor. Siz sağ biz selamet. Bundan böyle siyasetçi ‘tak’ diye ister, bürokrat da ‘şak’ diye yapar! Tak-şak formülü. Yapılan kanunsuzmuş, yolsuzmuş, dert değil. Nasılsa ceza yok.

[[HAFTAYA]]

Bu ilk değil ki!

Bu durum bana DSP-ANAP-MHP hükümetinin giderayak çıkardığı Rahşan Affı’nı hatırlattı. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Hanım “Ben bu affı kader kurbanları için istiyorum” demişti. Bülent Bey de eşine saygıdan(!) affı çıkartmış, kader kurbanı derken hırsız, tecavüzcü, içerde kim varsa serbest kalmıştı. Nisan 1999’daki bu af çok önemli bir işe daha yaramıştı: O dönem ‘görevi kötüye kullanma’ suçu işlediği tespit edilen ve adı yolsuzluklara bulaşan ne kadar kirli bürokrat varsa, ceza almaktan kurtulmuştu. Hepsinin çaldığı yanına kar kalmıştı. Söz meclisten dışarı; Yüce Divan’da yargılanan eski Başbakan Mesut Yılmaz ile eski bakanlar Güneş Taner ve Yaşar Topçu da ‘Rahşan Affı’ sayesinde hapis yatmaktan kurtulmuştu. Siyasetçiler akıllı adamlardır. Yaptıkları her işin, çıkardıkları her kanunun, bugün, olmadı yarın, mutlaka kendilerine de faydası olur. Ne demek istediğimi size detaylı anlatmaya çalışayım:

Rüşvetin belgesi olmaz

Görevi kötüye kullanma’nın cezasının azalması rüşvet, irtikap, evrakta sahtecilik ve zimmet gibi suçları işleyenlerin de işine yarayacak. Malumunuz, rüşvetin belgesi olmaz. Bürokrata verilecek rüşvet, bankadaki hesabına ya da birinci derece yakınlarının hesaplarına yatırılmaz. İrtikapı tespit etmek çok zordur. Bürokratın o suçu işlediğine dair eldeki tek kanıt, usulsüz ve yasalara aykırı yaptığı işlemdir. Amaaa, bürokratın yasaya aykırı bu işi menfaat karşılığı yaptığını ispatlayamadığınız sürece rüşvet ya da irtikap ile zimmetten cezalandırılması olanaksızdır. Hukukun elinde bir tek yol kalır; o da ‘görevi kötüye kullanma’ suçudur. Size bir örnek: İstanbul Ticaret Odası, sahibi olduğu Yeşilköy’deki Dünya Ticaret Merkezi’nden CNR Fuarcılık’ı çıkartmak istiyor. İTO’nun kazandığı tahliye davası sonrasında Bakırköy’deki icra müdürleri 20 bin TL rüşvet alıyorlar. Ancak haklarındaki dava rüşvetten değil, ‘görevi kötüye kullanmak’tan açıldı. Çünkü rüşvet aldıklarına dair görüntü ve belge yok. ‘Görevi kötüye kullanma’nın cezası 2 yıldan 1 yıla indirildiğinde bu memurlar kurtulacak. Çünkü 1 yıl ve altındaki cezalar genelde tecil ediliyor ya da paraya çevriliyor. Asıl kafamı kurcalayan şu; hükümet neden bu suçtaki cezayı indirmek istiyor? Çok sayıda bürokrata usulsüz emir verildi de bu bürokratların başı ilerde ağrır korkusu mu var? Birileri suça ‘maydanoz’ derken bizi de hıyar mı zannediyorlar?