Yeni Yazısı > Suriye bataklığı - 28.06.2012

Suriye bataklığı
28 Haziran 2012

AK Parti genel başkan yardımcılarından biri Suriye meselesi ile ilgili yazılarıma bir eleştiride bulundu: “Türkiye bölgenin en dikkat çeken ülkesi... 3-4 sene içinde kişi başına düşen milli gelirde gelişmiş ülkeler ortalamasını yakalayacağız... Bütün Ortadoğu’nun yatırım için kuyruğa girdiği tek ülke Türkiye... Buna engel olmak isteyenler şimdi bizi bir bataklığa çekmek istiyor. Bütün mücadele bu! Bunu nasıl görmüyorsunuz?”

***

Türkiye’nin ekonomisi ve istikrarı ile ‘yükseldiği’ şüphesiz. Birilerinin bundan fena halde rahatsız olduğu da! Suriye meselesi gerçekten o birilerinin Türkiye’yi bataklığa çekme projesinin parçası da olabilir. Ancak bu durum sonucu değiştirmiyor! Ülkeyi yönetenler kabul etsin ya da etmesin ortada bir gerçek var: Türkiye’nin Suriye politikası tam anlamıyla iflas etmiştir!

[[HAFTAYA]] Bugüne kadarki Türk dış politikasının kamuoyunda yarattığı ‘Biz aslanız, biz kaplanız. Bize kimse kafa tutamaz’ ruh hali hezimetle son bulmuştur. Suriye’deki sorunu, Suriye’yi düşman ilan ederek çözme projesinin faturası çok ağır olmuştur.

***

“E ne yapalım, savaşa mı girelim?” Tabii ki hayır. Aksine şu anda Türkiye’nin uyguladığı ‘Uluslararası Güç Odaklarını Suriye’nin Üzerine Salma Politikası’ son derece doğru. Ancak; Irak’ta işkence için özel tesisler kurmuş Amerika ile... Sokakta her gün adam asan İran’la... Pek de demokratik olmayan Suudilerle ‘can ciğer kuzu sarması’ modeli takılırken, Suriye’deki Esad rejimine karşı bu denli sert ve açık bir nefret dile getirmenin hata olduğunu kabul etmek zorundayız.

***

Bunu kabul etmek neden bu kadar önemli biliyor musunuz? Çünkü, Türkiye’nin ‘düzenli’ aralıklarla başına gelen ekonomik krizlerden teröre, doğal afetlerden darbelere kadar her türlü musibetin en büyük sebebi şudur: Eleştirileri ‘maksatlı’ görüp yok saymak; Eleştirenleri ayaklar altında, dalkavukları el üstünde tutmak ve sonuç olarak geçmişteki hatalardan bir türlü ders çıkaramamak! Umarım, Suriye meselesi bir milat olur ve ‘başkalarının hataları’ ya da ‘üzerimizde oynanan oyunlar’la meşgul olduğumuz kadar kendi hatalarımızla da yüzleşebiliriz! Çünkü yarının doğrularını bugünün doğruları değil, dünün hataları belirliyor!