Yeni Yazısı > Sümeyye milletvekili olacak - 24.10.2010

Sümeyye milletvekili olacak
24 Ekim 2010

Başbakan Erdoğan, başı açık kadınlara, başı kapalı kadınların haklarını savunmadıkları için sitem etmiş. “Televizyonlardaki tartışmalara bakıyorum, başı kapalılar ‘Biz sizin haklarınızı savunacağız’ diyor ama başı açıklar kapalıların haklarını savunmuyor” demiş. Bir süredir ‘karşı tarafın’ anlatmaya çalıştığı ve böylece bu tarafın onlara anlatamadığının ortaya çıktığı gerçek bu: Hangisi olması gereken, hangisi normal? Kapalı olanlar, bütün kadınların öyle olması gerektiğine inandıkları için iş hak olmaktan çıktı, neredeyse dayatma oldu. Diyorlar ki “Bize neyin hakkını tanıyorsunuz, olması gereken budur!” Oysa başı açık kadınlar hayatları boyunca tam tersine inandı ve ötekileri hep içinde bulundukları durumdan ‘kurtarmaya’ çalıştı. ‘Söz konusu olan insan hakkı, kadın hakkıysa örtünmemek haktır’ bildi.

[[HAFTAYA]]

Şimdi tartışılan bu. Kadınların niye örtünmesi gerektiğini savunan erkek mektuplarını okudukça dehşete düşüyorum. Kimlerle birlikte yaşıyoruz? Bir sapıklar ordusu! Başı açık kadınlardan nasıl tahrik olduklarına, evde aynı masada yerken yiyemez hale geldiklerine kadar neler anlatıyorlar. E şimdi onlar ilkel, hatta sapık diye kadınların poşetlenmesi mi gerekiyor? Şule Yüksel Şenler’i dinlerken de ürkmemek mümkün mü? Bugün örtünen kadınların yarısını beğenmiyor, öyle makyajlı, pantolonlu, dar kıyafetli, renkli eşarplı olmazmış. Karga gibi olacak illa ki, baştan ayağa siyah ve bol giysiler içinde. Kadına benzemeyecek yani. “İnşallah bir gün hepsi bilinçlenecek ve bu hale gelecek” diyor. Çok yol katettiği de ortada!

Sümeyye milletvekili

Beni şaşırtan eşi ve kızları bu modele uymayan Başbakan’ın tavrı. Hatta kızı Sümeyye ile ilgili projelerinin hayli ileri olduğuna eminim. ABD ve İngiltere’de okumuş Sümeyye Erdoğan, bir süredir AKP’de dış ilişkiler üzerine danışmanlık görevi üstlendi ve babasına dış gezilerde eşlik ediyor. Hatta referandum sürecinde de hep yanında bulundu. Başbakan, sanırım 29 Ekim resepsiyonuna da Emine Hanım’la değil, Sümeyye Hanım’la gidecek. Bana öyle geliyor ki AKP’nin ilk tesettürlü milletvekili adayı da Sümeyye Erdoğan olacak. Söyledi dersiniz. Ve Sümeyye Erdoğan hiç de Şule Yüksel’in tarif ettiği tesettürlü kadın değil! Bu tabloya bakarak en azından sevinmek mi gerek?

Dünyevi lezzetlerin doruğunda

Tweeter izleyenlerim biliyor, sizin de bilmek hakkınız. Geçtiğimiz hafta iki güzel yemek tadımındaydım. Hem de çok güzel bir rastlantıyla biri Mardin yemekleri, diğeri trüf mantarlı dünya mutfağı. Yerelden evrensele! Ebru-Fatih çiftinin Mardin maceralarını beni izleyen bilir. Mardin’de açtıkları Cercis Murat Konağı’nın yemeklerinin ve Süryani şarabının güzelliği dillere destan. Ama Mardin’de içki içilebilen tek lokanta olunca, devlet ve yerelden başlarına gelmeyen de kalmadı. Üstelik Ebru bu lokantanın yemeklerini yörenin kadınlarına yaptırdı, onlara istihdam sağladı. Ve bir gün İstanbul’a geldi, bir ben gidemedim Suadiye’deki çok şık konaklarına! Mutfak Dostları Derneği’nin daveti olmasa yine gidemeyecektim ama Sevim Hanım sağolsun, beni zorluyor. Mardin Bağbozumu Yemekleri müthişti. Sofralarda nar, incir, pirinç, ceviz gibi bolluk vurgusu yapan çerezler... İçli köfte, etli pilav ve saten yumuşaklığındaki yapraklardan yapılmış dolmalarla muhteşem bir mutfaktan örnekler verdiler. Servis, otantik mutfak malzemeleri kullanılarak yapıldı. Ebru, hepimizi duygulandıran yolculuğunu anlattı. Biliyorsanız da gidin, bilmiyorsanız mutlaka gidin! Lezzet ve keyif bu konakta buluşmuş.

Trüf mantarını duydunuz mu?

Trüf, yerin altında bulunan bir mantar. Bazı yerlerde kendiliğinden oluşuyor, ancak burnu iyi koku alan köpek ve domuzlar sayesinde bulunuyor. Dünyanın en keskin kokusu ve tadı olan yiyeceklerinden. Belli bir mevsimde bulunduğu ve çok az olduğu için de değerli. Şimdi tam mevsimi. Bir hafta süresince Swiss Hotel’in artık otel restoranı olmanın çok ötesine geçmiş Gaja’sında trüflü yemekler sunuluyor. Genç şef James’in hazırladığı mönüyü uzun uzun anlatmaya gerek yok, hepsi kendi tasarımı ve fantezisi. Tek söyleyebileceğim etsiz bir mönüydü, çünkü ihtiyaç yoktu. Trüf yeterince tat ve değer veren bir ürün. Bu çarpıcı mönüye, benzer değerde bir şarabın, Barolo’nun değişik tatlarının eşlik ettiğini söylemeliyim. Trüfün dondurması dışında içine girip de yakışmadığı hiç bir şey yoktu, bu mantarı bulup da yemeden insana teslim eden o köpeklere bile teşekkür ediyorum!