Şükretmek için Yaprak Dökümü izlemek!
01 Ekim 2010

Ali Rıza Bey, konuşamıyor ve sürekli yatar halde olduğu için (adam felçli) mesela onu canlandıran Halil Ergün ağabeyim yarım maaş mı alıyor?

Saçma ama önceki gün diziyi izlerken öyle geldi oturdu aklıma bu soru. Sonra dedim ki kendime; “Mümkün mü oğlum, bak adam yattığı yerden hikayenin kaderini belirliyor”...

“Katil Oğuz!” yazıyor tahtaya. Oğuz’un gadrinden “yaş itibarıyla” kaçabilmiş Ayşe de görüyor bu itirafı. “Ne olacak?” diyorum içimden sonra, “Yeni bir Beşir (Aşk-ı Memnu) vakasıyla mı karşı karşıyayız?”

[[HAFTAYA]]

Sonra nedense değiştiriyorum kanalı. Böyle bir ağır ve ağdalı, iç sesler üzerinden yürüyen hikaye giderek baygınlık veriyor bana.

Sadece belki, o da halime şükretmek için bakarım bundan sonra; “Bu dünyada ne de talihsiz kullar varmış” diyebilmek için yani, o kadar!

Yemek yerken ağız şapırdatılır mı?

Vedat Milor ve Mehmet Yaşin. Ekrandaki hallerini giderek kıskandığım iki çeşnicibaşı. Biri NTV’de diğeri CNN Türk’te sürekli ağızlarını şapırdatarak yemek yiyorlar... Milor bu konuda daha usta. Kendine aşırı güveninden olsa gerek bir gurme değil, bir şovmen tadında duruyor ekranda... Mehmet Yaşin ise, “ben gezeyim göreyim, elbette yiyecek iki lokma bulurum” tadında. Buldu mu da yumulan cinsinden ama... Yaz boyunca bir banka için belgesel bir kitap hazırladım. 7500 çeşit meze ve yemeğin arasından geçtim, ateşte yürüdüm açıkçası... Ve birçoğunun tadını kaçırarak bitirdim günlerimi. 30 kilo verdim evet ama böyle münasebetsiz bir şekilde verildi o kilolar... Şimdi doğal olarak ekranda yemekleri porsiyonuyla götüren tipleri izlemeye dayanamıyorum. Her ne kadar iki saygın usta da olsa!

Mirgün Cabas günün işini çıkardı!

Mirgün Cabas, selefi Can Dündar’ın ana haber sunmak için terk ettiği saatleri oldukça yüksek bir gayretle dolduruyor NTV’de... Önceki gece, Türkiye’nin birkaç gündür konuştuğu “Hanefi Avcı’nın tutuklanması” meselesiyle ilgili en magazin ve fakat en ilgi çeken konuğu aldı “Her Şey” isimli programına... Eskişehir eski Emniyet Müdürü Avcı’nın aşk yaşadığı iddia edilen Kezban Küçük, meseleyi iddiadan bir adım öne götürerek resmen itiraf etti ilişkiyi... Zaman zaman detaylara giriyor oluşu, ister istemez zor durumda bıraksa da Mirgün toplamda yapılabilecek en iyi röportajı yaptı. İster magazin deyin isterseniz fantezi...

Bu ismi dikkatle izleyin

Nedim Şener! Bu ismi POSTA Gazetesi’ndeki yazılarından tanıyor olabilirsiniz. Ya da Arena programına hazırladığı dosyalar ya da özel haberlerinden... Ben Kahramanlık Ödülü de dahil olmak üzere aldığı ödüller ve gündem değiştiren haberlerinden tanıyorum. Aldığı cezalar ve zorlaştırılan hayatından biliyorum onu... Eğer son zamanlarda ekranda konuşan kafalar içinde hakikaten dolu bir tanesini arıyorsanız, Nedim’in çıktığı hiçbir yayını kaçırmayın. Fikirlerine katılırsınız ya da tam tersi; ama kaçırmayın. Aykırı bir sesi duymayalı çok oldu çünkü!

Ramiz Dayı nasıl kurtulur?

İki gündür kahvede, sokakta, lokantada hep aynı şey konuşuluyor. “Ramiz Dayı (Ezel/atv) öldü mü?” Bana gelen soruların fazlalığından hareketle, bir kez daha bilgilendirmekten erinmeyeceğim okuru; “Ölmedi. Yani henüz değil”... Bu durumu okuyup anlayan bir kitleden de “Ramiz Dayı nasıl kurtulur?” mesajları yağmaya başladı. Bir tanesine bayıldım. Diyor ki sevgili okur; “Sekiz, muhtemelen aynı kan grubundan olan dedesine kan vererek onu hayata döndürsün. Hepimiz şaşıralım!”... Kehanete gerek yok. Sekiz imana gelip yapmayacağına göre, ben şimdiden tam tersini söyleyebilirim. Öleceği, muhtemelen de Kenan Birkan elinden gideceği belli olan Sekiz için, yırtarsa eğer Ramiz Dayı kan depolamaya başlasın... Onun daha çok ihtiyacı olacak. Söyledi dersiniz artık!

Kral üniversiteye girebilecek mi?

Genç Bakış (Kanal D) sanıyorum güvenlik nedeniyle artık devlet üniversitelerini tercih etmiyor yayın için...

Bu yüzden özel üniversitelerin nispeten daha sakin ve göründüğü kadarıyla “boş” ortamlarında huzur içinde akıyor program...

Abbas Güçlü’nün kimi zaman yakındığı bu tercihinin gösterdiği bir şey var. Devlet üniversitelerinden yayın yapabilecek, bu riski alıp, yayını da selametle bitirebilecek bir adam az zamanda çok genç için efsane olacaktır...

Şimdi Okan Bayülgen’in yayınlanmaya hazırlanan Münazara Kralı’nda tercih edeceği üniversiteleri merak ediyorum ben...

Okan bir devlet üniversitesine gidip yayını kesintisiz bitirmeyi becerebilirse, bahsettiğim efsane olabilir. Gerçi kendisi Kral ama “Efsane Kral Arthur” olsa fena mı olur?..