Son günlerin yükselen iki yıldızı
04 Eylül 2009

Yıldızı yükselenlerin başında İçişleri Bakanı Beşir Atalay geliyor. Kürt açılımının adeta organizatörü ve sözcüsü olarak çalışıyor. Ak Parti iktidarı, sürecin sorumluluğunu Atalay’a verirken doğru bir seçim yapmış gibi görünüyor. Basın toplantılarında olsun, konuyla ilgili görüşmelerinde olsun kişiliğine çok uygun hareket ediyor. Sesini yükseltmiyor. Kavga etmiyor. Sakin bir tonda konuşuyor. Karşısındakini dinlemesini biliyor. Herkesi eşit görüyor. Saygılı yaklaşımıyla karşısındakileri de kendisine saygı duymaya zorlayor. Kendini ön plana çıkarmıyor. Kimseden rol çalmıyor. Atalay, belki bazıları tam tersini düşünüyor olabilir, ancak şimdiye kadarki performansıyla süreci iyi götürüyor. Gündemi elinde tutuyor. Besbelli ki, 40 yıllık Kürt sorununu çözmeye yönelik böylesine geniş bir çalışma daha yeni başlamış durumda ve zamana ihtiyaç var. Atalay, aceleci davranmıyor. Çalışmalar uzadıkça, tartışmalar da yaygınlaşıyor. Tartışmaların böylesine genişlemesinden de rahatsız olmamak gerekir. Herkes eteklerindeki taşları döküyor. İnsanlar konuştukça, çok tartışmalı konulara alışıyorlar. Bu da kamuoyunda Atalay’ın işini kolaylaştırıyor. Atalay’ı asıl zorlayacak kesim, ne MHP ne CHP, ne de ulusalcılar, onun asıl sorunu devletin içinden gelecek. Hele proje açıklansın, işte ondan sonra kıyametler kopacak. Benim tahminim, Atalay o dönemde de soğukkanlı yaklaşımı, kibar vücut dili ve samimi yaklaşımıyla sürecin büyük zarara uğramasını engelleyebilecek. Bugünden sonucu tahmin etmek çok güç. Ancak, bu sürecin çok uzun bir zaman dilimine yayılacağını da unutmayalım. Dolayısıyla Atalay’ın başarılı olup olmayacağını tartışmanın da bir anlamı yok. Zira Kürt açılımı, birkaç lider, Atalay gibi birkaç sözcü veya örgütleyici eskitebilir. Biz bugüne bakacak olursak, genel yaklaşımı ve tutumuyla Atalay’ın yıldızı yükseliyor.

Türkiye’nin Kissinger’ı olma yolunda

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yıldızı yükselen ikinci isim. Son derece ilginç bir kişiliği var. Onun da Atalay gibi, müthiş bir karizması yok. Daha önceki bazı dışişleri bakanları gibi Avrupai bir duruşu, pırıltısı veya son derece şık bir giyim kuşamı da yok. Anadolu’nun önemli bir kentindeki bir üniversitenin tanınmamış, mütevazı bir öğretim üyesi hali var. Bütün bunlara karşılık, gözlerinin içi parlıyor. Öylesine samimi bir gülüşü, öylesine mantık yapısı güçlü ve son derece anlaşılır bir konuşma tarzı var ki, Davutoğlu’na, kendine özgü bir karizma veriyor. O da Atalay gibi, kendini ön plana atmıyor. Başbakanın gölgesinde kalmaya dikkat sarf ediyor. Bunu da yalancı bir tevazu ile yapmıyor. Kendi konularının dışına çıkmadığından dolayı da hata yapmıyor. Eleştiri almıyor. Yabancı meslektaşlarıyla ilişkilerinde de ilginç bir havası var. Kimseye abartılı güvenceler vermiyor. Daima doğrusunu söylüyor. Bundan dolayı, karşısındakilerin güvenini kazanıyor. Dışişleriyle ilgilenmeye başladığı günden itibaren, başbakanın da güvenini en çok kazanan kişilerin başında geldiğini söyleyebilirim. Hiçbir abartısı olmaması ve görüşlerindeki mantık yapısı, Erdoğan’ın ona inancını giderek arttırdı. O kadar ki, çok sevdiği Babacan’ı belki de kırma pahasına dışişlerini Davutoğlu’na verdi. Doğrusu da buydu. Zira gerçek politika üretimi Davutoğlu’ndan geliyor, bakan ise ister istemez bunun altında kalıyordu. Davutoğlu’nun başarılı politikaları henüz kamuoyunda yeterince bilinmiyor. Eğer Kuzey Irak açılımı bugüne geldiyse, onun sayesindedir... Ortadoğu’ya açılımların altında hep onun imzası vardır... Ermenistan açılımının da bu noktaya gelmesi, yine Davutoğlu’nun çabaları sonucudur. Bugün için Davutoğlu, Atalay’dan daha şanslı görünüyor. Zira Ermeni açılımı beklenen sonucu vermese dahi, elindeki diğer dosyalar ona yeterince hareket yeteneği veriyor. Bu tempoda gittiği taktirde, rahmetli Fatin Rüştü Zorlu veya Sabri Çağlayangil gibi, görevi bıraktıktan sonra da anılan ve dış politikaya damgasını vuran dışişleri bakanları arasına girecek gibi görünüyor. Bu tempoda devam ettiği taktirde, Amerika’nın efsane Dışişleri Bakanı Kissinger gibi birçok konuda kırmızı çizgileri değiştirecek, kalıplaşmış politikaları bırakacak ve diplomasi ile ülkesinin gücünü birlikte kullanabilen nadir isimlerden biri olacak. Bu iki insanın (Atalay ve Davutoğlu) parti içinde liderlik mücadelesine girmek gibi bir hırslarının olmaması da, yıldızlarının parlamasına yardımcı oluyor tabii...

Bu yazı, Posta Gazetesi’nde ve aynı gün Hürriyet Gazetesi’nin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr), Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr), Kanal D internet sitesinde (www.kanald.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır.