Yeni Yazısı > Son durumda kafalar karışık - 09.09.2009

Son durumda kafalar karışık
09 Eylül 2009

Kürt açılımı ortaya atıldığından bu yana hemen herkes görüş açıklıyor. Bence son derece sağlıklı bir ortam yaratılmış durumda. Kimse korkmuyor. Kimse jandarma veya polisin kapısına dayanmasından kaygılanmıyor. Kim ne düşünüyorsa açıkça söylüyor. Federasyon isteyen de var, bağımsızlık sinyalleri veren de... Tartışmalar başladığından bu yana tüm yazılı ve sözlü açıklamaları bir araya topladım. Ortak noktalarını aradım. Ancak bu tasnifi yaparken, her iki tarafın aşırılarını dikkate almadım. Yani, PKK militanı veya Kürt milliyetçiliğinin en uç noktasındakilerle, atılacak en masum adımın dahi Türkiye’nin bölünmesine yol açacağına inanan Türk fanatikleri bir kenara bıraktım. Aslına bakacak olursanız fazla sayıda da değiller, ancak sadece sesleri yüksek çıktığından dolayı dikkat çekiyorlar, o kadar... Yapılan açıklamalar genelde üç bölümde yoğunlaşıyor.

1- Görüşme sürecinin kimle ve nasıl yapılması gerektiği...

2- Nasıl bir çözümün tarafları tatmin edeceği...

3- Sonuç konusundaki tahminler...

Meğer insanlar Kürt sorunu ve PKK terörünün yıpratıcı etkilerinden çok bıkmışlar. Türkler kadar Kürtler de bıkkınlar ve bir an önce çözüm istiyorlar. PKK teröründen belki için için memnunlar, ancak “artık yeter, bundan böyle sulh olalım” yaklaşımı son derece yaygın. Aşağıda bulacağınız toparlamanın bugün için geçerli olduğunu, yarın koşullar değiştiğinde bu görüşlerin de değişeceğini buraya eklemek isterim. Bugünlere ben “cicim ayları” diyorum. Herkes heyecan içinde. Yarın işler daha ciddiye bindikten, özellikle Ankara çözüm yaklaşımını ortaya koyduktan sonra, bu fikirlerin de değişebileceğini unutmayalım. Kim muhatap olsun ve görüşmeler nasıl yapılsın?

ÖCALAN İLE MÜZAKERE OLMAMALI:

Görüşmelerin nasıl yapılması ve kimin muhatap alınması konusunda Türk tarafında ortak bir görüş var. Bu kesim, PKK veya Öcalan’ın muhatap alınmaması gerektiğine inanıyor. Hatta İmralı ile müzakere ediliyormuş havasının yayılmasına dahi genel bir tepki var. Ankara, Öcalan ile müzakerenin söz konusu olmayacağını defalarca belirtmesine rağmen, hâlâ genel bir kuşku var. Bu kuşkunun kolay kolay yok olmayacağını da bilelim. PKK lideri bu ortamı çok iyi kullanıyor. Yaptığı açıklamalarla, kamuoyundaki kuşkuyu körüklüyor.

ÖCALAN’SIZ OLMAZ:

Kürt çevreler ve son olarak DTP ise tam aksine, Öcalan’ı devrede tutmak istiyorlar ancak bunun çok zor olduğunun da farkındalar.

GÖRÜŞMELER GİZLİ OLSUN:

Görüşme olup olmayacağı veya olacaksa kimle görüşüleceği henüz belli değil. Ancak görüşlerini açıklayanlar arasında çoğunluk, muhatap olarak DTP’nin alınmasını ve bir şey yapılacaksa da, bunun Meclis çatısı altında gerçekleşmesini tercih ediyor. Ancak DTP bu role soyunmak istemiyor. Öcalan ve PKK’yı ön plana itiyor. Bu ikilinin desteği olmadan bir yere varılamayacağını biliyor. Adeta, PKK ve Öcalan’ın DTP’yi bu role atamasını istiyorlar. Yine, görüşmelerle ilgili diğer ilginç bir yaklaşım, bunların kameraların önünde ve medya aracılığıyla yapılmaması, eğer gerekiyorsa kapalı kapılar ardında konuşulmasıyla ilgili. Görüşmeler sürecinde hemen herkesin beklentisi, PKK’nın ve Türk güvenlik kuvvetlerinin karşılıklı olarak ateş kesmeleri. PKK’nın çekilmesi ve güvenlik kuvvetleriyle çatışma olasılığını sıfıra indirecek önlemler alması. Nasıl bir çözüm? Türk kamuoyundaki görüşleri özetlediğimiz zaman, karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor.

TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ: Genel görüş, otonomi-federasyon veya özerklik gibi formüllerin dışında, ülkenin toprak bütünlüğünü bozamayacak önlemler alınması şeklinde. Yerel yönetimlerin bu çerçeve dahilinde güçlenmesi de ağırlık kazanıyor. 

ANA DİLDE SERBESTLİK: Yapılan açıklamalarda en çok üstünde durulan konu, ana dil. Kürtçe üzerindeki tüm kısıtlamaların kalkması kabul ediliyor. Buna karşılık, “Kürtçe öğrenme hakkı mı, yoksa Kürtçe eğitim mi?” tartışmasında görüş ayrılıkları var. Hele Kürtçe’nin ikinci resmi dil olması yolundaki öneriler çok tepki çekiyor. 

DAHA FAZLA HAK VERİLSİN: Türk tartışmacıların en çok üstünde durdukları ve görüş birliğine vardıkları konu, Kürtlere daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakkı ve siyasete daha fazla katılım sağlanmasıdır. Sonuç alınabilecek mi? Genelde hem bir iyimserlik, hem de “bundan bir şey çıkmaz” yaklaşımı gözleniyor. MHP’nin yaklaşımı, belirli çevreleri korkutmakla birlikte, doğal görülüyor. Partinin kendi içinde tutarlı olduğuna ve yıllardır sürdürdüğü yaklaşıma devam ettiğine inanılıyor. CHP’nin yaklaşımı ise, çok kimseyi şaşırtıyor. Buna rağmen, Kürt sorununa ilk teşhisi koyan bu partinin, şimdi sırf muhalefet olsun diye son açılıma tepki göstermesinin tamamen taktik nedenleri olduğunu ve işin sonunda tutumunu değiştireceğini söyleyenlerin sayısı giderek artıyor. Anlayacağınız, henüz taşlar yerine oturmadı. Kafalar karışık. Hükümet, çözüm formülünü TBMM açılışında ortaya koyacağa benziyor. Tutumlar, bundan sonra çok daha netleşecek. Bugünden kimse olası sonuç hakkında kesin bir öngörüde bulunamıyor. Zaten başka türlü olması da beklenmemeli. Gerçekten de son derece zor ve ince bir yola girildi. Ne olursa olsun, yola çıkılmış olması dahi doğru bir adım...