'Sokakta görenler için ben hâlâ 'Bizimkiler'in oğlu Ali'yim'

TRT'nin tek kanal olduğu yıllarda pazar günleri; çamaşır yıkamak, çocuklara banyo yaptırmak ve 'Bizimkiler'i seyretmekle geçerdi. 15 yıl boyuncaekranda kalan, dizi başladığında 10 yaşında olan Atılay Uluışık bugün 37 yaşında. O zamanlar 'ailenin küçük oğlu Ali'ydi, şimdi Alya'nın babası

'Sokakta görenler için ben hâlâ 'Bizimkiler'in oğlu Ali'yim'

RÖPORTAJ: ÇAĞNUR HATİPOĞLU

Yıllarca ‘Bizimkiler’ dizisinde evin küçük oğlu Ali’ydin. Şimdi sen babasın ve dizideki bazı oyuncular artık hayatta değil.

Evet. Bu, beni üzüyor. Ama dizinin yaşlı bir kadroya sahip olması, kayıp vermemizi kaçınılmaz kılıyordu. Birileri doğacak, birileri ölecek; bu hayatın kanunu. Diziye başladığımda 10 yaşımdaydım, diziden ayrıldığımda 25. Çok genç yaşta çalışma arkadaşlarımı kaybettim. Ama bir yandan da şanslıydım; ustaların elinde büyümüş oldum.

 'Bizimkiler’den önce ne yapıyordun?

Seslendirme yapıyordum ve Şehir Tiyatroları oyuncusuydum. Ama ilginçtir, sadece bir tane çocuk oyununda rol aldım. Gerisi hep büyükler için oyunlardı. 7-8 yaşındaydım, Fransız İhtilali’ni anlatan bir oyunda oynamıştım. Ardından bir Yunan Tragedyası’nda rol almıştım.

 Küçücükken tiyatro yapmayı sen mi istemiştin?

Kimi çocuk vardır; sabahtan akşama kadar bisiklete binmeyi sever. Kimisi top peşinde koşar. Ben de oyunculuk yapmayı seviyordum. Mesela ilkokuldaydım, çarşamba, perşembe oyunda oluyordum. Cumartesi ve pazarları da. Gece saat 23:00’de eve geliyordum. Ama okula gidiyor, derslerimi de aksatmıyordum. Bu, anne-baba baskısıyla yapılacak bir iş değil. Her meslek için bu böyle de özellikle oyunculuk, duygularla yapılması gereken bir iş. Mutlaka gönülden sevmek gerek.

'Kızımı, annesinden ayıramam'

Günümüze dönersek; evlendin, boşandın, bir kızın var.

Evet, şimdi ailemle yaşıyorum. Kızım Alya 4 yaşında, annesiyle Ankara’da yaşıyor. Velayeti annede ama zaten küçük bir çocuğu annesinden ayıracak değilim. Bu vicdansızlık olur. Sonuçta çocuk anneye bağlı, anne çocuğa bağlı.

Ne kadar evli kaldınız?

2008 yılında Ukrayna’da evlendik. O yıllarda orada yaşıyordum. Kızım Alya’nın 2010 yılında doğumuyla Türkiye’ye döndük. Evliliğimiz 3 yıl sürdü.

Neden ayrıldınız?

Aynı evde yaşamayı beceremedik. Ortak yaşam alanı oluşturamadık. Ama hiçbir küslüğümüz yok. Ona hep saygı duydum.

'Ukrayna’yı çok sevdim'

Uzun bir aradan sonra yer aldığın ‘Doksanlar’ dizisi bitti...

Çok güzel bir öyküydü. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık ama kanalın kararıyla dizi bitti. Saygı duymak lazım. ‘Doksanlar’ ekrana tekrar dönüş yapmamı sağlayan yapımdı. ‘Bizimkiler’den sonra birkaç ufak soluklu iş olmuştu ama onun üstüne çıkabilecek dizi yoktu. Düşünün ki, sokakta görenler için ben hala evin küçük oğlu Ali’yim.

Az önce Ukrayna’da yaşadığını söyledin. Neden?

‘Bizimkiler’den sonra üniversiteyi bitirdim ve yüksek lisans yaptım. Bir sene de askerlik sürdü. Askerlik zor bir süreç. O emir-komuta zinciri, özel hayattan kopuş, belli bir disiplin altına girmek falan... Askerlik bitince ekrana dönmekle iş yapmak arasında bocaladım. Dayımın Ukrayna’da devam eden işleri vardı. Önce tatil olsun diye gitmiştim ama oradaki yaşantıyı sevdiğim için kaldım.

En çok neyi sevdin?

O sakinlik ve sessizlik çok hoşuma gitti. Odesa şehrindeydim. Eski Rus yapıları, sokakların genişliği, o tarih, biraz da kasvet hoşuma gitti. İnsanların komünizmin etkilerini sürdürmesi ama özgürlükleri için de mücadele etmesi dikkatimi çekti. Hala değişim süreci yaşanıyor orada. Ama İngilizce konuşmuyorlardı bu yüzden zorlanmıştım. Ya Türkiye’ye dönecektim ya Rusça öğrenip orada kalacaktım. Rusça öğrendim ve Odesa’da üniversiteye başladım.

 İkinci üniversite de bitti mi?

Okul dört yıllıktı, iki sene okudum, bıraktım.

 Neden kızının orada büyüyüp eğitim almasını istemedin?

Bilmiyorum. Çok isterdim aslında. Orada kalsak üç yabancı dili olacaktı. Anne ve babası sayesinde Türkçe, okulda Rusça ve zorunlu İngilizce öğrenecekti.

'Yaş almadan ilerliyorum'

 Baba-kız ilişkiniz nasıldır?

Sıklıkla Ankara’ya gidip kızımı görürüm. Sinemaya, tiyatroya gidip oyunlar oynarız. Kız çocukları bir omuz bulduğunda başını yaslıyor ve sevgisini her zaman gösteriyor.

 Şimdi 37 yaşındasın ama görünüşün yıllar önceki gibi.

Herkes bana bunu söylüyor. Galiba yaşımı almadan ilerliyorum.

'En büyük mutluluğum kızım'

“Artık evlenmem” diyor musun? Ya da “Artık evleneyim”?..

İkisini de demiyorum. Büyük konuşmamak gerek. Zaman neler gösterir bilemem.

Seni hayatta en çok ne mutlu eder?

Kızımın bana doğru koşup “Baba” diyerek sarılması herşeyin üstünde. Beni hayatta en çok mutlu eden bu.