Yeni Yazısı > Sokak köpeklerimiz bile cins! - 11.08.2013

Sokak köpeklerimiz bile cins!
11 Ağustos 2013

Sevgili yavrum Pıtırcık’ı bilmem kaçıncı kez hayata döndüren Vet. Hekim Memet Arslan, “Biz öyle zengin bir ülkeyiz ki sokak köpeklerimiz bile cins” diyor, acı acı gülerek. Ve ekliyor:

“Ne yazık ki bizde cins köpekler karne hediyesi. Her yıl yüzlerce cins köpek sokaklara terk ediliyor. Anne babalar çocuklar istedi diye karne hediyesi, yaş günü hediyesi, petşoplardan cins köpek satın alıyor. O hayvanların hangisinin evde, hangisinin bahçede beslenebileceğini, nasıl bir ilgi istediğini hiç düşünmüyor.

Sonra da zor geliyor, bakamıyor ve bırakıyor sokağa! Belgrad Ormanları civarı köpek terketme yeri. Biz buralarda çöp eşeleyen Golden’ler, Husky’ler buluyoruz hep.”

[[HAFTAYA]]

Petshoptan almayın

Sadece İstanbul’da Belgrad Ormanları civarında değil, adalar da geri dönemez diye, kedi terketme yeri; sahil kasabaları, yazlıkçıların beraberinde gelen hayvanlarının terkedildiği yerler oldu! Bodrum’da da bütün “sokak köpekleri” cins köpek, ya da kırma. Ve bu zavallı köpeklerin ilk terkedildiklerinde halleri öyle acıklı ki. Bunalıma giriyorlar, hayata küsüyorlar.

Bir kısmı böyle ölüyor. Güçlü olanlar tutunuyor ama onlar da yemek bulmayı bilmediklerinden telef oluyor çoğu zaman. Ve her şeye rağmen yaşayanlar, öyle acıklı bakıyor ki insanların yüzüne. İşte o bakışlara dayanmak güç. Lütfen bakamayacağınız hayvanı hele petşoptan almayın! İlla ki de bir ev arkadaşı istiyorsanız barınaklar ilgi bekleyen, üstelik de birbirinden güzel hayvanlarla dolu. Oralara bir uğrayın olmaz mı, hem bir kutu mama da götürün, sevabına. Hayvanlara iyilik yaparak da sevap işleyebilirsiniz, bayramda!

*

Bade’ye kısa saç yakışmış, çünkü...

Türk kızlarının saçı uzundur. Şöyle bir attırıverirler yandan, arkaya doğru; hani bir tür atın sinek kovmak için kuyruğunu sallarken yaptığı gibi! Ama Bade İşçil; pardon Bade İşçil Süalp, evlilik kararı kadar şaşırtan bir kararla saçlarını kısacık kestirivermiş. Aman Allahım, bir kadına kısa saç bu kadar mı yakışır?




Pırıl pırıl mavi gözleri, incecik oval yüzü, gamzesi, hatları daha bir belirgin çıkmış ortaya. Nasıl da şehirli, nasıl da kendinden emin ve modern günümüz kadını oluvermiş. Bizim dalgalı uzun saçlarımız biraz da kendimizden o kadar da emin olmamamızdan! Biraz saçtan yardım almak istememizden! Halbuki iyi bir kuaför nasıl da sever saç kesmeyi. Ama en iyisi, istediğiniz modele bakan ve o kesim sana gitmez diyendir. Elinize Bade’nin fotoğrafını alıp da gitmeyin. Kendinize ne yakışıyorsa onu yaptırın.

Bade hem seviyor, hem seviliyor, hem de playboy diye bilinen bir erkekle pat diye evlenmiş olmanın güveniyle saçlarını kısacık kestiriyor, yani artık savurmaya ihtiyaç duymuyor! Halbuki eskiden de güzeldi...


*

Moda Deniz Kulübü, nereye kadar?

Bayramda Bodrum’a gidecek kadar aklımı yitirmemiştim, Yunan adalarına gidecek koşullarım da yoktu; önce bizim adaları gezdim, sonra modaları! Moda, Kalamış, Fenerbahçe, Kadıköy’ün en güzel yeri bence. Gerçi Aydilge’nin şarkısındaki gibi “Ne bir huzur kalmış Kalamış’da, ne de Heybeli’de mehtap!” Çocukluğumun denize girdiğim, yakamozları seyrettiğim Moda’sını aramıyorum elbet, ama Deniz Kulübü o zaman da vardı.



Yat limanı yapılacak!

Atatürk’ün emriyle kurulmuş. Servisi, yemekleri, müziği, kulübün üyeleri tam özlemini çektiğimiz İstanbul. Haliyle öyle olunca da kapatılması, yok edilmesi, ya da işgal edilmesi gerekir! Siz orada mutlu mesut ayrıcalıklı yaşayacaksınız ve biz giremeyeceğiz öyle mi öfke ve kin nöbeti. Moda Deniz Kulübü’nün yerine içki servisi yapılmayan, pardösülü hanımların da kendini rahat hissettiği ve üçten fazla doğurulmuş çocukların bol gürültü kopararak koşuştuğu bir “Beltur tesisi” yapılır mı?

Fısıltılara bakılırsa Moda’dan Fenerbahçe’ye kadar yat limanı yapılacakmış, Rixos ve Tamince’ye çoktan söz verilmiş. Hatta Fenerbahçe Ordu Evi de kapatılıp bu projeye dahil edilecekmiş. Miş, miş derken Haliç Tersanesi’ni de Tamince’ye vermediler mi? Kaptırmadan bir bayram gecesi keyfi yaşadık, Ayça Varlıer’in şarkılarını dinledik. Kusura bakmayın ama dünyanın her yerinde kulüpler var ve insanlar kendileri gibi olanlarla bir arada olmaktan mutlu oluyorlar.

*

Fatih Korusu, Belgrad Ormanı derken...


Her yer el değiştiriyor. “Her yer bizim, her yeri geri alırız zihniyeti” bu; 1995’de Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından TEMA Vakfı’na devredilen Kavacık’taki koru, protokol yenilenmediği için geri alındı. Neden acaba yenilenmedi protokol? TEMA oraya 2 milyon dolar harcayarak 2 binden fazla ağaç, 12 bin küsur bitki diktiği için mi, yoksa adında Vehbi Koç olduğu için mi, yoksa atıyorum, bu korunun içine TOKİ villa yapmak istediği için mi?

Tema Vakfı, sahanın inşaat alanı haline gelmemesi için takipçi olacak. Belgrad da belediyede Bir başka el değiştirme de İstanbul’un başka ormanında: İBB Park ve Bahçeler Müdürü İhsan Şimşek’le bayramlaşıyorduk, Orman Müdürlüğü’nden Belgrad Ormanlarını devraldıklarını söyledi. Bu, oradaki kır kahvesinin kalkması demek. Gölün etrafındaki koşu alanını yeni düzenlemişlerdi oysa.

Pazar günleri yürüyüş sonrası kahvaltı ettiğim, köftelerini sevdiğim sempatik bir yerdi. Burasını da kesin Beltur işletecek ve tabii ki bira servisi bile olmayacak. Beltur kafeteryalarını iyi ve ucuz işletiyor olabilir ama Turing’in tesislerine el koyarken başlayan dönüştürme hayat biçimimize müdahale oluyor. Sonra da neyinize müdahale ettik diye soruyor!