Yeni Yazısı > Siyasi şovlara rağmen - 10.10.2009

Siyasi şovlara rağmen
10 Ekim 2009

Bizans’tan İstanbul’a: İki Kıtanın Limanı sergisi nedeniyle Türk basınının hatırı sayılır bir bölümü Paris’e akın etmiş durumda. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yle birlikte sergiyi açmaya hazırlandığı sırada biz de Concorde Saint Lazare Otel’de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç ile kahvaltıda bir araya geldik. Avdagiç, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin olumsuz tutumu nedeniyle program yapabilmekte büyük güçlük çektiklerini anlattı. Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe’nin ise ciddi yardımını gördüklerini ifade etti. Avdagiç, 2010 Ajansı olarak bu serginin gerçekleşmesi ve tanıtımı için 1 milyon euroya yakın kaynak ayırdıklarını söyledi.

Sergiyi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın eşi Beyhan Bağış, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın eşi Zeynep Babacan, iş adamı Bülent Eczacıbaşı, eşi Oya Eczacıbaşı, Hüsamettin Kavi Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Bernard Emie’nin eşi Isabelle Emie ve çeşitli dini azınlıkların temsilcilerinin bulunduğu bir grupla birlikte gezdik. Yeniköy Rum Mezarlığı’ndaki taşların Paris’e getirilmesi için büyük gayret gösteren iş adamı dostum Laki Vingas da benimle birlikteydi.

Sergi Sarkozy’nin siyasi şovları nedeniyle sıkıntılı bir havada başlasa da Fransızlar arasında muhteşem bir etki yaratacak gibi görünüyor. Sergilenen eserlerin yarattığı büyüyü ve salonlardaki mistik havayı tarif etmek imkansız.

Türk, Fransız ve uluslararası koleksiyonlardan ödünç alınan, dikilitaş, el yazmaları, gravürler, şık elbiseler, günlük mutfak gereçleri, kitaplar ve ikonlardan oluşan 500’den fazla eser ilk kez bu sergi aracılığıyla bir araya geliyor.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın da desteklediği serginin çeşitli bölümlerinde İstanbul’un günümüzden fotoğrafları, video görüntüleri ve kubbe geleneğinin müzikle canlandırıldığı özel bir bölüm var.

Paris’e her yıl dünyadan 70 milyona yakın ziyaretçinin geldiği düşünülürse bu sergiyi görebilecek insan potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu tahmin etmek zor değil.

Beni en çok etkileyen bölümlerden biri mezar taşlarının bulunduğu alan oldu. Osmanlı, Rum, Ermeni ve Yahudi mezarlıklarından alınan taşlarda ölen kişilerle ilgili ilginç bilgiler yazılı. Örneğine pek rastlanmayan bu bölümde doğum sırasında ölmüş bir kadın ve bebeği için yapılmış iç içe geçmiş bir mezar taşı da sergileniyor.

Planı ve sanat tasarımı Sakıp Sabancı Müzesi’nin küratörü Dr. Nazan Ölçer tarafından hazırlanan sergi şehrin çok merkezi bir noktasında yer alan ünlü Grand Palais’te 25 Ocak 2010 tarihine kadar gezilebilecek. Farklı müzelerden toplanan bu kadar özel eseri bir arada görmek belki bir daha hiç mümkün olmayabilir.