Siyasi kaos ekonomi gündemini unutturdu
30 Ekim 2009

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmak üzere dün akşam Çankaya Köşkü’ne gitmeden önce Ankara’nın önemli alışveriş merkezlerinden CEPA’ya uğradım. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Bandosu, CEPA’nın girişinde herkesin sevdiği ve bildiği marşları seslendiriyordu. Alışveriş merkezini dolduran çoluklu çocuklu binlerce kişinin hep bir ağızdan marşlara eşlik ettiğini gördüm. Bayrak, vatan gibi kutsal milli değerler ve Atatürk sevgisi çerçevesinde kenetlenmiş enerji dolu insanlar vardı orada.

İç siyasette ise hava çok karamsar. Sokaktaki vatandaşları bir araya getirebilen ortak değerler liderleri buluşturmaya yetmiyor. Devletin zirvesindeki ciddi gerilim sonra kamuoyuna geri dönüyor. Karşılıklı sert tutumlarını terk etmeyen liderler dün de uzlaşma yönünde bir sinyal vermedi.

Bir taraftan PKK’lıların dağdan inişleri sırasında yaşananların olumsuz etkisi diğer taraftan Genelkurmay’ın muhatabı olduğu iddialar tam bir sıkıntı yumağına dönüşmüş durumda. Dün başkentte herkes Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un bundan sonra ne yapabileceği üzerine tahmin yürütüyordu.

Ancak yine de gri ve kasvetli bu ortamdan çıkabilmek imkansız değil. Belki bunun bir örneğini dünya ekonomisinde alınan önlemlerde görmek mümkün. Ekonomik kriz bütün ülkeleri kuşatınca, herkes dünyanın sonunun geldiğini düşünmüştü. Ancak aylar içinde alınan ciddi önlemlerle bugün tünelin ucu görünmeye başladı.

Dünyayı etkileyen ekonomik kriz önce Amerika’da başlamıştı. Sonra büyük bir küresel sarsıntıya dönüştü. Şimdi olumlu yöndeki ilk toparlanma işaretleri yine Amerika’dan geliyor.

Amerikan ekonomisi temmuz ve eylül arasındaki dönemde yüzde 3,5 oranında büyüdü. Almanya, Japonya, Fransa ve Çin’de de umut veren gelişmeler var. Toparlanmanın hissedilmesinde Amerikan yönetiminin açıkladığı yardım paketlerinin yanı sıra özellikle bazı ülkelerde otomobil satışlarının patlamasını sağlayan hurda indirimi teşviklerinin rolü var.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Başkanı İbrahim Aybar, ÖTV indirimiyle sağlanan iyileşmenin sürekli olabilmesi ve Türkiye’nin sağlıklı bir pazara kavuşabilmesi için hurda indiriminin başlatılmasını gerekli gördüklerini söylemişti. Ben, bu alanda yapılacak iyileştirmenin sıkıntılı durumdaki tarımımızı canlandırması için traktörleri de kapsaması gerektiğine inanıyorum.

Eğer hükümet bu konularda özellikle Almanya, Fransa ve ABD’deki gibi bir destek verebilirse atağa geçmeye hazır durumdaki Türk otomotiv endüstrisi bence şaha kalkar. Son dönemde özellikle Fiat ve Renault’nun Türkiye’deki yatırımlarıyla elde ettikleri küresel başarılar, Bursa’dan Adapazarı’na kadar uzanan sanayi coğrafyasının dünya çapında daha büyük işler yapmaya aday olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin bu toparlanma sürecinin dışında kalmaması için ekonomi yönetiminde cesur kararları doğru zamanda almasına ihtiyacımız var. Ancak bunu yapabilmek için yazının başında aktardığım Ankara’daki siyasi kaos havasından çıkmak zorundayız.