Yeni Yazısı > Siyasette havuç bitmez! - 18.04.2011

Siyasette havuç bitmez!
18 Nisan 2011

Milletvekili aday listeleri açıklandıktan sonra siyasi partilerde başlayan isyan dalgası yavaş yavaş azalıyor. Liste dışı kalan adayların tepkilerini azaltmak, küskünleri geri döndürmek için uğraşan genel merkezler aday adaylarına yeni havuçlar göstererek parti bütünlüğünü korumaya çalışıyorlar. Siyasi parti yöneticiliğinin en zor yanı ve mahareti siyasi olarak hiçbir yere gelmesi mümkün olmayan insanları yıllarca değişik havuçlarla oyalayarak kendi parti içi iktidarları için çalıştırmaktır.

[[HAFTAYA]]

Siyaset öyle bir havuç tarlası ki havuçta bol, tavşanda. En basit havuç, ilçe delegesi olmaktır. İl delegesi olup kurultaya gitme hakkı kazanan partilinin keyfine zaten diyecek yoktur. Gönlünde yatan ilçe başkanlığı veya belediye meclisi üyeliği rüyalarına girer. İlçe başkanlığından sonraki hedef, ya bir sonraki yerel seçimde partinin belediye başkanı adayı olmak veya genel seçimde meclise gitmektir. Ama o aday olunacak seçim bir türlü gelmez. Her zaman yükte hafif, pahada ağır bir büyük abiye yer vermek zorunda kalınır.

Aynı senaryo il başkanları içinde geçerlidir. Hiçbir il başkanı çalıştığı seçimde aday olamaz. Hedef hep bir sonraki seçimdir. O seçime kadar da ya örgüt, ya parti meclisi, ya da genel başkan değişir. Adaylık güme gider. Hamallık döneminde genel merkezlerin verdiği sözler seçim vakti geldiğinde unutulur gider. Partinin ve memleketin yüksek menfaatleri için adaylık bir başka bahara kalır.

***

Partilerin yönetim kadrosunun en önemli görevi havuç peşinde koşacak yeni tavşanlar bulmaktır. Bunun da değişik yöntemleri vardır. En basit yöntem adaylık sürecinde eski milletvekillerinin büyük kısmının liste dışı bırakılacağını açıklayarak umudu artırmaktır. Diğer etkili yöntem ise kurultaylarda MYK, Parti Meclisi gibi yönetim kadrolarına siyasi tecrübesi olmayan çaylakları alarak partiyi yönettiğini zanneden ancak aday olamayacak bir kadro oluşturmaktır.

Partinin A takımını temsil eden Parti Meclisi üyeleri neden aday olamadıklarını bir türlü anlayamazlar ve kendilerini kullanılmış hissederler. Yoksa doğru dürüst, konularında uzman bir parti meclisi kursanız,zaten kimse cesaret edip aday olmaz. 550 Milletvekilliği için on beş bin kişi kuyruğa girmez. Sonuçta siyaset, genel başkan ve etrafındaki heyetin tepeden indirdikleri adaylara birer kulp takarak örgütleri ikna etme sanatı haline gelir. Seçmenleri ikna etmeye zaten gerek yoktur. Aday listeleri,sıralamalar seçmenin umurunda bile olmaz. Sonuçta seçmen oyunu partiye ve genel başkana verir.