Yeni Yazısı > Siyaset palyaçolara kalırsa - 10.10.2010

Siyaset palyaçolara kalırsa
10 Ekim 2010

Görünen o ki, artık insanlar verdikleri oyların hayatlarını değiştirebileceğine inanmıyorlar. ‘Ha o seçilmiş, ha bu, ne fark eder ki?’ düşüncesindeler. Böyle olmasa, bir ‘palyaço’ rekor oy alarak Kongre üyesi seçilebilir miydi?
Brezilya’da devlet başkanlığı ve genel seçimlerin kampanya sürecinde ‘Bir Kongre üyesi ne yapar? Aslında bilmiyorum ama bana oy verin, size anlatacağım’ diyen palyaço Tiririca 1.3 milyon oy alarak tüm rakiplerini solluyor. Üstelik sloganı da ‘Bundan daha kötüsü olamaz ki’. Şaka gibi!
Aslına bakarsanız durum diğer ülkelerde de çok farklı değil. Siyaset sahnesinde, şov dünyasından gelme çok kişi var artık. ABD’den Arnold Schwarzenegger, İtalya’dan çıplak pozlarıyla ünlü manken siyasetçiler, Fransa’dan, Ukrayna’dan benzer özellikleriyle boy gösteren politikacılarla dolu dünya siyaset sahnesi. Eh, küresel ekonominin çarkları belli, kapitalizmdi, uluslararası sistemlerdi derken, ‘büyük seçim’ler çoktan yapılmış zaten. Anlayacağınız eski usul siyaset bitti. Dünyaya ilham verecek liderlerin de soyu tükendi.
Yeni siyaset, ‘şov’ üzerinden şekillenecek demek ki...

Evlilik perdesi ardında yaşananlar

En radikal hikayeler, en masum görünen yerlerden çıkar ya, bizim evlilik programlarında da durum aynen bu.
Görünürde ‘evlenme, evlendirme’ kutsal mevzular. Her fırsatta dile getirdiğimiz ‘Türk örf ve adetleriyle örtüşen’, ‘Türk aile yapısına uygun’ işler. Bu sözde muhafazakar’ evlilik programlarında ise her gün ayrı bir skandal var.
Hadi bağrış çağrışlara alıştık; eskiden ayıp sayılan ‘Evin var mı, maaşın var mı, bana bakabilecek misin?’ muhabbetini de kanıksadık; evlilik yoluyla yaşam standartlarını yükseltmek istediklerini açıklayanlara da artık şaşırmıyoruz ama her şeyin bir sınırı var.
Eski kocalarının mahremini ulu orta anlatarak üçüncü kocaya sırıta sırıta talip olanından tutun da, tam evlilik anlaşması yapıldığı esnada, dini nikahlı olduğu için son anda çark edenine kadar, her tür ‘muhafazakar görünümlü’ insan var bu programlarda.
Kutsal evlilik perdesinin arkasına sığınıp, her türlü numarayı çeviriyorlar. Herkes dizilere laf ediyor ama, bu programlarda, çoğu diziden çok daha çiğ ve çirkin sahneler var.

Yetti artık!

Bir zamanlar ‘Yabancılar bizim kadınların başörtüsüne takmış kafayı, hep bunu sorup duruyorlar, her geldiklerinde de sadece başörtülü kadınların fotoğraflarını çekiyorlar’ diye kızardım. Bu konuda pek bir değişiklik olmadı, onlar hala aynılar, ama biz değiştik. Biz sürekli bu konuyu konuşur hale geldik.
Başörtüsünü/türbanı son yıllarda o kadar çok tartıştık, bu konuda o kadar çok yazdık, çizdik ki, artık yabancılara değil, bize kızıyorum. Allah aşkına memlekette başka sorun mu yok, hala nasıl büyük bir iştahla bunu konuşabiliyorsunuz?
Bıkmadınız mı? Hadi siz bıkmadınız, biz bıktık, gençler de bıktı. İnsanlar bu konuyla ilgili açık oturumları, tartışma programlarını görür görmez kanal değiştiriyorlar artık.
Hem ne tarafta olduğunuz, ne düşündüğünüz de önemli değil. Hepinizden sıkıldık. Türban taktığı için öğrencisini dersten çıkaran öğretim görevlisinden de, ilgili ilgisiz her yerde bu konuyu açan bakanlardan da, muhalefetin bunu ısıtıp ısıtıp önümüze koymasından da sıkıldık.
Bırakın artık. Bu konuyu kendi doğal sürecine bırakın. Çıkın bu döngünün içinden.
Kimseye faydası olmadığı gibi, zararı dokunuyor çünkü artık..,

Maymun, makyaj ve Türk kadını

Tamam, Türkiye’nin ilk makyaj DVD’sini yapmışsınız. Elinize sağlık. Ve bu projeyi, Türk halkının en sevdiği ünlülerden biri olan Tülin Şahin’le gerçekleştirerek, doğru bir karar almışsınız.
Ama bu DVD tanıtılsın, satılsın diye, bizim kadınımızın makyaj yapmayı bilmediğini söyleyerek, ‘Türk kadını maymun gibi sokağa çıkıyor’ demek hangi akla hizmet?
DVD’nin yapımını üstlenen firmanın sahibi Fatih Aksoy bunu söyleyen. Bizleri maymun olmaktan kurtarmak gibi kutsal bir amaç uğruna bu DVD’yi çıkarmış ‘büyük insan’. Üstelik bu DVD’nin satışlarının servetine servet katmayacağını, çünkü çok masraf ettiklerini ifade ederek, olaya bir ‘sosyal sorumluluk projesi’ havası vermeyi de ihmal etmemiş.
Türk kadınını maymuna benzeterek satış yapma metodunun ne kadar motive edici olduğunu zaman gösterecek tabii ama, bu tablodaki maymun ifadesinin kimi tanımladığını bir kez daha sorgulamak gerek.

HAFTANIN NOTLARI

-Basın mensuplarının ‘Tanem Sivar’la neden ayrıldınız?’ sorusu üzerine, Beyaz, “Sizin bir ilişkiniz olduğunda tüm mahalleye anlatıyor musunuz? Bir insanın özelini anlatması ayıp geliyor bana. Gündemde çok önemli konular var. Onların arasında benim açıklamamın gazeteye girmesi beni çok utandırır. Gündemi yorar” diye cevap vermiş.
(Sanki bugüne kadarki tüm ilişkileri haber olmamış, gündeme oturmamış da, şimdi ayrılık söz konusu olunca mı, gündemi yorduğu aklına gelmiş? Yok annesi beğendi/beğenmedi, tanıştı/tanışmadı, bugüne kadar neler yazıldı neler... Hem madem özelinin anlatılmasını istemiyordu, o halde kız arkadaşından da röportaj vermemesini rica etseydi. Ha bir de gazetecilere dönüp, yeni ünlü olmuş acemiler gibi ‘Siz özelinizi anlatıyor musunuz?’ demesi komik!)
-Türkiye’de erişime kapatılan internet sitelerine bir yenisi daha eklenmiş. Yıllardır yasaklı olan YouTube’un ardından sayısız site için alınan erişime engelleme kararlarına Vimeo sitesi de dahil olmuş. (Başbakanının bile yasaklı YouTube’a girdiğini açıkladığı memleketimizde, nasıl bu noktaya geliyoruz, anlamak mümkün değil. Bir gün gelir de, maillerimizi bile okuyamayacak kadar yasaklı ve acıklı bir durumda olur muyuz acaba?)