Simonlaşmamış' bir 'Fethullahçı' ile yazışmalar
22 Ekim 2010

Yasadışı sol bir örgüte yardım ve yataklık iddiasıyla tutuklanıp Silivri Cezaevi’nde yatan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yazdığı ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar/Dün Devlet Bugün Cemaat’ isimli kitabın etrafında kopan tartışmada, ben de hedef gösterildim, ben de iftiraya uğradım. Son dönemde beni en etkileyen şey bir ‘Fethullahçı’ ile yazışmalarımdı. Bu Fethullahçı son dönemin moda deyimiyle ‘simonlaşmamış’ bir sima. Belki de Haliç’te hiç bulunmamış, kirlenmemiş! İlk maili çok sert olan Fethullahçı A.K, verdiğim cevap karşısında sakinleşti. Beni anlamaya çalıştı. Ben de onu... A.K’ye perdenin arkasına saklanan bir takım insanlara bakıp koca bir cemaatin toptan suçlanamayacağını anlattım. Neyse... Birkaç gün süren mail trafiği onun şu cümlesiyle bitti; “Sizin incinmenizden, hatta ‘Gönüllüler Hareketi’nin birilerini incitmesinden Allah’a sığınırım”. İşte A.K ile aramızdaki mail trafiği:

A.K, 5 Ekim gecesi Habertürk’te, Şamil Tayyar ile tartışmamı izlemiş ve www.nedim.sener@posta.com.tr adresime 17 Ekim 03.26’ta aşağıdaki maili atmış. Mailin yollandığı saate bakıp Amerika’dan geldiğine dair bir düşüncem oldu! Mailin subject’i de ‘VİCDAN’.

[[HAFTAYA]]

‘İki elim yakanızda’

Şamil Tayyar Bey ile televizyondaki tartışmanızı izledim. Sabri Bey’in (Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’u kastediyor) bağlanıp herhalde “Bunu ben yaptım” (buradaki kastı da benim yazdığım ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabına Sabri Uzun’un katkı sağladığı) diyecek hali yok. İkiniz de aynı taraftasınız. Ancak ben daha çok sizin suçlayıcı, insanları rencide edici sivri tarzınızı beğenmiyorum. Bilgi birikiminizle hizmet edebileceğiniz halde bu üslubunuz yüzünden birçok kişiye antipatik geliyorsunuz. İnşallah hakkınızda söylenenler doğru değildir. Doğru ise ahirette iki elim yakanızda olacak. Saygılarımla...”

A.K’ye ertesi gün şu yanıtı verdim: “İnşallah sizin hakkınızda söylenenler de (‘siz’den kastım Fethullah Gülen Cemaati) doğru değildir. Sizin için de Şamil Tayyar’ın kitabına (Şamil Tayyar derin devleti anlatmak için ‘Çelik Çekirdek’ adlı bir kitap yazmıştı) yardım ettiğinizi söylediler. Ben inanmadım. “Ne ilişkileri olabilir ki?” dedim. Ama dilin kemiği yok ki... Hatta sizin için de “Fethullahçı” diyorlar. Ben “Yok canım, A.K Bey öyle değildir” desem de “Yok yok, öyle” diyorlar. Söylenenler yalan, biliyorum. Ama inşallah doğru değildir. Ahirete bırakmayın, gazeteye beklerim”.

‘Kırdıysam affedin’

A.K’den cevap 19 Ekim 9:57’de geldi.

“Merhaba. Demagoji yapmak, hele sizin gibi usta bir gazeteci ile mümkün değil. Yerimi bilirim. Hocaefendi’yi de severim ama ocu, bucu, şucu şeklindeki iftiraları kabul edemem. Kabul ettiğimi varsayalım, bu sizi ilgilendirmez. Ben bilgi birikiminizle daha faydalı olabileceğinizi belirttim. Kavga etmenin ne yararını gördünüz ki? Güzel güzel, üslubu bozmadan, sadece bilgiye dayalı konuşsanız da dinlesek. Her insan hata yapabilir. “Bu topluluk hatasızdır” demek en iyimser ifadeyle ahmaklıktır. Sizin gibi kendini aydın diye niteleyen insanlarımızın daha objektif olmasını beklemek avam olarak hakkım değil mi? Konu kişisel değil. Ama tartışmalar hep kişisel. Şamil Bey’i doğru dürüst takip eden biri de değilim. Onun üslubu sizinkinden daha da kötüydü. Her neyse, en azından düşünceme değer verip yanıtlamayı lütfetmişsiniz, teşekkürler. Acı bir üslup kullanıp sizi kırdıysam da özür dilerim. Bu arada taraflı olarak davrandım galiba, bu konuda da ayrıca özür dilerim. Ve medyun olduğum bu ‘Gönüllüler Hareketi’ de yalan ve iftira dolu bir üslup takınırsa yerin dibine batsın. Yok eğer kişiler eyyam yapıp bilerek ya da bilmeyerek bir hatada bulundularsa iki elim onların da yakasında olsun. Saygılarımla”.

‘Teşekkür ediyorum’

20 Ekim’de A.K’ye yanıt yazdım.

“İşte benim aradığım da bu. Zaman Gazetesi dahil cemaatin bir çok yayın organında çalışan o kadar doğru insan var ki, ben onlara ‘Fethullahçı’ demiyorum, isimleriyle hitap ediyorum. ‘Fethullahçı’ olanlar hem cemaate hem de kendisi gibi düşünmeyenlere zarar veriyor, verecek. Gazeteye davetim bakidir, beklerim. Sevgiyle”.

20 Ekim 05.12’de A.K’den yanıt geldi. Başta da söylediğim gibi: Ya A.K, Fethullah Gülen gibi Amerika’da yaşıyor ya da uykusuz!

“Nazik davetiniz için teşekkür ederim. Ağabeylerim, Hocaefendi’ye gönülden bağlı olup hissi davranıp isimlerinin önüne o kelamın yazılmasına (buradaki kastı Fethullahçı) razı olurlar mı bilemiyorum. Ama o kelamın alınmasında ‘Gönüllüler Hareketi’nin aksiyoneri hocamın (Fethullah Gülen) bunda hiç suçu olmasa gerek. Ben onun incinmesinden, sizin incinmenizden, hatta ‘Gönüllüler Hareketi’nin birilerini incitmesinden Allah’a sığınırım. Tekrar teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim”...