Şimdi Kanada, seneye Erzurum inşallah!
06 Şubat 2011

Sizden bir haftalığına izin istiyorum. Bilmem farkında mısınız, bütün yaz, referandum öncesi ortalığı boş bırakmamak için yazılarıma hiç ara vermedim. Kimileri oy vermek için gelmeye üşenirken bendeniz, bir kaç gün bile deniz kenarında bir şezlonga uzanıp kitap okuma keyfi yaşamadan koşuştum, durdum. Japonya ve Güney Afrika’dan bile yazmışken Kanada’ya gidiyorum diye yazmamamın nedeni ise oradaki temsil görevimiz.

[[HAFTAYA]]

Kanada Calgary’deki Kayak Seven Gazeteciler Klübü SCİJ’in 58. Buluşması’na Türkiye takımı olarak Hürriyet’ten Şükrü Küçükşahin, TRT’den Devrim Gürkan, AA’dan Gamze Düşmez, ATV’den Erhan Karadağ ve Hürriyet Daily News’den Barçin Yılmaz’la birlikte gidiyoruz. Turizm ve Kültür Bakanlığı’ndan bir temsilci, Aygün Atalay da görevli olarak bizimle geliyor. Amacımız seneye Erzurum ve İstanbul’da ağırlamaya hazırlandığımız 44 ülkeye mensup 200’den fazla kayak seven gazeteciye programımızı anlatmak ve katılımlarını sağlamak. Bu arada kendi aramızdaki yarışlara katılmak ve ilişkileri sıklaştırmak. Bu arada yolumuzun neredeyse bir gün sürdüğünü, gideceğimiz yerdeki hava sıcaklığının eksi 35’lerde olduğunu hatırlatalım da işimizin ne kadar zor olduğunu anlayın. Bu organizasyondaki en önemli desteğimiz Spordan sorumlu Devlet Bakanı Faik Özak ve partnerimiz Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık ve üyelerinden dostlarımız Ali Oto ve diğer arkadaşlarımız, Erzurum’daki UNİVERSİADE’dan ötürü ne yazık ki bizimle gelemiyor. Karşılaşmaları izlerken artistik buz patinajı dalında gümüş madalya getiren sporcularımızın Erzurum’da nasıl çılgınca alkışlandığını, diğer göstericilerin nasıl heyecanla izlendiğini gördükçe işte sporun başarısı diyorum. O muhafazakâr Erzurum, artistik patinaj yapan, mayolu kızların estetik ve zor hareketlerini çıplaklık düşünmeden hayranlıkla izliyor. Seneye de bizi kucaklayacaklarına inanıyor, bir hafta sonra görüşmek üzere veda ediyorum!

Bu bildiğiniz biutiful değil!

Bambaşka bir Javier, bambaşka bir Barcelona, bambaşka bir dünya! “Biutiful” özellikle çarpıtılmış yazılış ve söylenişiyle, kastettiğinin güzel olmadığını hatırlatır gibi. Dünyanın en çok arzulanan erkeklerinden biri Javier, bundan önce 3 güzel kadının arasında dönüp durduğu Barcelona, Barcelona filminin mekanı bir araya gelince, aman onun gibi bir aşk filmine gittiğinizi sanmayın! Bu kez ne Barcelona, sizin bildiğiniz, filmlerde bize gösterilen Barcelona, ne de Javier Bardem, bizim bildiğimiz arzulanan erkek. Bu kez Barcelona’nın arka sokakları, arka bahçesi, arka yüzü, ne derseniz deyin, ama cenneti değil, cehennemi anlatmayı seçmiş yönetmen İnarritu. Oraların kahramanı da en az oralar kadar kötü olan Uxbal. Baba oğul ilişkisini, insan kaçakçılığını, insanın değersizliğini ve ölüme adım adım nasıl gidildiğini gösteren bir film Biutiful. Ve inanılır gibi değil ama bu film için zayıflayan, bu film çekimleri sırasında kendini dış dünyaya kapatan ve yavaş yavaş ölüme hazırlanan sanki gerçekten de Javier. Bu filmdeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilen İspanyol oyuncu şu aralar Penelope Cruz’la olan evliliğinin keyfini yeni doğan bebekleriyle yaşıyor ve sonuçlar için gün sayıyor! Ben filmi çok beğendim ama yine de sizi uyarmak istedim, film eğlenmek için değil, sinema seyretmek için!