Yeni Yazısı > Sevgi - 31.08.2013

Sevgi
31 Ağustos 2013

Gitmekle bitmiyor...

Hele de gençlerin birbirine yürek düşürdüğü ama aile, mahalle, çevre, din, mesafe yüzünden vuslata eremediği sevgiler...

O ‘en sevgili’ sevgilerin peşinden gidemeyen insanlar ‘yürek mezarlığı’na gömüyor kalplerini. Yaşıyorlar yine...

Hayat devam ediyor...

Ama yüreklerinde bir sıcaklık, gözlerinde bir yumuşaklık olmadan...

Ya öfke ile ya da ‘varken yok olmak ile’ bir noktada, fiziki varlıkları sürdürüyorlar. Ama...

Gerçekten bir yaşam değil bu hiçbir zaman. Sadece bir ‘hayat iniltisi’. Her köşedeki duyan kulaklara ulaşıyor ama kendi ‘ailelerinin’ kulaklarına ulaşmıyor. Kıymayın gençlere. Zorla evlendirmeyin.

Hele çocuk yaşta hiç evlendirmeyin. Ülkedeki gençlerin yüzde 28’inin çocuk yaşta evlendirildiğini bilirsek; bu çağrının önemi ortaya çıkıyor. Bırakın gençliklerini, sevgilerini, hayatı yaşasınlar. Yoksa, böyle ‘mutsuz’ bir toplum olup çıkıyoruz. Kendimize sormaya korktuğumuz tek soruyu ‘hayat boyu’ sormadan: ‘Mutlu muyum?’...

BİR GÜZ GÜZELLEMESİ

Erken olduğunu biliyorum ama güze özlemim başladı çoktan. Kuzey rüzgârlarına meftun bünyem; sarı sıcaktan, boğucu nemden, yaprakların yeşilini saklayan şehir tozundan bunaldı.

Karadeniz yaylaları, İskandinav dağları, erimiş karların gölleri geçiyor gözümün önünden. Gidemeden gidişler sarıyor bünyemi... Hal böyle olunca da güz özlemi kaçınılmaz hale geliyor.

Aynı Nazım Hikmet Ran şiirindeki gibi: ‘Saksılarda hâlâ tek tük karanfil bulunursa da ovada güz nadasları yapıldı çoktan, tohum saçılıyor. Ve zeytin devşirilmekte.

Bir yandan kışa girilmekte, bir yandan bahar fidelerine yer açılıyor. Bense hasretinle dolu ve büyük yolculukların sabırsızlığıyla yüklü yatıyorum demirli bir şilep gibi Bursa’da...’

Çocuk evlilikleri

Hazır ‘iki bayram arası evlenilmez’ döneminde iken; 2012 yılından bazı çarpıcı haberleri anımsayalım:

-Bolu’nun Mudurnu ilçesinde nüfus kaydına göre 11 yaşında olan Z.Ç.’nin sekiz aylık hamile olduğu anlaşıldı (Ocak 2012).

-15 yaşındaki kızlarını zorla evlendirmek isteyen anne babaya ‘cinsel istismara teşebbüs’ suçlamasıyla üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı (Ocak 2012).

-Gaziantep’in Nizip ilçesinde özel bir hastanede 16 yaşında birinin kimliğini kullanarak doğum yapan kız çocuğun 12 yaşında olduğu ortaya çıktı (Şubat 2012).

-Sakarya’da kuzeniyle evlendirilen 16 yaşındaki kız çocuk, evde eşi ve onun ailesi tarafından işkenceye maruz kaldığı için savcılığa başvurdu (Mart 2012).

-Tekirdağ Hayrabolu’da 14 yaşındaki kızlarını evlendirebilmek için noterden muvaffakatname alan karı-koca hakkında soruşturma başlatıldı (Nisan 2012).

-Van Kadın Derneği’nin raporuna göre, kentte iki kadından biri ‘çocuk gelin’. Ayrıca iki kadından biri de okuma-yazma bilmiyor (Temmuz 2012).

-Samsun Ayvacık’ta geçen yıl kızlarını kendisinden yaşça oldukça büyük bir erkekle evlendiren aile, 16 yaşındaki diğer kızlarını da yine para karşılığında 35 yaşındaki birine satmaya kalkıştı.

Çocuk evden kaçtı, ifadesinde üvey babasının onu sürekli taciz ettiğini anlattı (Ağustos 2012). Bu ‘haberler’ uzayıp gidiyor, vahamet gözler önüne seriliyor. Peki, biz ne yapıyoruz? Yetkililer ne gibi önlemler alıyor?

Problemin farkındayız da çözüm konusundaki çabalar ve yasalar yeterli mi? Yoksa, aynı bu soru gibi, yanıtlarını bildiğimiz soruları sormaya devam mı ediyoruz?

(24.08.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )