Yeni Yazısı > Seni bitireceğim uleynnnn! - 27.10.2010

Seni bitireceğim uleynnnn!
27 Ekim 2010

Ezel’de (atv) bu hafta ortaya çıktı ki, geçen sezona oranla bu yıl dizide çok ağır bir ilerleme var. Ve bir izleyici olarak çok net söylüyorum ki, izlenecek tek şey giderek “geriye dönüşler” oluyor... Çünkü aksiyon da, bir şeyler anlatabilme derdi de orada. Onun dışında bugüne gelindiğinde bir “iyi ve kötü” çatışmasından başka bir şey yok elde... Kötü olan, alıştığımız güçlü ve acımasız Türk sineması tipi. İyi olan da “fakir ve hırslı” bir başka tip. Oysa “iyi” insanların da iç dünyalarında derinlemesine bir kötülük olduğunu göstermişti bize Ezel.

[[HAFTAYA]]

Sıradan bir tamirci çırağıyken, intikam için her türlü tilkiliği düşünen görünürde iyi bir karakter yaratmıştı... Şimdi o karakter aşağıdan penceredeki şeytana “Seni bitireceğim uleynnn” diye bağırınca aklımızda yaratılan bütün o sihir uçup gidiyor vallahi... Felsefe yazısı gibi oldu ama Ezel’in son 15 dakikası, o da geçmişe yolculuklarının dışında hakikaten bayıyor bu ağır aksak ritmiyle...

Hadi köyümüze geri dönelim!

Şunu anladık; Fatmagül mahalle baskısı ya da adına ne derseniz artık, onun yüzünden zorunlu olarak göçtü İstanbul’a... Kerim de Fatmagül ile evlendiği için mecburen geldi. Sonra Fatmagül’ün saf ağabeyiyle yengesi aldı İstanbul’da yerini. Ardından eski nişanlı Mustafa. Ve ardından Ebe Nine tuttu İstanbul yolunu.. İzmir’de başlayan ama İzmir’de kalamayan bir dizi olarak girdi hayatımıza Fatmagül. Oysa bu ülkede “töre cinayeti vesairede” en az vukuat yaşanan yerlerdi Ege sahilleri... Öyle değilmiş de feodal cendereye sıkışmış, ağalık düzeninin hakim olduğu bir köy izlenimi aldım ben bu kez. Bana göre bir bu tuhaf oldu, bir de bütün bir dizi ekibinin İstanbul’a göç etmesi... Hazır her şey yeni olmuşken; “köyünüze dönün” diyorum karakterlere. İstanbul bir dipsiz kuyu. Bu kuyudan Fatmagül’ü çıkarmak, köyünüzde adını temize çıkarmaktan çok daha zor, dönün geri!

Yeni bir dizi kardeşliği...

Hakikaten dizi kardeşliği diye bir şey başladı. İki dizi arasında gizli geçitlere alıştırılıyor izleyici... Mesela son olarak Arka Sıradakiler ile Öğretmen Kemal (Fox TV) dizisi arasında yaşandı bu geçiş olayı... Öğretmen Kemal dizisine bir anda Arka Sıradakiler’in ünlü “Büyük Zafer Lisesi” giriverdi. Hatta kolejde bursla okuyan karakterin fakir kız kardeşi bizzat Kemal hocanın eski lisesinde okuyordu... Aynı yapımcı elinden çıkan işlerde bu tür birlikteliklerin çoğalması elbette sürpriz değil. Ama bir yandan da dizinin bağımsız öyküsünü etkiliyor... İzleyen yaklaşık olarak “bu dizide de benzer şeyler yaşanacak” beklentisine giriyor. O da hikaye bağımsızlığı için büyük bir darbe... Bu arada Kemal öğretmen, bana daha çok bir dedektifi hatırlatmaya başladı. Meslek seçiminde yaptığı talihsizliği, öğretmen olarak girdiği okullarda biraz daha anlıyordur... Vallahi suç ve suçlu peşinde koşan gizli bir Behzat Ç. var hocamızın içinde. Benden söylemesi...

Lale bir gün Bihter olabilir mi?

Lale Devri (Show TV), özellikle son yayınlanan bölümüyle aldığı reytingleri ikiye katladı. Bu “yayından kaldırılacak” iddialarına iyi bir yanıt oldu. Dizi hâlâ yayında... Ama bu yükselişten hareketle dizinin Aşk-ı Memnu’nun yerini alacağı hatta Lale karakterinin yeni “Bihter” olduğunu iddia edenlere “biraz sakin olun” demekte fayda var... Bakıyorum magazin sayfalarına, Lale’nin elbise modeli satışlarında patlama olduğunu filan yazıyorlar. Gülüyorum ister istemez... Sokağa çıkıp soralım Lale’yi kaçımız tanıyoruz an itibarıyla. Bir de aynı soruyu Bihter için soralım... Alacağımız yanıt beklememiz gereken mesafe hakkında yeterince ipucu verecektir benden söylemesi...

Polis arabasının hız limiti!

Arka Sokaklar’da (Kanal D) bizim ekip yine bir suçlunun peşine takılmış ve hızlı bir kovalamaca sahnesi var. Mecbur, kaçan kovalanacak...

Ama Mesut komiser direksiyondaki kardeşimize “Bas gaza” dedikçe şoför çaresiz “Bu kadar gidebiliyorum” diyor...

O sırada dikkatli gözler arabanın hız kadrajına takılıyor ve ibre saatte 40 kilometreyi gösteriyor...

Haklı olarak düşünüyoruz; ekip arabalarında takometre var ve hız sınırı da şehir içinde 40’ı aşamıyor mu? Öyleyse “Türk polisi yakalar” deyimi koca bir masal olmuyor mu?..

Bir de son kez not düşelim. Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’nin araba içinde çekilen sahnelerinde hâlâ tuhaf bir özensizlik söz konusu...

İstanbul’da dizi gereği de olsa polis arabaları vızır vızır turluyor caddelerde. Ankara’da çok mu zor aynısını çekebilmek?..