Yeni Yazısı > Şaşırıyorum - 12.10.2010

Şaşırıyorum
12 Ekim 2010

İlginç bir araştırma yapmışlar, başka gazetecilerden bahseden gazetecileri saptamışlar. Ne mi çıkmış? En çok bahsedilen Ertuğrul Özkök’müş, Allah sabır versin! En çok bahseden de Ahmet Hakan, Allah akıl fikir versin! Ve tabii Ahmet Hakan da en çok Ertuğrul Özkök’ten bahsediyormuş, şaşmadım! Size o köşeleri birbirinizden bahsedesiniz diye mi veriyorlar, dedikodu yapasınız diye mi? Serdar Turgut takıktı Ertuğrul Özkök’e bir zamanlar. Başka bir gazetenin yayın yönetmeni olmuş, hala köşesinde bir penisini, bir karısını, bir eski patronunu yazıyordu, takıntı halinde. Amerikan üslubuymuş. Sevsinler. Fehmi Koru da meraklıdır, takma adla ondan bundan bahseder. Gençlerden Oray Eğin’in özel merakı. Vallahi Hanefi Avcı gibi, odasını bir arasalar, öyle bir arşiv çıkar ki. Herkesin geçmişini geleceğini biliyor. O da Ertuğrul’a takıktı, daha çok methiye yazdı. Şimdi vazgeçti.

[[HAFTAYA]]

Benim ona buna mektup yazmak gibi derdim yok, yazacağım bir şey varsa interneti kullanıyorum, e-posta! Mustafa Balbay’ı çok yazdım, yazık günah, iki yıl olacak, inat uğruna Silivri’de yatırıyorlar! Şimdi de korkuyorum, Nedim Şener’i alacaklar, cemaat hesaplaşmasında. Aman Nedim, dikkat et arkadaşım. Kavga ettiğim adamlarla mahkemede ediyorum, sütunumu niye doldurayım? Mine Kırıkkanat’a bir selam çakayım, Cumhuriyet Gazetesi akıllı bir iş yaptı, öyle Tuna Kiremitçi filan değil, Mine yakıştı oraya. İnşallah Bekir Coşkun da ha der, gazeteye hareket gelir. Nasıl, puanımı yükselttim mi?

Kuzey Kore neyi kutluyor?

Kore’nin iç savaş sonucu ikiye ayrılmasının ardından 60 yıl geçti. Güney Kore, ABD’nin de yardımıyla bugün bırakın Asya’yı, dünyanın en güçlü ekonomilerinden. Liberal ekonomi, özgürlük, refah, Güney Kore’li dostlarımızın ülkesinde gördüğümüz tablo. Bir de kapalı kutu Kuzey Kore var. Askeri diktatörlükle yönetilen K. Kore’ye giriş çıkış mümkün değil. Atom bombaları var ama karınlarını doyuracak pirinçleri yok. Önceki gün askeri törenlerle kutlama yaptılar. Tam bir sirk. İnanılmaz bir disiplinle kaz adımı yürüyen kadınlar, askerler, taburlar günümüzde artık gücün değil baskının sembolü. Ayakta durmakta zorlanan diktatör, general yaptığı ve ülkeyi yönetmek üzere yerini bırakacağı oğlunu da çıkardı locaya. Genç bir adam. Nedense bana Erbakan’ı, Melih Gökçek’i hatırlattı. Onlar da illa oğulları kendi yerlerine partinin, belediyenin başına geçsin istiyorlar ya, aileden kalma bakkal dükkanını bırakır gibi! K. Kore de neyi kutluyor? Atom bombasını mı, açlığı mı, baskıyı mı? Güney Kore’ye bakıp ders alacağına!

Üzülüyorum!

Ne oluyor bu genç subaylara? Takır takır intihar ediyorlar! Tamam TSK üzerinde bir psikolojik savaş var. Bir itibarsızlaştırma var. Hatta bırakın orduyu, askerliği itibarsızlaştırma artık askere giden erkekliğini kaybediyor düzeyine kadar indirildi, gazete müsveddeleri tarafından! Ama bu yine de vazgeçmek anlamına gelmemeli. Bu arkadaşlar beylik silahlarıyla dan dan dan intihar etmemeli. Biz size vatanı emanet ettik, düşman kimbilir neler yapacak, bir psikolojik saldırıyla yenik düşülür mü, pes edilir mi! Karargah, ne yapacaksa yapsın, subaylarının moralini yükseltsin. Silivri’den Maltepe’ye geçirildi diye intihar edilir mi canım. Üzülüyorum, çok üzülüyorum!