Sarkozy'yi bırakın, Carlos Ghosn'a bakın!
15 Ekim 2010

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy veya Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in Türkiye hakkında ne düşündüğü, ne söylediği önemli elbette. Ancak ben yatırımcıların ne yaptığı ve ne söylediğiyle artık biraz daha fazla ilgiliyim. Zira Sarkozy gibi liderlerin kendi iç kamuoylarına endeksli siyaset yapmak zorunda olduklarını biliyorum. Birkaç gün önce Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner Türkiye’deydi. Güzel mesajlar verdi ama Avrupa Birliği üyeliği konusunda net bir şey söylemeden gitti.

Türkiye’yi neredeyse 20 yıldır hiç ziyaret etmemiş olan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy sonunda bu ilginç duruma son vereceğini açıklamış ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye gelmesi yönündeki davetini kabul etmişti.

Sarkozy bu sene kasım ya da aralık ayında Türkiye’ye bekleniyordu. Ancak Ankara’da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelen Kouchner bu ziyaretin en erken 2011’in başında olabileceğini açıkladı.

[[HAFTAYA]]

Sarkozy bu ziyareti yapacak olmasına rağmen Türkiye konusundaki görüşlerinin değişmediğini daha şimdiden sağda solda dillendiriyor. Zaten ülkesindeki muhafazakar seçmenler üzerinde olumsuz etki yaratmaması için Türkiye’ye Fransa Cumhurbaşkanlığı kimliğinden çok, G-20 ülkelerinin lideri olarak gideceğini söylüyor.

Dış politikayı bunca yıldır takip eden bir gazeteci olarak şunu öğrendim: Sarkozy de Alman Başbakanı Angela Merkel de gelip geçici liderler ve yarın başka politikacılar göreve geldiğinde Türkiye’ye yaklaşımları kökünden değişebilir. Bu yüzden Türkiye’nin ne yaptığı ve nerede durduğu daha önemli.

İlginçtir; Fransa, Avrupa Birliği içinde Türkiye’ye en fazla karşı çıkan ülke olmasına rağmen ekonomik rakamlar bambaşka şeyler söylüyor.

Fransa, Türkiye’nin 6’ncı büyük ticaret ortağı durumunda. Türkiye’de 300 dolayında Fransız şirketi faaliyet gösteriyor. Bu kuruluşlar 70 bin kişiye istihdam sağlıyor. Dolaylı olarak 300 bin kişi Fransız şirketlerinin buradaki faaliyetlerinden ekmek yiyor.

Türkiye’nin geçen yıl Fransa ile ticareti 10 milyar doları aştı. Yakın bir zaman diliminde bu rakamın 15 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ilkesi de buydu. O zaman çok sorun yaşadığımız Amerika’ya “Sizden yardım istemiyoruz, bizimle daha fazla ticaret yapın, yeter” demişti.

Bastırırsak Nissan yatırım için gelecek

Fransa ile de şimdi benzer bir durum var. Ben de Paris’e diyorum ki; “Avrupa Birliği konusunda Türkiye ile ağız dalaşına girmekten vazgeçin. Gelin bizimle daha çok iş yapın, birlikte yatırımlara imza atalım”. Zaten siyasi ilişkilerin hayli gergin olmasına rağmen Fransa geçen yıl Türkiye’de 600 milyon dolar yatırım yaptı.

Geçen hafta Paris’te görüştüğüm Renault ve Nissan Dünya Başkanı Carlos Ghosn’un yeni yatırım konusunda yeşil ışık yakması Türk ve dünya otomotiv çevrelerinde büyük yankı uyandırdı, bu konuda çok sayıda telefon aldım.

Ghosn, Renault olarak Türkiye’deki 40 yılı aşkın faaliyetlerinden çok memnun olduklarını ifade etmiş ve başkanı olduğu diğer şirket Japon Nissan’ın da Türkiye’ye yatırım yapacağını söylemişti.

Uluslararası ekonomi çevrelerinde ilgi uyandıran böylesine önemli açıklamayı ilk kez Paris’teki görüşmemizde paylaşmış olması, bir gazeteci olarak beni çok heyecanlandırdı.

Ghosn’a bu konuyla ilgili sorumu sorduğumda bana “Şu an için böyle bir planımız yok” ya da “Bir bakalım...” gibi kaçamak bir cevap verebilirdi. Ama bunu yapmadı, tam tersine açık açık “Türkiye’de varlık gösterebilmemiz için yatırım yapmak zorunda kalacağız” dedi.

50 milyar doların üzerinde bir varlığı yöneten Carlos Ghosn çok cesur bir tutum ortaya koydu ve Türkiye’ye inandıklarını kanıtladı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Sarkozy’yi AB üyeliği konusunda ikna etmeye çalışmalarını önemsiyorum. Ancak en az bunun kadar önemli bir girişim de eminim ki Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün Carlos Ghosn’un Paris’teki ofisi nezdinde daha fazla lobi yapmaları olacaktır. Türkiye bastırır ve uygun imkanlar sunabilirse, Nissan’ın yatırımını çekmemiz sürpriz olmayacak.

Unutmayalım ki Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dünyada aynı anda 7 otomobil markasını üreten tek ülke!