Sarkozy'nin isteksizliği etkinlikleri gölgeliyor
09 Ekim 2009

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bugün açılışını yapacakları “Bizans’tan İstanbul’a: İki Kıtanın Limanı” isimli sergiyi görmek üzere dün Paris’e geldim.
Cumhurbaşkanı Gül ile gelen gazetecilerin yanı sıra İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (IKSV) davet ettikleri de eklenince 50’ye yakın Türk medya mensubu Paris’teki bu önemli etkinliği izliyor.
Türk iş dünyası da Paris’te “Türkiye Mevsimi” çerçevesinde düzenlenen etkinliklere destek sağlıyor. Benim İstanbul’dan geldiğim Air France uçağında TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile Bülent ve Oya Eczacıbaşı da vardı. Arzuhan Doğan Yalçındağ, Fransız meslektaşlarıyla dün Paris’te bir dizi görüşme yaptı, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine dair soruları yanıtladı.
“Türkiye’nin tanıtımı açısından büyük önem taşıyan Türkiye Mevsimi etkinliklerine Fransa’da ilgi nasıl?” diye sorarsanız şunu söyleyebilirim. Evet, özellikle aydınlar arasında belli bir ilgi var elbette. Ancak Paris’te konuşulan en önemli konulardan biri diyemeyeceğim. Fransız Devlet Radyosu’nda dün bir program yayınlanmış, ben uçakta giderken aldığım Le Monde gazetesinde de özel bir Türkiye eki verilmişti. Bunlar güzel şeyler fakat Türkiye konusunda belli bir önyargısı olan Fransız toplumunda öyle büyük bir heyecan oluşmuş değil.
Fransızlar şu sıralarda daha çok İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin kaderiyle ilgili tartışmalara kilitlenmişler. Diğer taraftan ülkeyi sarsan ve eski Başbakan Dominique de Villepin’in adının karıştığı siyasi skandal hâla gündemde. Ayrıca son günlerde ülke genelinde çalışanlar arasında patlak veren intiharlar da medyayı meşgul ediyor. Paris gibi devasa bir metropolde aynı anda yüzlerce etkinlik yapılıyor olması da “Türkiye Mevsimi” faaliyetlerinin fazlaca göz önüne çıkmasını engelliyor.
Neyse ki “Türkiye Mevsimi” Paris’le sınırlı değil. Başka kentlerdeki etkinliklere olan ilginin daha yoğun olduğunu duyuyorum.
Buraya gelmeden önce Ankara’da konuştuğum Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Bernard Emie ilişkilere uzun vadeli bakıldığında “Türkiye Mevsimi”nin düzenlenmesinin çok doğru bir karar olduğunu söylemişti. Ben de kendisiyle aynı fikirdeyim. Hatta bu sayede uçuruma yuvarlanmakta olan Türkiye- Fransa ilişkilerinin biraz olsun toparlanma imkanı yaratıldığını yazmıştım.
Ancak Paris’e ayak bastığımız andan itibaren kulağımıza fısıldanan “Sarkozy aslında bu işi çok gönülsüz yapıyor. Gül ile görüşmeyi bile mümkün olduğunca gözlerden uzak tutmaya çalıştı” gibi söylentiler canımızı sıkmaya yetti. Fransa’da önümüzde seçim falan da yok. Türkiye yarın AB’ye tam üye olmuyor. Bu nedenle Sarkozy’nin bu kadar korkmasına, çekinmesine anlam veremedim.
Benim anladığım kadarıyla Gül de Sarkozy’yi ikna etmek konusunda çok çaba harcamaya istekli değil. Zira Sarkozy özelinde durum çok umut vermiyor. Ama ben her şeye rağmen Türkiye’nin olumlu adımlarının genel çerçevede bir karşılık bulacağından eminim.
Nihayetinde koskoca Fransa’yı da Sarkozy’den ibaret görmemek gerekir