Yeni Yazısı > Sarayı çığlık götürdü! - 18.02.2011

Sarayı çığlık götürdü!
18 Şubat 2011

Muhteşem Yüzyıl’da (Show TV) Hürrem önce gözde sonra sultan adayı olduğundan beridir giderek ses tonunu yükseltmeye başladı... Önceki gece dizinin neredeyse yarısı Hürrem’in çığlıklarıyla geçti. İşin ilginci saray da 10 metrekare bir yer olmalı ki(!) Hürrem’in her cayırtısı bir başka köşedeki ahaliyi ayaklandırıyordu... O değil de madem böyle avuç içi kadar bir yerde yaşıyor tüm ahali, Hürrem doğum sahnesinde bağırırken Padişah nasıl oldu da duymadı o çığlıkları? Diyeceğim o ki, nohut oda bakla sofa bir saray gerçekliğe çok yakın durmuyor... Bir de oyuncular, özellikle aksanlı konuşup üstüne bir de bağırınca filan ne dedikleri anlaşılmıyor...

[[HAFTAYA]]

Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisindeki Caroline yengenin bağırınca kelimeleri yutması gibi, Hürrem karakteri de volümünü yükselttikçe iyice uzaklaşıyor anlaşılırlıktan... Son olarak anlayamadığım bir başka şey de Maria’nın Gülnihal ismini almasından sonra Hürrem’in bu isme hemen adapte olmasıydı... Önce kendi aralarında çok daha iyi anlaşabilecekleri ana dillerini kaldırdılar rafa, şimdi de isimlerini. Saray baskısı mı desek acaba, senaryo baskısı mı; bilemedim?

Hırsızın adı Yavuz!

Leyla İle Mecnun’un ikinci bölümüne de “Fransız” kalamadım. Hakikaten TRT’nin bu yeni dizisinde orijinal bir zeka var... Repliklerin bu denli komik oluşu filan zihnini gülerek boşaltmak isteyen bir kitlenin dikkatini çekecektir kısa zamanda. Akıl dolu mizaha bayılıyorum ben... Bir hırsıza Yavuz ismini vermek gibi akıl ve sadelikle dolu mizaha yani. Yormuyor Leyla İle Mecnun izleyeni. İkinci kez tavsiye ediyorum. Şiddetle hem de...

Bugünkü dersten ne öğrendik?

Çocuklar Duymasın (atv) isimli eğitim kurumunda bu hafta teknolojiyle ilgili derslerde sanal alemin sosyal ortamlarında nasıl gezilir onu öğrendik, bir... Siyasal bilimler dersinde ise demokraside işlerin rayına oturmasının daha çok kadın milletvekili çıkarmakla olacağının altını çizdik, iki... İktisada giriş derslerinde tasarruf politikasının para kaynaklarını koruyup kollayacağını dikkatle okuduk, üç... Ben diğer dersleri kaçırdım. Bu akşam yeni bölümü var dizinin, onları da not alıp diplomaya giden yolda devamsızlık yapmayayım, bu da dört!

ARKA SOKAKLAR TOPA GİRDİ!

Kanal D, yayından kaldırdığı Şüphe dizisinin yerine çarşamba akşamına Arka Sokaklar dizisini koyarak ilginç bir adım attı... Bu dizi hangi saatte yayınlanırsa yayınlansın, çok kalabalık bir kitlenin ilgisini çekiyor. Bu yolla Show TV’nin Muhteşem Yüzyıl’ının nefesini kesecek bir politika bulduğunu söyleyebiliriz Kanal D’nin. Bana göre aşırı yaratıcı olmasa bile zekice bir atak bu. İzleyiciyi yeni bir diziye alıştırmak yerine, zaten tutmuş olan güçlü bir silahı kullanmak “yayıncılık rekabeti” açısından gözden kaçırılmayacak bir hamledir. Haksız mıyım?

Hangi silah daha gerçek?

Dizilerde en gerçekçi “ateşli silah” sahneleri sanırım Arka Sokaklar dizisinde yaşanıyor. Karşılıklı çatışma sahnelerinde ortalık barut dumanından sisler bulvarına dönüşüyor bir anda... Silahların patlaması da, çıkardığı ateş ve duman da gerçeğe en yakın haliyle yayınlanıyor bu dizide. Gerçeklik açısından ikinci sırada yer alan dizi Kurtlar Vadisi Pusu. Efekte gerek kalmadan vızıldıyor kurşunlar... Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi az ama öz ateşli silah sahnelerinde diğer rakiplerine göre en zayıf polisiye. Ama bu anlamda en gülünç sonuç Tek Türkiye Son Karakol (STV) dizisine ait. Orada silahlar patlamıyor efektler patlıyor çünkü...

ESİNLENMEDE SON NESİL...

Sakarya Fırat (TRT) dizisinin yayına girdiği dönemlerde hafızamızda hâlâ şiddetli bir “Nefes; Vatan Sağolsun” isimli filmin etkisi vardı. Belki bu yüzden dizi ilk haliyle daha çok bu filmi andırıyordu... Ancak önceki akşam rast geldiğim koğuş bölümünde Nefes gitmiş, yerine bildiğin Emret Komutanım gelmiş gibiydi... Biraz dikkatli izleyince karakterler arasındaki komik diyalogların daha önce sıklıkla Emret Komutanım isimli dizide karşımıza çıktığını görebilirdiniz... Ne oldu da dizinin ekseni kaydı bilmiyorum ama bir türlü oluşturamadığı orijinallikten bu esinlenmelerle iyice uzaklaşmış oldu Sakarya Fırat!