Şamil'e karşı bir zafer daha kazandık!
29 Aralık 2012

Perşembe günü beni çok mutlu eden bir gelişme yaşandı: İki yıldır sürdürdüğümüz davamız sonuçlandı ve tazminat kazandık. Hatırlatayım: 6 Mayıs 2010 yılında Mehmet Ali Birand’ın yönettiği 32. Gün Programı’na pek istemediğim halde Şamil Tayyar ve Adem Yavuz’la katıldım. Bazı kişiler tartışmak ile kavga etmek arasındaki sınırı bilmiyor! Birand “Sen sürekli, haberlerde manipülasyon ve dezenformasyon yapıldığından şikayet ediyorsun.

Yayında hakaret

Bunu yaptığını iddia ettiklerinin karşısına çıkıp tartışmak zorundasın” deyince kabul etmiştim. Nitekim Şamil Tayyar, izleyen herkesi deli eden bir küstahlıkla Balyoz Davası’nı tartışırken “Bırak şimdi bu konuları, sen cinsel fantezilerinden bahset!” diyerek ağır hakaretler etti. O kadar tipik erkek tavrı ki bu! “Bana kadın olduğum için bu kadar rahat hakaret edebiliyorsun, çünkü ben sana saldıramam, hıncımı alamam. Bir erkek bir kadına kızdığı zaman hemen bel altı vuruyor! Beni beğenmiyorsan siyaset tartışmak için çıkma o zaman karşıma!” diyebildim ancak. Birand bu saldırganlığı hiç sesini çıkarmadan izledi!

Mahkeme süreci

Programdan sonra ilk işim, avukatımı arayarak tazminat ve ceza davaları açmak oldu! Şamil Tayyar bu arada üstün hizmetlerinden ötürü milletvekili seçilerek ceza davasından bir süreliğine kurtuldu. O da bana kendisine “AJAN” dediğim için hakaret davası açtı. İlk savaşı orada kazandık. Dava reddedildi, Tayyar’ın ajanlığı tescil oldu! Benim ona açtığım hakaret davasının ise devam etmesi gerekirken mahkeme beklemeye aldı. Oysa Başbakan dahil, diğer milletvekillerinin hakaret davaları görülüyor ve kimileri mahkum oluyor.

Herkese ders olsun

Mahkeme bu örnekleri göz önüne alarak 27 Aralık tarihindeki celsede kararından geri dönüp tazminat talebimizi karara bağladı: Şamil Tayyar bana canlı yayında hakaret ettiği için mahkum oldu! Adaletin yerini bulması, bütün tartışma adabını bilmeyen ve her aklına estiğinde burada yazmaktan utandığım sözcüklerle kadınlara cinsel ayırımcılık ve şiddet uygulayanlara DERS olsun! Avukatlarım Suzan ve Barış Yaltı’ya titiz çalışmaları için burada tekrar teşekkür ediyorum.

[[HAFTAYA]]

Uygarlığın birinci şartı adalet

Adaletin er veya geç yerine geleceğine inanmak istiyorum. Adalet olmazsa uygarlık olmaz, demokrasi olmaz! Perşembe günü geç de olsa, bir başka sevindirici haber de OdaTV davasından geldi. Soner Yalçın iki yıl yattıktan sonra tahliye edildi. 13 sanıklı davadan tahliye edilen 11. gazeteci Soner Yalçın. Bu davanın son tutuklu sanıkları Hanefi Avcı ve her davanın konu mankeni Yalçın Küçük niye hala tutuklu?

Niye’lerin cevabı belli

Tıpkı “Soner Yalçın niye iki yıl yattı, niye Nedim Şener bir yıl yattı?” soruları gibi bunun da yanıtı aslında belli. Bu davaların altı boş, bunlar siyasi davalar. “Uzun tutukluluklar sona ersin, tutuksuz yargılama yapılsın” lafları var ya, tam bir kendi kendimizi kandırmaca. Bu davalarda amaç yargılamak değil ki, tutuklayıp ceza vermek. Dijital deliller, imzasız belgeler, sehven olduğu iddia edilen hatalarla hayatı karartılan insanlar, hasta olanlar, ölenler, kariyerleri sıfırlananlar uygulamayı yapanları rahatsız etmiyor.

Hukuk galip gelecek

Yeni yıl için bir tek dileğim var: Adalet, Adalet, Adalet! İftiralarla, mesnetsiz iddialarla, siyasi nedenlerle haksız yere insanların hayatını karartanların başına bin beteri gelsin inşallah! OdaTV davasında gazetecilik yargılandı, Balyoz’da milli ordu isteyen ve PKK’yla savaşanlar, Ergenekon’da bir cehennem çorbası yapıldı, içinde insanları kaynatıyorlar! İnşallah hak ve hukuk galip gelecek. Bir gün, inşallah!

Kepenkler niye kapalı?

Yolum Tahtakale’ye düştü. Mısır Çarşısı’na bayılıyorum, kahvaltılıkları oradan alıyorum. Baharatları, kuru yemişleri de... Yılbaşı öncesi Tahtakale çok canlıdır, incik boncuk, yarım elma gönül alma, hediyelik bakacağım... Cuma’ya rastladım mı! Dükkanların yarısı kapalı. Kapalı derken kepenkler kapalı. Kendimi birden Uludere’de, Şırnak’ta örgüt baskısı altında hissettim. Cuma’ya giden esnafa karışmak haddime mi düşmüş?

Gösteriş için kapatıyorlar

Herkesin namazı niyazı kendine, Allah kabul etsin. Ama kepenk kapatmak da nereden çıktı? Hatta bazılarında kadın çalışanlar var, namaza gitmeyen çıraklar var... Niye kapatıyorlar kepenklere kadar? Gösteriş. O kapatırken yanındaki de açık kalmaktan rahatsız mı oluyor? Suud’da din polisi Cuma namazı sırasında dolaşır, kepenk indirmemiş dükkanları uyarır. Copla. Tanık oldum! Zaten cumanın tatil olmasına da az kaldı ya. Bir gece ansızın!