Samast'tan şok açıklama!

Gazeteci Hrant Dink'in katil zanlısı Ogün Samast, mahkemeye yazdığı mektupta “Ben suçlu değilim. Suçlu olan Dink'i vatan haini gibi gösteren manşetlerdir" dedi

Samast'tan şok açıklama!

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın sanığı Ogün Samast, Gülhane’de bulunan çocuk mahkemesinde 2. kez hakim karşısına çıktı. 5 kişinin tanık olarak dinlendiği duruşmaya Samast’ın 5 sayfalık mektubu damgasını vurdu.

İstanbul 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanık Ogün Samast ve taraf avukatları katıldı. Duruşmaya Dink ailesinden katılan olmazken, duruşmada sesli ve görüntülü kayıt yapıldı. Dinlenen 5 tanık eski ifadelerini tekrar etti.

"GÖZÜMDEKİ ÇÖPÜ ÇIKARDIM, YARGILANIYORUM"

Duruşmada Ogün Samast 5 sayfalık mektubunu okuyacağını belirterek söz istedi. Ayağa kalkarak mektubunu okuyan Samast, "Lanetli bir nehir gibi akıp giden gençliğimi, tükettiğim bu yolda yaşananları tüm ayrıntılarıyla anlatıyorum. Sadece yargılananlar yargılayabilir. Tüm uluslararası kanunlarda ve TCK’da ’adam ölümüne sebebiyet verme suçu’ mevcut. Ayrıca tüm kanunlarda ’halkı kin ve düşmanlığa sevk etme’ suçu da var.

Bu konunun başlangıcı 2004’teki Türkiye - Gürcistan maçı ile başlayan sürecin son halkası oldu. ’Bizim halkımız balık hafızalıdır’ diyor bizim aydınlarımız, doğrudur, çabuk unutuyoruz. Gözünde çöp olanlar, herkesin gözünde çöp var zannederler. Ben gözümdeki çöpü çıkardım yargılanıyorum" diye konuştu.

"BENİM DE HAYALLERİM VARDI"

"Peki beni bu sürece getirenler nerede, kim onlar?" diyerek sözlerine devam eden Samast, "Damarlarımda cahillik aktığı ilk gençlik yıllarında ben nereden bilirdim Agos Gazetesi’ni, nereden tanırdım Hrant Dink’i, Ermeni nedir, tarih nedir, hiç bilmezdim. Ortaokul mezunu yurdun çocuklarından bir tanesiydim. Benim de hayallerim vardı.

Deniz kenarında gün batımını melisa düşleri eşliğinde karşılamak, yarimin karşısında terlemekti hayallerim. Dıştan açılan mavi çelik kapı, içten açılan demir parmaklıklı pencere, bir avuç gökyüzünü hapseden çelik teller eşliğinde yalnızlığın bile yalnız olduğu demir duvarları hayal etmiyordum.

Ta ki eski sabıkalı, Yasin’in bana internetten gösterdiği manşetler ve okuttuğu yazılarla bana baskı oluşturarak beni sürüklediği kin ve nefret girdabında kaybolmamla başladı olaylar" şeklinde konuştu.

'HRANT İÇİN, ADALET İÇİN’ DİYE BAĞIRANLAR BU SESİMİ DUYUN

Samast sözlerini şöyle tamamladı: "Yaşarken tuz katmazlar aşına, methiyeler düzerler mezar taşına diyor Ziya Paşa, ’vatan haini, utanmaz Ermeni’ diye manşetleri ben mi attım? Adamın yazdığı yazının bir bölümünü cımbızla alıp provokatörlük yapan ben miydim?

Bu manşetler ve bu yazılar yüzünden mahkeme köşelerinde Dink’i ve Orhan Pamuk’u süründüren halkımızın önüne bunlar ’vatan haini, devlet düşmanı, bizi küfreden bizi aşağılayan, bölmeye çalışanlar işte bunlar’ diye hedef gösteren ben miydim? Televizyon tartışmalarında parmaklarını sallayarak yok mu bunları vuracak vatan evladı diye içindeki nefreti kusan ben miydim?

O manşetler atılmasaydı, Emin Çölaşan o yazıyı cımbızla çekip yazmasaydı bunların hiçbir yaşanır mıydı? Bunlar bilmezler mi yurdumdaki cahil ve milli duyguları kullanılmaya bu kadar açık olan gençlerimizden birinin bir kötülük yapacağını? Bilirler amaç da o zaten. Benim yaşımda 10 genci okutun o manşetleri, gösterin o yazıları, arkadan eski bir sabıkalı korkutsun gaza getirsin tümü benim yaptığımı yapar. Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz. Ben kurban oldum başkaları olmasın.

Ben buradayım, bunları yazanlar nerelerde? Beni teşvik eden Emin Çölaşan nerede? Bu manşetleri atan gazetelerin yönetici ağabeyleri nerede? Bugün yalılarında Petrus Şarabı içip ruhlarındaki gestapoların onlara gösterdiği yeni hedef ve kurbanlarını arıyorlar. Emin Çölaşan’dan, bu manşetlerini atanlardan şikayetçiyim ’Hrant için, adalet için’ diye bağıranlar bu sesimi duyun. O manşetleri döviz yapın onları taşıyın.

Ben üzerime düşeni yaptım gözümdeki çöpü çıkarttım. Siz de çıkartın ifadelerimde söylüyorum. Onu gördüm vurmaktan vazgeçtim. İki yumruk atacaktım, aklıma Yasin geldi korktum, aklıma o manşetler, o yazılar geldi, ne yaptığımı dahi hatırlayamayacak hale geldim. Bugün olsa tartışırdım, konuşurdum, belki de ben haklı çıkardım. Ama o yazılar olmasaydı, bu yaşananlarda olmayacaktı.

Özgür basın o günlerdeki manşetlerini bir hatırlayın, bir hatırlatın neden suskunsunuz. ’Güvercin’ diye manşet atanlar değil miydi, vatan haini diye manşet atanlar. ’Hepimiz Ermeniyiz’ diye döviz taşıyanlar o yazıları yazanlar değil miydi? Kin ve düşmanlığın kazanına odun taşıyanlar, bunları yazacak yok mu, bunları yargılayacak yok mu. ’kral çıplak evet kral çıplak diyor’ bu çocuk.

Bu manşetleri atanları, yazılan yazanları araştıracak yok mu? Asıl suçlu onlar, ben masumum. O mazlum, ben cezamı çekiyorum, ama o yazıyı yazan, o manşetleri atanlar asıl siz suçlusunuz. Er ya da geç ışık sizi aydınlatacak ve bu gizlendiğiniz karanlıktan çıkacaksınız" dedi.

SAMAST’IN TAHLİYE TALEBİ REDDEDİLDİ

Samast elindeki 5 sayfalık mektubu okudu ve mektubu mahkemeye vermeyeceğini, gelecek duruşmada mektubu vereceğini sözlerini ekledi.

Samast ayrıca, TRT Haber’de 1-10 Mart 2011 tarihleri arasında yayınlanan 'Faili Meçhul’ isimli programın CD’sinin resmi makamlar tarafından mahkemeye getirilmesini istedi. Samast’ın tahliye talebini reddeden mahkeme heyeti, 1-10 Mart 2011 tarihleri arasında yayınlanan 'Faili Meçhul' isimli programın bant kaydının TRT’den istenmesine karar vererek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Serpil KIRKESER-Ünsal ÇAKIN/İSTANBUL, (DHA)

2