Yeni Yazısı > Salı gününe taht kurdu! - 01.10.2009

Salı gününe taht kurdu!
01 Ekim 2009

“Mevtayı fazla dürtersen yellenir” der benim sevgili dostum Ömer Özgüner. Bazı şeylerle çok oynamamak lazım. Ben de taş yerinde ağırdır derim ama Geniş Aile için tüm bu saydıklarımın tersi oldu...

Yayın günü sürekli değişip, sonunda gelebileceği en kötü yer olan Canım Ailem’in (atv) karşısına konuşlanınca “bir diziden daha olduk” demiştim. Öyle ya; ucundan kıyısından dizi izlenmiyor... Neyse, öyle de olmadı. Tamamını izledim Geniş Aile’nin. Hani, eski göz ağrım Canım Ailem’e biraz ayıp ettiysem de, reklam aralarında verdiğim göz ucu molasıyla o cenahta değişen çok şey olmadığını da gördüm.

Uzatmayalım... Hangi boşluğu doldurduğu açık artık Kanal D’nin gülmece dizisinin. Her üç lafın ikisindeki seri espriler, Bir Demet Tiyatro’yu (BDT) hatırlattı bana... On yıl kadar güldüğümüz kelime esprileri, şimdi en yeni haliyle Geniş Aile’de kuruluyor. Ve fakat önemli bir fark var. Dizi, BDT gibi dört as üstünde değil, tüm ekibe oynuyor...

Her bölümde yeni bir karakter zirveye çıkıyor. İki bölümdür Zekai mesela. Gelecek bölüm muhtemel başkası olacak. Ve böylece kastın tamamı havsalamıza kazınacak... En iyi eğitim yöntemi güldürerek öğretmektir. Geniş Aile güldürmenin ötesine geçiyor, kırıyor resmen. Kahkahanın ekrandaki doktora tezi gibi vesselam!

Üç ayı yaşamışlar!

Canım Ailem (atv) reklam aralarına sıkıştı maalesef. Böyle bir “ne oluyor acaba” duygusuyla üstünden baktığım dizide Kenan ve validesinin eksikliğini, Meliha’nın saçı ve oyuncuların tenlerindeki kavrukluğun fazlalığını hissettim...

Araya giren üç ay boyunca dizi olduğu yerde durmamış, yaşamış resmen. İyi de hepimizin bilmeye ihtiyacı var o kayıp üç ayı. Anlatan filan da olmadı... Çok şanssız bir başlangıç yaptı Canım Ailem. Ve kusura bakmasın kimse, bir İlker Aksum’u özlemişim kadro içinde.

Ötekiler magazin bültenlerinde göz önünde oldukları için belki de... Bir de tavsiyeyle bitirelim. Hikayeye yeni birkaç kişi sokmakta fayda var. Hep aynı karakterlerin etrafında dönen heyecanları geçen sezon tüketmiştik hani...

Burhan yeniden başlamış!

Burhan Şeşen, önceki gece Saba Tümer’e (CNN Türk) evlat acısı çeken bir babadan çok, onun anısını yaşatan bir hayranı olarak katıldı...

Elbette ki acı yüzündeki çizgileri derinleştirmişti ama Serhan için daha bir dik duruyor gibi geldi bana. Evladı adına yaptığı organizasyonlar, umutları filan... Bir de 24 isimli kanalda başladığı programı var ki, fragmanlarından anladığım kadarıyla bir hayli eğlenceli.

Jenerik şarkısını da kendisi yapmış. İyi haberler veriyor, motosiklet üzerinden... Neden bilmem Burhan’ı her gördüğümde aklıma aynı şarkı geliyor; “Bu sabah sevinçle uyan/ gerin pencerende/ paslı bir tat gibi/ kalsın yalnızlığın/ yeniden başlamanın hayalini kur içinde.” Yeniden başlamış Burhan; çok da iyi olmuş!

 

İki yıl nerede?

Ezel (Show TV) hakkında bir küçük uyarı notu geldi. Adamımız 32 yaşında ve 12 yıl önce askerliğini bitirdiğini söylüyor. Yani askere gitmesiyle dönmesi bir olmuş... Tamirci çırağı olduğu için kısa dönem yapması da mümkün değil. O aradaki iki yıla ne olmuş acaba? Senaristlerin matematik kıtlığı mı, yoksa Ezel’in hayatında görmeye alışacağımız zaman atlaması mı?

Ben de bir babayım!

Kanaltürk ekranlarının iyi kuşaklarından biri Ben Bir Anneyim adıyla Gül Gölge Saygı’ya emanet edilmiş... Önceki gün arkadaşım Tuğba Erbil’i konuk olarak görünce takıldım biraz. Gül Gölge Saygı sadece bir akan yazı (prompter) okuyucusu sunuculardan olmadığını kanıtlıyor resmen...

Hele ki samimi olduğu bir konukla program tadından yenmiyor. Ve fakat şuna takıldım. Acaba diyorum sadece ünlü annelerden çocuklarının hikayelerini dinleyeceğine, birkaç babayı da çağırsa mı programına?.. Şöyle kimler kaçmış baba sorumluluğundan görsek bir. Hem de gülsek, her babanın içindeki acemi oğlan çocuğuna!