Yeni Yazısı > Sahurda rekabet büyüdü... - 04.09.2009

Sahurda rekabet büyüdü...
04 Eylül 2009

 

Bu yıl Ramazan’a rekabet damgasını vuruyor. Tüm zamanların en çok izlenen TV hatibi Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu’nun (Star) karşısına ciddi rakip olarak sayabileceğimiz alternatifleri Kanal 7 ekrana sürüyor. İkili bir hatip timiyle. Biri iftar saatinde Mustafa Karataş, diğeri sahur vaktinde Ömer Döngeloğlu... İftar öncesi programların izlenme anlamında eski tadı yok. Vatandaş o saatlerde iftara yetişebilmek için yollarda ter döküyor. Belki bu yüzden sahur programları daha bir gözde bu yıl. Ramazan’ın ortasına gelirken işin karnesinde Nihat Hoca’nın üstünlüğü var. Ancak kimi zaman AB grubu izleyicide Ömer Döngeloğlu da “buradayım” diyor... Laf aramızda, Nihat Hoca bu ikili tim karşısında istifini bozmadan çalışıyor. Geceleri aynı çatı altındaki mesaimizde işiyle kafa patlatan bir ilim adamının azmini görüyorum. Üstelik en yakın rakipleriyle değil, tüm alternatifleriyle stratejik rekabet içinde Nihat Hoca... Sanırım ona sadece bir din bilgini değil, televizyoncu da demek zorundayız artık. Sadece mana aleminin sorunlarıyla değil, maddi alemin reytingleriyle de içli dışlı çünkü. Ve bu yıl her zamankinden daha sıkı bir mesai içinde. Sanırım kalıcı olmanın şifresi de bu; her iki alem için de çalışmak!

Issız Adam kalmak!

Bugün iki Adana dizisinin (Adanalı ve Hanımın Çiftliği) kapışmasının yaşanacağını daha önce yazmıştım. Şimdilerdeki merakım hangi Adanalı’nın diğerini alt edeceği? Bir yeni merak da atv’de önümüzdeki hafta başlayacak olan Kış Masalı dizisiyle ilgili ki, not düşeyim hemen... İzlemeyeniniz elbette vardır ama adını bilmeyen yoktur Issız Adam’ın. Geçen yılın sinema gişesine damgasını vuran bir Çağan Irmak filmiydi. İşte o filmle hayatımıza giren genç oyuncu Cemal Hünal, Kış Masalı’nın başrolünde çıkacak karşımıza... Ama izlediğim tanıtımdaki karelerle dizi, gişe rekortmeni filmin kaymağını yemek istiyor gibi. Cemal Hünal’ın Issız Adam’a özgü duruşları, bakışları, mimik ve tavrı ağırlıklı olarak hissediliyor. Muhtemelen iş yayına girdiğinde ortak görüşümüz olacak bu önsezim... Elbetteki kendini aşan oyuncu makul ve makbuldür. Ve fakat sonuçta ticari bir sektör olan dizi işlerinde, denenip tutmuş karakterlerin üzerinden giderek az risk almak esastır. Bu yüzden Issız Adam Cemal Hünal önemli bir eşikte... Ya sonsuza kadar Issız kalacak ya da akıldaki fotoğraflarını unutturup Yeni Adam olacak. Göreceğiz!

Bir kerecik olsun...

Yeni sezona hızlı giren Var mısın Yok musun’da (Show TV) bir ilki gerçekleştirdi Acun Ilıcalı. Hamdi Bey’in teklifini kabul eden yarışmacının kalan kutularını açtırmadı. Yani arkadaş ne kaybettiğini asla bilemeyecek bu durumda. Bana göre iyi oldu; gereksiz trajik mimiklerden kurtardık... Bir de şunu denese diyorum yarışanlar. Hamdi Bey’in ilk teklifini kabul edip, çekip gitseler. Asıl o zaman görmek isterim mevcut yüzleri; asıl o zaman!

Kariyer diye buna derim

İnsan “Nereden nereye?” diyor dikkatli bakınca. Kanal 7’de ilk bölümleri gösterilen Kurtlar Vadisi’nin bitiş jeneriğindeki isimleri okuyorum. Set yardımcıları başlığı altındaki bir isim dikkatimi çekiyor; Kenan Çoban... Belki tanıdık gelmemiştir, yeni ve bilinen adını not düşelim hemen; Abdülhey. Dizinin ana karakterlerinden Polat’ın gözü en kara adamlarından biri olan Abdülhey, Kurtlar Vadisi kariyerine set işçisi olarak başlamış. Ve geldiği noktayı da dolduran bir oyuncu şimdi... Oyuncu kafelerindeki malum polemiklerde “Sadece yetenek yetmiyor, eğitim de lazım” diyenlere bir ekleme notu düşmek isterim; şans da lazım kardeşim!

Magazin de tatil yapsın!

Ramazan’da magazin programlarında bir içe kapanma yaşanır. Özensiz ve elbette arsız magazin haberlerinin üstü bir ay boyunca örtülüdür. Bunun ne kadar “samimi“ olduğunu tartışabiliriz elbette. (Samimiyetinden zerre kuşku duymadığım programları bu tırnağın dışında tutuyorum; mesela Star’daki Mega Magazin.) Asıl samimiyetten uzak mesele yılın 11 ayı abuk açıklamalarıyla skandal yaratan magazin tiplerinin yüzünü mana alemine çevirmeleridir ki, çoğunluğunun “dostlar alışverişte görsün” zihniyetinin resmi olduğunu herkes kestirebilir... O yüzden Allah affetsin, bir ikisi dışında hiçbir iftar yemeğine gitmişliğim yoktur. Allah ile kul arasındaki ilişki, vitrinde sergilenmeyecek kadar mahremdir bana göre. Bu yüzden diyorum, magazinci arkadaşlar kameralarını vitrin iftarlarından uzaklaştırsalar... “İyi de ne çekecek bu çocuklar“ diyenleriniz için, “1 aylık ara verebilirler” önerisine kadar gidebilirim. Malum magazin alemi hiç tatil yapmıyor. Kışları gece alemlerinde, yazları plajlarda geçiyor arkadaşların. Üstelik kamera vizörüne giren kişi sayısı da ortada ve hep aynı suratlar... “Bir Ramazan arası“ diyorum, iyi gelir. Bünyeye de, ruh iklimine de!