Sağım, solum,altım,üstüm terörist!
12 Haziran 2014

Adı da zor, IŞİD, hemen güneyimizdeki Musul’u ele geçirdi. Biz onları kafa kesen, yürek yiyen caniler olarak tanıdık. Suriye’de sözüm ona özgürlük adına yaptıkları zulüm ve dehşet, insanlık tarihinin kanlı sayfalarını oluşturacak. Ve şimdi Irak’talar. Soydaşlarımızın oturduğu Musul’a girdiler, önce oraya mal götüren Türk şöförleri rehin aldılar. “Aman dur!” demeden Türk Konsolosluğu’nu basıp diplomatlarımızı rehin aldılar, nereye götürdükleri de belli değil. Irak sözde ordusunun askerleri, kıyafetlerini yollara saçıp pabuçsuz kaçtı. Çünkü adamlar sorgusuz sualsiz öldürüyor, kafa kesip sepete dolduruyor! Bizim konsolosluğumuzu erken davranıp boşaltmamamız büyük hataydı. Hoş dış politikamızda hata olmayan ne var? Ahmet Davutoğlu neye güvenmişti? Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’i desteklemiş olmasına mı? Çaktırmadan TIR’larla silah yardımı yapmış olmasına mı? Hadi bakalım şimdi PKK ile işbirliği yapın da insanlarımızı geri alın! Sadece rehinelerimizi değil, soydaşlarımızı da kurtarmanın yolunu arayın!

[[HAFTAYA]]

‘Yaralar açık,adalet hâlâ yok!’

Hakan Yaman’ın başına gelenlerden tıpkı İsmail gibi, tıpkı Berkin gibi, olay anında değil, çok sonra haberimiz oldu. Gezi Direnişi’nin heyecanlı günleriydi, binlerce insan darp ediliyor, yaralanıyordu. Ölenler dışında yaralananların kıymeti harbiyesi okunmuyordu. Hakan Yaman’ın başına gelenler en az İsmail’inki kadar kötüydü ama o dayanıklı çıktı, yaşıyor! Onun olaydan sonraki ilk fotoğrafını görüp öyküsüyle birlikte sizlerle paylaştığımda ‘bir insana bu kadar çok kötülük yapılamaz ve o insan sağ kalamaz’ diye düşünmüştüm. Hakan Yaman’ın bir gözünü çıkarmışlar, karnına gaz fişeği atmışlar, öldüresiye dövmüşler ve öldü sandıkları için cesedi yanıp kaybolsun diye ateşe atmışlardı! Oradan geçmekte olan bir minibüs şöförüydü Hakan. Tüm bunları cep telefonuyla çeken birisi onu ateşten çekip çıkarmış, kırılan burnu çarpık da olsa yerine oturtulmuş, şimdiki hali biraz Picasso tablolarına benzese de hayatta kalmıştı! Uluslararası Af Örgütü’nün Gezi Direnişi’yle ilgili “Yaralar açık, adalet hala yok” raporunun dağıtıldığı basın toplantısında gördüm onu. Yaşadıklarıyla ilgili soruşturma açılmış, sonuç alınamamış! Altı kez ameliyat olmuş, daha da olacak.

Sadece beş soruşturma

Bence Gezi’de yaşanan hukuksuzluğun en büyük örneği budur: Deliller olmasına rağmen, hiç bir şey yapılmıyor. Rapor da buna işaret ediyor: 10’u aşkın ölüye ve (rapor 4’ünü kesin kanıtlı kabul ediyor) binlerce yaralıya rağmen polise sadece 5 soruşturma açıldı! Buna karşın Gezi Direnişi’ne katılan göstericilere yeterli delil olmadan açılan dava sayısı 5 bin 500’den fazla! Bunun sonucu: CEZASIZLIK. Polise karşı açılan bütün koğuşturmaları polis tıkamaktadır. Raporun bir başka önemli iddiası ise her türlü barışçıl gösteriye izin verilmemesi, bastırılması, medyaya baskı uygulanması, gazetecilerin işten çıkarılması ve fikirlerini ifadeden çekinmesi. Rapor binlerce dosya incelenerek, tanıklarla görüşülerek hazırlanmış. İçişleri Bakanlığı’ndan istenilen randevu ise verilmemiş. Uluslararası Af Örgütü bilindiği gibi uluslararası kamuoyunda itibarı yüksek bir örgüt. 3 milyon üyesi var. Ne acı ki, adalet için bu tür kurumların desteğine ihtiyacımız var!