Rüyalar vasıtasıyla ruhlar görülebilir mi?

Anlatılana göre peygamberimize bir gün bir kadın geldi. “Yâ Resulûllah ben bir rüya gördüm. Sanki çıkıp Cennet'e girmişim. Bir düşüş sesini işittim. Cennet kapıları kapandı...” Kadın rüyayı anlatmaya devam etti: “Onlar getirildiler, üzerlerinde kanlı elbiseler vardı. Damarlarından kan akıyordu...”

Rüyalar vasıtasıyla ruhlar görülebilir mi?

ÖMER ÇELAKIL

BAŞLARKEN

Vücudumuzdaki trilyonlarca hücrenin her birinin içerisinde birer kopyamız olan DNA molekülü saklıdır. Saçta, deride, kanda, kemiklerde ve diğer tüm hücrelerimizde... DNA, bedenimizin yeniden inşa edilmesi için gereken tüm bilgilere sahiptir. Beden toprakta çürüse bile geride DNA kalır, o nedenle bilim adamları binlerce yıl önce ölmüş kişilerin DNA molekülleri üzerinde araştırma yapma imkanı bulabiliyor. Ayrıca bildiğiniz gibi son yıllarda DNA sayesinde canlıları klonlama (kopyalama) deneyleri yapılıyor. Peki, kıyamet günü diriliş de fiziki bedenle mi olacak? Kur’an-ı Kerim’de uyku ile ölüm arasındaki benzerliğe dikkat çekilir. İlginçtir ki bilim dünyası da halen “Gerçeküstü görüntüler rüyalarımıza nereden geliyor?” sorusuna yanıt arıyor. Çünkü rüyalar sadece yaşayıp etkilendiğimiz olaylardan ibaret değildir. Yani bilinçaltının dışa vurumu, rüyaların sadece bir bölümünü oluşturuyor. Nitekim çoğumuz daha önce hiç karşılaşmadığı bir yüzü veya hayal edemeyeceği bir yeri mutlaka rüyasında görmüştür. Uykuda gözleriniz kapalı olduğu halde tüm renkleri algılarsınız ve dokunmadığınız halde dokunduğunuzu hissedersiniz. Benzer biçimde ameliyat masasında anestezi (narkoz) altındaki bazı hastaların da bedenlerini hissetmedikleri halde ameliyathanede olup biteni algıladıkları kayıtlara geçmiştir. Peki, uyku esnasında ruh nereye yolculuk ediyor? Görüntülerimizi oluşturan ışık parçacıkları yani fotonlar yok olmazlar, uzayın sonsuz derinliğine doğru hızla yol alırlar. Örneğin uydu fotoğrafları da yeryüzünden yansıyan bu ışık parçacıklarının yani görüntülerimizin yakalanmasından ibarettir. Bizlerden yansıyan bu ışık tanecikleri adeta birer parçamız gibidir. Peki, meleklerin her yaptığımızı kaydediyor olmasının bu parçacıklarla bir ilgisi var mı? Cennete giden zorlu yol, insanlara ve hayvanlara merhamet gösterip yardım etmekten mi geçiyor? İşte bu yazı dizimizde bu sorulara yanıt aramaya çalışacağız.

'MÜMİNLERİN RUHLARI DÜNYA VE RUHLAR ARASINDA GEZER'

Bazı kaynaklarda uyku hep ölüme benzetilmiştir. Anlatılana göre peygamberimize bir gün bir kadın geldi. “Yâ Resulûllah ben bir rüya gördüm. Sanki çıkıp Cennete girmişim. Bir düşüş sesini işittim. Cennet kapıları kapandı. Baktım filan ve falan vardır, dedi ve on iki kişiyi saydı ki, Resul-i Ekrem onları savaş için bir bölük olarak göndermişti. Sonra kadın rüyayı anlatmaya devam etti: “Onlar getirildiler, üzerlerinde kanlı elbiseler vardı. Damarlarından kan akıyordu. ‘Onları Beydah nehrine götürün’ denildi. Götürüldüler. Onları (ölenlerin ruhlarını) içine batırıp çıkardılar. Yüzleri dolunay gibi parladı. Onlara altın sandalyeler getirildi. Üzerinde oturdular. Altın tabak içinde onlara hurma takdim edildi. Canları istediği kadar yediler. Tabağı bir yönden öbür yöne çevirdikçe değişik meyveler oluyor ve canları istediği kadar yiyorlardı. ‘Ben de onlarla beraber yedim’ dedi. Biraz sonra o bölükten haberci geldi. “Yâ Resulûllah şöyle şöyle oldu, filan ve filan on iki kişi isabet aldı” dedi. Peygamberimiz; “Bana o hanımı çağırın” dedi. Hanım geldi, “bu adama rüyanı anlat” dedi. Rüyayı anlatınca adam (haberci) dedi ki; ´Evet onun gördüğü doğrudur. Filan ve filanlar isabet aldılar. Selmân-ı Farisi şöyle demiştir: “Müminlerin ruhları, dünya ve ahiret arası bir berzahdadır, istedikleri gibi gezerler. İnanmayanların ruhları ise esfel-i safilindedir.”

Haçlı seferleri ve 1096 tarihinin sırrı

Bilindiği gibi Haçlı Seferleri’nde sadece Müslümanlar değil Yahudiler de hedef alınmıştır ve çok sayıda insan ölmüştür. O yüzden 1096 yılında gerçekleşen Birinci Haçlı Seferi, Yahudi soykırımı ve antisemitizm tarihi açısından da çok önemli bir yıldır. Bakara suresine baktığımızda Hıristiyan-Yahudi anlaşmazlığına dikkat çekildiğini görüyoruz ve iki tarafın da kendi yolunun doğru olduğunu nasıl savunduğunu ayetlerden anlıyoruz. Bu anlaşmazlığın belirtildiği ayetlerden önce 96. ayette bazı Yahudilerin 1000 sene yaşatılmak istediği belirtiliyor. Fark ettiyseniz bazı Yahudilerin yaşama arzusundan bahseden bu ayetteki sayılar tam da Yahudilerin soykırıma uğrayıp öldürüldüğü 1096 Birinci Haçlı Seferi’ne işaret ediyor. On yedi ayet sonra da Hıristiyan- Yahudi anlaşmazlığı vurgulanıyor.

İslam barış dinidir

İslam dini barış dinidir ve diğer kutsal kitaplara, peygamberlere ve onların ümmetlerine düşmanlık beslemez. Bu mucizevi işaret ise Kuran’ın zaman ötesi bir kitap olduğunu ve gelecekte yaşanacakları haber verdiğini kanıtlamaktadır. “1000 yıl” ifadesinin tam da 96. ayette geçerek birinci haçlı seferinin yılı olan 1096 tarihine işaret etmesi tesadüf olamaz.

Kur’an’ın mucize sırları

Kuyruklu yıldız ve uzay gizemi

Bakara suresi 74. ayette taşlardan yani kayalardan bahsedilmektedir. Fakat bu kayalar hakkındaki anlatıma baktığımızda sıradan taş olmadıklarını görüyoruz. Mesela ayetteki Arapça “Yehbitu” kelimesi bu taşların düşüp yuvarlandıklarını vurguluyor. Halbuki normal bir kaya kendiliğinden hareket etmez. Aynı ayette bu taşların yarılıp su çıkarttığı anlatılıyor ki bu da normal taşlar olmadıklarını gösteriyor. Astronomi eğitimi almış birisi bu ayetteki kayaların kuyruklu yıldızları tarif ettiğini ilk görüşte anlayabilir. Çünkü kuyruklu yıldızlar kaya ve buzdan yani sudan oluşur. Ayrıca ayette anlatıldığı gibi kendiliğinden hareket edip uzay boşluğunda dönerler. Hatta bazı bilim adamları okyanuslardaki suyun kuyruklu yıldızlardan gelmiş olabileceğini öne sürmektedirler.

Kimse bilmiyordu

O nedenle bu ayet mucizevi işaretler taşımaktadır çünkü teleskop ve modern teknoloji olmadan kuyruklu yıldızların kaya ve sudan oluşan, hareket edip dönen taşlar olduğunu asırlar önce Kuran’ın indirildiği çağda kimse bilmiyordu.

Dünya savaşları önceden haber veriliyor muydu?

Kur’an’da savaşları konu alan ilk ayetler Bakara 190, 191, 193 numaralı ayetlerdir. Bu ayetlerdeki “Savaş açarlarsa savaşın” ifadesi İslam’ın barış dini olduğunu da kanıtlar. Bu rakamları alt alta yazıp her zamanki matematiksel yöntemi uyguladığımızda dünyanın en kanlı yılları yani 1. ve 2. Dünya Savaşı’nın tarihleri çıkıyor. Ayet numaraları: 190... 191... 193... Noktalı olan boşluklara farklı farklı sayılar yazsak bile o tarihlerde savaşlar yaşanmış. Mesela bu ayetlerin cüz numarası olan 2 rakamını yazsak 1902, 1912, 1932 yıllarında da savaşlar olmuş. Yani bu ayetler tek bir tarih yerine bir döneme yani savaş yıllarına işaret ediyor. 1914 ve 1939 yılları da dünya savaşlarının tarihleri fakat öncesinde ve sonrasında tetikleyici savaşlar da olmuş. Bu ayetlerden önce savaşlardan uzun uzun bahsedilmiyor o yüzden tam 190, 191, 193 numaralı ayetlerde sürekli savaş kelimesinin geçmesi tesadüf değildir ve geleceği haber veren bir mucizedir.

RUH GÖĞE YÜKSELİR Mİ?

Ebû Hureyre’den rivayet edildiğine göre; Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: Ölüm döşeğinde olanın yanında melekler hazır bulunur. Kişi dindar olunca melekler: Ey güzel cesedde olan güzel nefis! Övülerek (cesedden) çık ve rahmet, güzellik ve öfkeli olmayan Rabbe kavuşmak ile müjdelen, derler. Artık can çıkıncaya kadar devamlı ona böyle söylenir. Sonra o ruh göğe yükseltilir ve gök (kapısı) onun için açılır. Sonra, ‘Bu kimdir?’ diye sorulur. Onu götüren melekler: Falancadır, derler. Bu defa (gökte görevli melekler) tarafından: Güzel nefse merhaba, güzel cesedde idi. Övgüye lâyık olarak gir ve rahmet, güzellik ve öfkeli olmayan Rabb (e kavuşmak) ile müjdelen, denilir.

Göğe götürülünceye kadar...

Sonra Allah’ın hükümlerinin açıklanıp melekler tarafından alınmakta olduğu göğe götürülünceye kadar ona devamlı böyle söylenir. (Göklerin kapıları açılır Allah’ın huzuruna varır) (Ölüm döşeğinde) kötü adam olduğu zaman (görevli) melek: Çık ey pis cesedde olan pis nefis. Yerilmiş olarak çık ve kaynar su, cehennem halkının irini ve bunların misli çeşitli başka azab ile müjdelen, der. O habis nefis (cesedden) çıkıncaya kadar ona devamlı böyle söylenir. Sonra o nefis (yâni ruh), göğe çıkarılır. Fakat gök ona açılmaz ve: ‘Bu kimdir?’ denilir. Falancadır, diye cevab verilir. Bunun üzerine: Habis nefse merhaba olmaz, o pis nefis pis cesedde idi. Kınanmış olarak geri dön. Çünkü sana göğün kapıları kesinlikle açılmayacaktır, denilir ve bunun üzerine o ruh gökten (yere) gönderilir ve sonra cesedin bulunduğu mezara varır.”

Ömer Çelakıl kimdir?

1980’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Kur’an-ı Kerim üzerine matematiksel çalışmaları ve Kur’an’daki matematiksel sistemin açığa çıkartılması üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor. İsmi ilk olarak 2000’li yılların başında duyulmaya başlandı. ‘Kur’an’ın Şifresi’ adlı kitabı 2002’de çıktı ve aynı yıl en çok satan kitap oldu.

Yarın: KUR’AN’DAKİ SAYILARIN SIRRI

7