Rüya görmeyelim PKK böyle tasfiye edilmez...
13 Ekim 2010

Bir süredir PKK’nın tasfiyesi dillerden ve medya sayfalarından düşmüyor. Bu haberlerin bir bölümünü bizler üretiyoruz. Bakanların ziyaretlerinden, Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarından, bürokratların özel sohbetlerinden yola çıkarak bir bölümü doğru diğer bölümü kendi hayal ürünümüz olan bir senaryo yazıyoruz ve bunun gerçek verilere dayanmayan bir senaryo olduğunu bilmemize rağmen, kendimiz de inanır oluyoruz. Bir süre sonra daha da ötesine geçiyoruz ve kendi senaryolarımıza dayanarak yorumlar yapmaya başlıyoruz.

İşin asıl ciddi ve dramatik yanı PKK’nın bu şekilde tasfiye edileceğine siyasetçilerimizin, polisimizin hatta askerimizin dahi inanıyor olmaları.

Yıllardan beri aynı yöntemleri kullanıyorlar, başaramıyorlar ancak hâlâ ısrarı sürdürüyorlar.

Türk kamuoyu, PKK’nın örneğin; Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri Mesud Barzani istese kolaylıkla Kandil’den indirilebileceğini sanıyor. Kimseler çıkıp “Hayır, Barzani böyle bir şey yapamaz. Boşuna uğraşıyorsunuz” demiyor.

Türk kamuoyu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin istese Kandil’i yerle bir edebileceğini, Türkiye-Irak sınırını kapatabileceğini ve buralardan kuş dahi uçurtmayacağını sanıyor.

Kimseler çıkıp “PKK’yı askeri harekatla, Kuzey Irak’ı bombalayarak veya karadan girerek tasfiye edemezsiniz” demiyor.

[[HAFTAYA]]

Türk kamuoyu, örgütün üst düzey komuta heyetinin İsveç’e veya başka bir ülkeye gitmesine göz yumarak, Suriye ve Bağdat hükümetiyle anlaşarak, İran ile iş birliği yaparak bu işin bitirileceğini sanıyor.

Kimseler çıkıp “Hayır, bunlar da yetmez” demiyor. Lütfen artık gerçekleri görelim ve kabul edelim.

PKK, para kaynakları iyi işleyen, Avrupa’da kendini iyi örgütlemiş, yavaş yavaş terörden uzaklaşıp siyasete girmeye hazırlanan, şu sıralarda taktiksel nedenlerle terörü zaman zaman kullanan, uluslararası bir şirket veya kuruluş hatta uluslararası bir siyasi parti diye adlandırılabilir. PKK küçümsenmemeli.

Avrupa’nın hemen her ülkesinde siyasi temsilciliği var. Gayet iyi çalışan bir medyası, her şeyden önemlisi, desteğini hiç esirgemeyen milyonlarca taraftarı var. PKK, askeri yöntemlerle kısa sürede tasfiye edilemez.

Buna karşılık küçülür, tetikten eli çektirilebilir, kadrolarının önemli bölümünün evine dönüp normal hayata başlamaları sağlanabilir. Bunun da önemli ve tek koşulu vardır...

Tek yolu Kürt halkını memnun edecek önlemlerdir...

Yanlış anlamaları önlemek için tekrarlayayım... PKK tipindeki örgütler hiçbir zaman tümüyle tasfiye edilemezler.

Küçülürler, sayıları azalır, ellerini tetikten çekerler ve terörden büyük oranda uzaklaşırlar.

PKK’ya daha fazla askeri önlem veya daha fazla PKK’lı öldürerek pes ettirilemeyeceğini artık görmemiz gerekiyor.

PKK’nın hayat borusu, onu yaşatan bölge halkının desteğidir.

Bam teli, sürekli dağa çıkan gençler, haber yolladığı anda sokaklara çıkan yüzbinlerdir. İşte ne zaman ki, bu hayat borusu kesilir o zaman bam teline basılmış olur.

Bunun yolu da, Kürt sorununda cesur adımlar atmaktan geçiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti genelde terörle mücadeleye öncelik vermiştir. “PKK yok edilsin ondan sonra Kürt sorununda adımlar atalım. Aksi halde boyun eğmiş oluruz” mantığıyla hareket etmiştir. Ayrıca silahlı mücadele, siyasetten daha kolaydır. Oy kaybı değil, aksine milliyetçi ruhları beslediğinden dolayı popülarite kazandırır. Riski az bir mücadele şeklidir.

Ancak bu yöntemin artık beklenen sonucu vermediği de ortaya çıkmıştır.

Artık daha zor ve siyasi yönden risk taşıyan yönteme geçme veya işin güvenlik yanı sürdürülürken artık Kürt sorununu çözme konusunda cesur adımlar atma zamanıdır.

Bugün PKK’ya destek verenlerin hayatlarını değiştirecek önlemler alma zamanıdır.

Gençlere dağa çıkmak yerine evinde kalıp okuyarak, işe girerek hayatını sürdürmenin daha iyi olacağını gösterecek ortamı oluşturma zamanıdır.

PKK’ya destek veren milyonlara, beklentilerinin karşılanmaya başlandığını, Türkler kadar onların da bu ülkenin sahipleri arasında olduklarını hissettirmenin zamanıdır.

Kürt kökenli vatandaşlarımıza, siyasetin tüm kapılarının açılmasının, onların adam yerine koyulduğunu, muhatap olarak kabul edildiklerini göstermenin zamanıdır.

Ne dersek diyelim, Abdullah Öcalan’ın etkisini görmezden gelmemenin zamanıdır.

Kürt sorunu da kısa sürede tümüyle çözülemez.

Taleplerin tamamının karşılanması da imkansızdır.

Ancak öyle adımlar atılır ki, Kürt kökenli insanlarımız bir şeylerin değişmeye başladığını ve artık PKK’nın terörüne gerek kalmadığını görürler.

İşte PKK ancak bu şekilde erimeye başlar.

Zaten bu değişimi hissettikleri anda, ellerini tetikten çekmenin ve terör yerine siyasete başlamanın zamanı geldiğini anlarlar.

İşte reçete budur. Kendi kendimizi aldatmayı bırakmanın zamanıdır artık...