Rusya Atatürk'ünü arıyor

Atatürk, Rusların tabiriyle 'Avrupa'nın hasta adamı'nı kurtarmıştı. Şimdi de Ruslar bir 'Atatürk' arıyor

Rusya Atatürk'ünü arıyor

Mustafa Kemal Atatürk’ün Rusların tabiriyle "Avrupa’nın hasta adamı" olan Osmanlı’yı liberal reformlarla kurtardığı, ancak Rusya Başbakanı Vladimir Putin’in bu konuda başarılı olamadığı yorumu yapıldı.

Rusya’da İngilizce yayımlanan The Moscow Times gazetesinde, New York’ta yerleşik Rus ekonomist Aleksiy Bayer tarafından kaleme alınan "Rus Atatürk’ü arayışı" başlıklı yazıda, Rusya’nın mevcut durumunun Osmanlı İmparatorluğunun 19. yüzyıldaki durumuyla benzerlik taşıdığı, ancak Başbakan Vladimir Putin’in Mustafa Kemal Atatürk gibi yenilikçi lider olup ülkesini felaketten kurtaramadığı kaydedildi.

ULUSAL ÇÜRÜME

Yazıda, Rusya’nın birçok eksikliğine kayıtsız kaldığı, meydana gelen olağanüstü olaylara rağmen, Batıda aynı eğilim ve trendlerin bulunduğu karşılığı verildiği belirtilerek, "Eğer seçimlerde bir hile varsa, buna yanıt olarak hemen ABD’nin Florida eyaletinde 2000 yılındaki başkanlık oylarının yeniden sayımı örnek olarak gösteriliyor. Çeçenistan’daki savaş Irak’ın işgaliyle karşılaştırılıyor ve St. Petersburg trenine yapılan saldırı da uluslararası terörizmle bire bir örtüştürülüyor" denildi.

Batıda bu örneklerin işleyen topluluğun izole edilmiş eksikliklerini temsil ettiği, ancak Rusya’da bunun ulusal çürümenin resmini gösterdiği kaydedilen yazıda, şunlar belirtildi:

HAYALET KÖYLER YAYILIYOR

"Demografilere bakın. İtalya ve İspanya da düşük doğum oranlarına sahipken, Rusya hem yüksek ölüm, hem de düşük doğum oranına sahip. Göçmen akınına rağmen, Rus nüfusu hızlı bir şekilde düşüyor ve kırsal kesimlerde hayalet köyler yayılıyor. Yolsuzluk da çok ciddi bir sorun. Yolsuzluğun en had safhada olduğu Avrupa ülkelerinde bile yetkililer hala ülkeleri için çalışırken, Rusya’da devlet, bürokratların çıkarları için var gibi. 

Ayrıca Rus parlamentosunun alt kanadı Duma tarafından kabul edilen yasaların çoğu da rüşveti daha da kolaylaştırır, hükümet fonlarını soyar, ekonomik ve sosyal kalkınmayı engeller nitelikte. Rusya ve Sovyetler Birliği, 1914 ve 1953 yıllarında eşi görülmemiş kanlı bir döneme sahne oldu. Birinci Dünya Savaşı, iç savaş, acımasız devlet terörü, Stalin ve Hitler’in bütün çabalarını milyonlarca Rus’un hayatını kaybetmesi için birleştirdiği İkinci Dünya Savaşı. Bu olaylar, bir insanın katlanabileceği sınırın çok üstünde. Bir zamanlar büyük olan bir ulusun can çekişmesiyle yeniden yüz yüze kalabiliriz."

DÜNYA GENELİNDE ETKİNLİĞİ KAYBOLDU

Rusya’nın yakın zamandaki tarihinin istikrarlı biçimde inişe geçtiği, 1979 yılındaki Afganistan işgalinin de Rusya’nın yayılmacılığının uç noktası olduğu ve bundan sonra da Sovyet İmparatorluğunun çöküşünün başladığı kaydedilen yazıda, öncelikle Doğu Avrupa’nın kaybedildiği, bunu eski Rusya İmparatorluğunun dağılmasının izlediği, ardından da "Süper Güç" ile dünya genelindeki etkinliğinin kaybolduğu belirtildi.

Rusya’nın Doğu Sibirya bölgesindeki insansız bölgelerin Çinli göçmenler tarafından doldurulduğu ve Rusya’nın kendi başına yapamadığı doğal kaynaklarının araştırılması işinin de Çin’e "taviz olarak" verildiği vurgulanan yazıda, "Rekor petrol fiyatları oligarklara ve devlet yetkililerine zenginlik getirirken, ortalama Rus için bunun anlamı sadece enflasyon oldu. Bununla birlikte polis, ordu, sağlık kurumu, eğitim ve sosyal servisler giderek daha kötü hale geldi" denildi.

"ATATÜRK, ULUSAL FELAKETTEN KURTARDI"
Çar Birinci Nicholas’ın "Avrupa’nın hasta adamlı" olarak nitelediği Osmanlı İmparatorluğunun da 19. yüzyılda benzer bir duruma düştüğü belirtilerek, "Tüm Avrupa coğrafyasında savaşlar meydana geldi, ancak Türkiye subay olan aydınlanma taraftarı Mustafa Kemal Atatürk’ün liberal reformları sayesinde ulusal bir felaketten kurtuldu" ifadesi kullanıldı.

"Başbakan Vladimir Putin, ne yazık ki böyle bir yenilikçi olamadı" denilen yazıda, şu görüşlere yer verildi:

"Güce aniden sahip oldu ve eski Siloviki (eski KGB üyeleri ve üst düzey güvenlik yetkililerinden oluşan şahinler grubu) meslektaşlarına güvenmek zorunda kaldı. Kendisi hala bir ’Rus Atatürk’ü’ olabilir. Putin, hala Rusya’nın en güçlü adamı. Kendisi hem saygı duyulan, hem korkulan biri. (Rusya Devlet Başkanı Dimitriy) Medvedev ise siyasi olarak güçsüz ve Putin’in korumasına ihtiyaç duyan biri olmasına rağmen, yetersiz bürokratları kovmak için sert kararlar almaya başladı. Bunu Putin mi böyle planladı, yoksa kazara mı oldu bilinmez, ama bu ikilinin tandemi ulusal bir dirilişi sağlayabilir. Ancak liderliğini yaptıkları bu heyula sistemin boğazını kesmeleri gerekiyor."