Yeni Yazısı > Pusulanızı seveyim! - 19.09.2009

Pusulanızı seveyim!
19 Eylül 2009

Beşir konuşmadı. En azından şimdilik. Böylece Behlül ile Bihter arasındaki aşk-ı memnu (Kanal D) çıkmadı ortaya. Bir yasak aşkın tüm heyecanı, ertesi haftaya devretti yine. Sayısal gibi bir şey oldu bu; katlanarak artıyor merak... “Bu arada” diyorum, “Ne göz varmış Beşir’de?” Optik okuyucu gibi kapıyı, pencereyi delip geçiyor, yaşananları sansürsüz görebiliyor. Adnan Bey’e anlatma konusunda da bu kadar becerikli olursa, büyük kan çıkacak diziden...

Son olarak nevresimler değiştikçe yatak kıyafetleri değişen konak ahalisinin ruh halini anlatan şu diyaloğa bakar mısınız? Firdevs Hanım kızına canının sıkıldığını ve güneye bir yerlere tatile gitmek istediğini söylüyor... Güney deyince akla Antalya, Bodrum gibi yerler geldiği için kızı da doğal olarak hangisine gideceğini soruyor. Cevap müthiş; Johannesburg (Güney Afrika). Ne diyelim; pusulanızı seveyim siz zenginlerin!

BIRAKIN ŞU TELEFONLARI...

Bugünlerde dizilere dikkatli bakarsanız her oyuncunun bir kez direksiyon başına geçtiğini görüyorsunuz. Araba galerisi gibi olan Aşk-ı Memnu gibi dizileri saymıyorum bile... Ve bir çoğunda dikkat çeken bir ayrıntı var. Şoför mahallinde kim varsa elinde cep telefonuyla seyir halinde. Arabaların telefon yanıtlama özellikleri var artık.

En kötü, kulaklık diye bir şey var. Ama “artizlik” olacak ya. Dikkat etmek lazım... Bir de emniyet kemeri meselesine girmek isterim. Pek takan yok. Kemeri de, kanunu da. Oysa 10 yıl öncesinin Deli Yürek’ine (Kanal 7) bakıyorsun, herkeste kemer, her dönüşte bir sinyal var. Trafikte ileri, dizilerde geri vitese takmışız vesselam.

SINAVLAR NE OLDU?

Es-Ees (atv) ilginç bir dizi. İstanbul’dan sonra bir kentin ismi üzerine kurulan ilk örnek sanırım. Yani, en azından kısaltması üstüne... Bir gençlik dizisi olarak izlemek zevkli. Bir suç ve suç ilişkileri dizisi olarak da fena değil.

Aşk dizisi olarak fazla acemi ama... Neyse; diyeceğim farklı. Kafa rollerdekiler üniversite öğrencisi. Ama bildiğim kadarıyla henüz açılmış bir okul yok. Bir de üstüne, “Bu çocuklar hiç mi derse girmez kardeşim?” diye düşündürüyor insanı. Sürekli bir yayma hali ya da aksiyon... Yok mu bunların vizeleri, finalleri?

İBO TAŞINIYOR...

İbo Show (Star TV), nispeten geç saatte başlayan yayınıyla geceyi yakalamaya çalıştı. Adnan Şenses ile ilginç diyalogları oldu İbrahim Tatlıses’in. Bir süredir, onu ağlatan bir şeyler olmadığından yakınıp duruyor İmparator. Sel felaketini, şehit haberlerini filan saymaya gerek yok. Onun demek istediği aşk.

“Kalbim boş” çağrısıyla “gel gel” yapıyor anladığım kadarıyla... Artık kim gelir bilemem ama İbo gidiyor. Perşembe akşamlarından; pazar gecesine taşınıyor. 4 Ekim’de yeni gününde olacak. Yayın saatini de 20.00 olarak temenni ediyor ama bir pürüz var orada... Neyse, kaçta olursa olsun. İbo Show 17 yıldır yayınlandığı günde, yani pazar akşamında şık duracak. “Alışkanlıklarınızdan vazgeçmeyin” diye bağırırdı bir deli İstanbul sokaklarında. Aynen o hesap!

İLK YAYIN İÇİN HARİKA!

TNT bildiğim kadarıyla ilk maç yayınını yaptı. Ve izlediğim kadarıyla benim diyen yayıncılara çalımı attı. Hakikaten sade, gösterişten uzak, azıcık da eksikti ucundan... Doğru bir işi hiç yamultmayalım. Sabri Ugan bir anlatıcı olarak seçilecek en iyi isimlerden biri. Detaylara girmeyen, oyunu okuyan bir spiker. Dolayısıyla kim topla buluştuysa, o an bilgi sahibi oldu izleyen...

Bir de pozisyon tekrarları ve futbolcuların kilipleri andıran yavaş çekim gösterisi şıktı. Görselliğe doydu gözümüz... Ah bir de skor tabelasını ekranın bir kenarına koyabilseydi, hakikaten tadından yenmeyecekti maçı TNT’de izlemek. Skoru başka kanalların ekranından takip etmek sıkıcıydı...