PKK hâlâ terörle kazanacağını sanıyor...
16 Ekim 2009

PKK ve Kürt milliyetçilerin bir bölümü büyük bir yanılgı içindeler. Hâlâ 1980-90 döneminde kalmışlar. Hâlâ o dönemin değerleriyle hareket ediyorlar.

Uluslararası koşulların değiştiğinin, aynı zamanda Türk devleti ve Türk kamuoyunun büyük bir değişime girdiğinin ya farkında değiller veya kabullenmek istemiyorlar.

Ne kadar fazla insan öldürürlerse, silahlı eylemlerini ne kadar yaygınlaştırırlarsa, T.C. Devleti’ne karşı, ellerindeki pazarlık kartının değerini arttıracaklarını sanıyorlar.

Oysa büyük bir yanılgı içindeler. Nedenlerini, gelin birlikte inceleyelim:

1. PKK, 1980-90 döneminde yoğun bir terör uyguladı. Hem Kürt, hem de Türk köylerini korkutarak ve destek vermezlerse ölecekleri gözdağını vererek güçlendi. Temel stratejileri alan kontrolü üzerine kurulmuştu. Kalabalık gruplarla dolaşır ve baskın yaparlardı. Güneydoğu’nun belirli bir bölümünde de, geceleri hakimiyetlerini oluşturmuşlardı. İstedikleri zaman esnafa kepenk indirtir, istediklerinde açtırırlardı. Böylesine güç gösterisine ulaşmanın bir nedeni, TSK’nın olayın gerçek yönünü biraz geç algılaması ve harekete geçmekte gecikmesi idiyse, asıl nedeni 1’inci Körfez Savaşı’nın getirdiği boşluklardı. Saddam, Kuzey Irak’tan elini kolunu çekmek zorunda kalınca, PKK rahatladı ve silah tedarikini arttırdı. ABD ve Avrupa, PKK’ya sempati duyuyordu. Örgütün faaliyetini terörden çok, Kürt halkının insan hakkını elde etmek için yapılan bir mücadele gibi görüyorlardı. Dolaylı şekilde destekliyorlar, hiç değilse göz yumuyorlardı. Türk kamuoyu bu dönemde çok gerildi, PKK güçlüydü ve uyguladığı terör, pazarlık gücünü arttırmıştı. Pazarlık edecek bir noktaya gelmişti. Kamuoyunu bir oranda sindirmeyi başarmıştı.

2. 1990’ın ikinci yarısında, TSK duruma el koydu. PKK’nın alan hakimiyeti stratejisi çöktü. Gruplar küçüldü, ancak etkinlikleri azalmadı. Suikastlar ve cinayetler sürdü. Ancak yavaş yavaş rüzgar aleyhlerine dönmeye başladı. Amerika ve Avrupa hâlâ dolaylı desteklerini sürdürseler dahi, Ankara’nın baskısı Suriye’nin tutumunu değiştirmeye yetiyor ve Öcalan’ın Şam’dan çıkarılması, ardından Kenya’da yakalanması ve Washington tarafından Ankara’ya teslim edilmesiyle sonuçlanıyordu. PKK için yeni bir dönemin başladığı 1998’deki derin değişimin ne anlama geldiğini anlayamadılar.

3. 7 yıllık bir aradan sonra, PKK 2006’da tekrar teröre başladı. Ancak bu defa ne alan hakimiyeti, ne geniş gruplarla dolaşma söz konusuydu. Uzaktan kumandalı mayın patlatma, büyük şehirlerde ve askeri hedeflere yönelik ses getirecek silahlı suikastlarla yetinmek zorunda kaldı. Amacı, T.C. Devleti’yle eski pazarlık gücünü elde edebilmekti. Ancak beklediğini elde edemedi.

Nedeni çok açık, zira her şey değişti...

PKK ve bir bölüm Kürt milliyetçisinin anlayamadıkları veya anlamak istemedikleri veya anlamalarına rağmen başka türlü hareket edemediklerinden dolayı, silahlı mücadelede ısrar etmelerine rağmen sonuç alamamalarına yol açan değişimler şunlardı:

*Washington, Irak’tan çekiliyor ve Kuzey Irak’ın barış içinde yaşaması ve kendi ayakları üzerinde dikilmesi gerektiğine inanıyor. Bu çerçevede de, PKK’nın Türkiye ile Kuzey Irak ilişkilerini bozmasını istemiyor. PKK’ya desteğini tümüyle kesti. Aksine, PKK ile mücadelede Türkiye’ye son derece değerli istihbarat bilgisi vermeye başladı.

*Kuzey Irak yönetimi, Ankara ile anlaştı. Geleceğini Türkiye ile iyi ilişkilere dayandırdı. PKK’nın, Kuzey Irak Kürdistan siyasetinde, Türkiye ile bir pazarlık kartı olarak değeri düştü.

*Avrupa da, genelde terörden uzaklaşmaya ve bu çerçevede de ilk defa Türkiye’ye destek vermeye, PKK’yı terör örgütü olarak nitelemeye başladı.

*Ankara’da ilk defa iktidar-Çankaya- MİT-TSK dörtlüsü arasında belirli bir uyum oluştu. Bu dörtlü, PKK’yı dağdan indirme konusunda kesin görüş birliğinde. Bu da, çalışmaların etkinliğini arttırıyor.

* Bence asıl önemli bir diğer unsur, Türk kamuoyunun artık silahlı eylemler, cinayetler karşısında, eskisi gibi gerilmemesi, sinmemesidir. PKK’nın eylemleri artık örgüte güç sağlamıyor. Tam aksine, kamuoyu terör dışı, siyasi veya sosyal ağırlıklı eylemlerden daha fazla etkileniyor.

Sonuç: Silah artık prim sağlamıyor

PKK silahın hiçbir işe yaramadığını anlayamıyor veya elinde başka bir yaptırım unsuru olmadığını sanıyor. Oysa barışçı eylemler, barışçı mitingler, iktidar ve toplum üzerinde çok daha büyük baskı yaratıyor.

Kandil’dekiler bu gerçeği göremedikçe, eylem tehdidiyle bir yere varamazlar.

Artık silah değil, artık siyasetle mücadele dönemi açıldı.

İşte bundan dolayı, silah artık prim sağlamıyor.