Pet şişe, pipet ve gazetenin mücevher hali

Pet şişe, plastik, kağıt, cam gibi birçok maddenin geri dönüşümü üzerinde tüm dünya kafa yoruyor

Pet şişe, pipet ve gazetenin mücevher hali

Seral CUMALI / POSTA

Doğa büyük tehlikede. Her yıl 10 milyar pet şişe doğaya atılıyor. Pet şişe doğada ancak 3000 yılda yok oluyor. İki ünlü mücevher tasarımcısı Ela Cindoruk ve Nazan Pak’ın Nişantaşı Atiye Sokak No: 14’teki dükkanına ‘Ne var ne yok’ diye uğradığımda, içeride bu konuyu çok ciddiye almış olan mücevher tasarımcılarının müthiş yaratıcılıktaki ürünleriyle karşılaştım.

Gördüm ki ‘Eco Jewelry’ (Ekolojik Mücevher) denilen bu çalışmalarda yaratıcılığın sonu yok. Pet şişe, pipet, gazete kağıdı burada mücevher olmuş; geri dönüşümün doruklarında! Bu konuya duyarlı olan mücevher tasarımcılarının ürünleri eminim sizde de hayranlık uyandıracak...

DÜNYANIN İLGİSİNİ ÇEKTİ

Pastanelerde pastaların altına koydukları beyaz dantelimsi kağıtları, yani bardak, fincan altlığı olarak satılan kenarları delikli beyaz kağıtları bilirsiniz. İşte bunu gazeteden yapıyor Ela Cindoruk. Hatta bununla da kalmayıp onlardan küpe, broş yapıyor. Gazeteden mücevher olur mu demeyin! Altın ve inci de katınca gazete kağıdına; olağanüstü bir ‘eco jewelry’ karşınızda!

* Sizin hikayeniz nedir?

ODTÜ Endüstri Tasarımı’nda okudum. Sanat okumak için Amerika’ya gidip mücevher eğitimi aldım. Kendimi mücevherle ilgilenir halde buldum. Türkiye’ye döndükten sonra kısa süre bir mücevher firmasında çalıştım. Sonra Nazan’la birlikte ilk atölyemizi kurduk. Bu sene 20’nci yılımız. Bir yandan çağdaş gözle ama daha geleneksel malzemelerle mücevher üretiyoruz; bir yandan da kendi fantezilerimizi gerçekleştirdiğimiz, yapmaktan zevk aldığımız çalışmalarımız var. Benim gazeteden mücevherlerim gibi.

* Gazeteden mücevher yapmak nereden aklınıza geldi?

İnsanın aklına gelmez derler ya! Etrafa bakmakla, ne aradığınla, ne yapmak istediğinle ilgili bir şey bu. Gazeteden mücevherleri yapmadan önce beyaz bardak altlıklarıyla da mücevher yapıyordum. Her gittiğim kafede bir bardağın altında oluyordu, ben de her malzemeyi topladığım için onları da topluyordum. Sonra mücevher yaptım onlarla. Bir süre sonra da gazete kağıdından yapmak istedim. Dantel kağıt bardak altlarını üreten Doyley firmasına bu fikrimi anlattım. Selman Bey, “A çok iyi fikir biz de zaten geri dönüşümlü bir şeyler yapmak istiyorduk. Hemen deneyelim” dedi. Onun üzerine birkaç tane yaptım. Heyecan içinde beni aradı, “Çok güzel oldu” diye. Böylece kağıdı tekrar tekrar kullanmış olduk.

* Bu çalışmanız doğaya bir saygı duruşu mu?

Kağıt ağaçtan yapıldığı için tekrar tekrar aynı kağıdı kullanmak doğaya bir katkı oluyor. Eğlenceli de, birinin üzerinde fal çıkıyor, birinin üzerinde haber. Gazeteden bardak altlarımız bu sene Fransa’da Maison Objet Fuarı’nda trend önerisi olarak seçildi.

* Yurtdışında bu tür ürünlere duyarlılık bizden daha mı fazla?

Kesinlikle. Gazeteden bardak altlarımız burada pek duyulmadı ama yurtdışında bayağı bir ses getirdi. Yurtdışında bayağı satıyoruz.

* Gazete kağıdıyla mücevher yapıyorsunuz. Kağıt, altın ve inciyi bir araya getirdiniz..

Şimdi bu mücevherlerle Milano’da Kağıt Mücevher Sergisi’ne katılacağım.

* Bu tür çalışmalarınıza devam edecek misiniz?

Evet, gazete kağıtlarını çeşitlendirip farklı modeller deniyorum. Yeni bir malzeme de arıyorum aslında.

* Fiyatları nedir? Küpeler ve broşlar 500 dolar.

PET ŞİŞE, ALTIN VE PIRLANTA

Gülnur Özdağlar Ankara’da yaşayan bir takı tasarımcısı. O da Ela Cindoruk gibi ODTÜ’lü. PET şişelerden mücevher, takı, kaseler, süs eşyaları yapıyor. PET şişeleri toplayıp, kesip, ısıtıp, eritip, delip, yeniden biçimlendiriyor. Rengine ise hiç dokunmuyor. Çöpe atılan bu maddeden inanılmaz güzellikte ürünler ortaya çıkararak ‘geri dönüşüm’e dikkat çekmeyi, özendirmeyi amaçlıyor. Bu şekilde dünyanın önemli bir sorununa çözüm üretiyor. ¦ Sizin hikayeniz nedir? Mimarım, gündüz mimarlık, gece pet şişe dönüşümü yapıyorum. Ama her gece ve ciddi bir tutkuyla. ¦ Pet şişeler plastikler doğada 3000 yılda kendini yok ediyor. Dünya bu konuda müthiş mücadele içinde. Sizin petlerle yaptığınız çalışmaları çevreci bir duruş olarak nitelendirebilir miyiz? Nitelendirebiliriz galiba.

* Pet şişe fikri nasıl ortaya çıktı?

Kızım Yağmur’un ilkokul 7. Sınıf Teknoloji ve Tasarım dersi için hazırladığı bir geri dönüşüm projesi ile evde pet şişeleri biriktirmeye başladık. Sonra birikenlerle denemeler yapmaya başladık. Malzemenin olanaklarıyla büyülenip, o gün bugündür denemelere devam ediyorum.

* Çevreye nasıl bir katkı sağlamış oldunuz? Bu size nasıl bir duygu hissettiriyor?

Yaptıklarımı çevreye direkt bir katkı çabasından çok, soruna kişisel bir çözüm arayışı olarak görüyorum.

 

* Başka neler yapılabilir?

Pet şişelerle takı yapmanın bir elişi hobi olarak yaygınlaşabileceğini düşünüyorum. Kitap yayınlamak ve kurslar düzenlemek gibi projelerim var. Plastik Üreticileri Vakfı PAGEV ile bu konuda çalışıyoruz. Hem onlardan, hem Avrupa Birliği Fonları’ndan destek alarak uzun vadeli bir tanıtım ve eğitim projesi hazırlıyorum.

* Çevreye duyarlı bu tür tasarımların dünyada yeri ve Türkiye’deki yeri nedir?

Özellikle Güney Amerika ülkelerinde devlet desteğiyle geri dönüşüm işi çok ciddiye alınıyor. Destek sayesinde sadece sanatçılar ve tasarımcılarda değil, tüm halkta, özellikle öğrencilerde bu işlere büyük ilgi var. İnternet üzerinden aldığım en samimi ve heyecanlı yorumlar onlardan geldi. Aslında tüm dünyada çok gündemde olan ve destek gören bir konu. Çevreye duyarlılık o kadar benimseniyor ki, ‘yeşil badana’ tabir edilen bir tür ticari istismarı bile yapılıyor. Türkiye’de ise aydınların ve orta üstü sınıfın ilgisi var. Diğer sorunlar arasında bununla uğraşılması biraz lüks olarak görülüyor.

* Pet şişelerle hazırladığınız bir broşa pırlanta bile takmışsınız. Bu ikiliyi insanlar nasıl karşıladı?

Çöp ile altını, pırlantayı bir araya getirmek hoş bir tezat olarak görüldü. Atık malzemeye yeni bir dünyanın değerlerini yükleyerek mücevhere dönüştürmek, pırlantasız bile ilginç aslında.

* Pet şişe mücevherlerinizin fiyatları ne?

20 lira ile 300 lira arasında ürün var.

PİPETLERDEN TAKILAR

Burcu Büyükünal’ın geri dönüşüm maddesi ise pipetler. Rengarenk pipetlerle inanılmaz güzellikte yüzükler, küpeler yapmış. Yarattığı ürünler dünyada önemli bir bulmuş. Burcu Büyükünal’la Fenerbahçe’de Romantika’da buluştuk.

* Sizin hikayeniz nedir?

30 yaşına geliyorum. 2003’te İTÜ Endüstri Tasarımı’ndan mezun oldum. 2. sınıfta Ela ve Nazım Hanım’ın verdiği mücevher üzerine bir ders vardı, onu aldım. Bu işe giriş yapmış oldum, sonra onların atölyesinde staj yaptım. 2007’de bir bursla Amerika’ya gittim, 1.5 aydır buradayım.

* Pipetler, şişeler, plastiklere karşı bütün bilinçli insanlar mücadele içinde. Pipetlerle yaptığınız bu tasarımları da sizin mücadele biçiminiz olarak değerlendirebilir miyiz?

Aslında bu çalışmaya başladığımda açıkçası bunu düşünmedim. Tahtakale’de malzeme için dolaşırken hep pipetlere gözüm takılırdı. Rengarenk pipetlerle doluydu her yer. Pipet bir sefer kullanılıp atılan bir şey. Bunu nasıl değerlendirebilirim diye düşünüyordum hep. Bir yıl evde durdu o pipetler. Ne yapacağımı bulamadım. Ama bir yıl sonra oturup bunları ortaya çıkardım. Ben bu tasarımlarla onları değerlendirmiş, pipetlere daha fazla ömür vermiş de oldum. Farklı bir malzemeyi mücevhere dönüştürme amacı doğaya da hizmet ettirmiş oldu. Öncelikli fikrim geri dönüşüm değildi ama artık bu amaç ile de hareket ediyorum. Pipetlerin ömrünü uzatıyorum.

* Geri dönüşüm için başka neler yapılabilir? Planlarınız var mı başka?

Böyle bir işe girdiğiniz zaman hep gözünüz o tür malzemelere gidiyor. Topluyorum; şu anda ortaya çıkan bir şey yok, ama başına oturup çalışmaya başlayınca yeni geri dönüşümler de çıkacak. Bir süre rengarenk contalar toplamıştım.

* Pipetlerle yaptığınız takıların renkleri de müthiş. Müthiş bir renk uyumu var...

Renk ve desen seviyorum. Plastikte renk avantajı çok var. Taş dışında mücevhere renk getiren maddeler. Bu nedenle renkli bir mücevher yapabilmek için plastik iyi bir seçenek de oldu.

* Fiyatları ne kadar?

Küpelerin en ucuzları 90 liradan başlıyor. Broşlar da 90-250 arası. Daha çok emek harcanmış, daha çok çalışılmış olanlar daha pahalı. İşçiliği o pipetleri o şekilde yerleştirip, deseni oturtmak oluyor.

* Zor mu yapımı?

Bilezik yapmıştım ve çok vaktimi almıştı. Bir daha da bilezik yapmadım. Küçük olanları pratik elde ettikten sonra daha çabuk bitirebilirsiniz.

* Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Yurtdışında daha çok ilgi görüyor. İlk olarak İstanbul Dseign Week’te sergilemiştim. Sonra Londra’da bir sergide (London Craft Fair) stand açıp sergiledim. Amerika’da Seattle’da geçen yıl bir galeri sergiledi. Amerika’da yayınlanan 500 Plastik Mücevher Tasarımı diye bir kitap vardır, o kitapta ürünlerime yer verdiler. Şunu söyleyebilirim yurtdışında, burada gördüğümden daha fazla ilgi gördüm.

ATMAYIN SANAT YAPIN

Emine Ertem 78 yaşında. Türkiye’de daha geri dönüşüm, savurganlık gibi kavramlar telaffuz edilmediği zamanlarda o pet şişeleri, atık kağıtlar, eski kalem parçaları, plastikler, elektrik kabloları gibi çöpe gidecek maddelere yeniden hayat vermiş ve 1980’de bunlardan oluşan ilk sergiyi Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde açmış. Bu girişimi Emine Hanım’ı ‘Dünya İlkler Ansiklopedisi’ne sokmuş. Emine Ertem aslında ev hanımı. 35 yaşında eşini kaybetmiş, bir daha da hiç evlenmemiş. Oğlunu yakın zaman önce sirozdan kaybetmiş. Hayatını savurganlığa karşı savaşa adamış olan Emine Hanım bir de bu konuda internet sitesi açmış. Sloganı ise ‘Atmayın Sanat Yapın’.

Dünyayı, doğayı, hayal gücünü kullanarak kurtarmaya çalışıyor Emine Ertem. 80’den beri bu savaşı tek başına sürdürüyor. Emine Ertem’in atmayıp sanat yaptığı atıklar arasında neler yok ki: Kullanılmış otomobil filtreleri, eskimiş tükenmez kalem parçaları, çoraplar, pet şişeler, kutular, elektrik kabloları, naylon poşetler, ilaç kutuları, eski kemerler, gazoz kapakları, mısır kabukları, patlak hoparlörler, aklınıza ne gelirse. Emine Hanım’ın deyimiyle “Aklınıza gelmeyecek şeyler de var.” Peki bunlardan neler mi yapıyor? Çantalar, gece çantaları, cüzdan, ekmek kutusu, nihale, nazarlıklar, lambalar, kilimler, resim çerçeveleri, yelekler, süs eşyaları, paspaslar, oyuncaklar, çamaşır ipleri ve de resimler yapıyor Emine Ertem.

Serum hortumundan çanta, naylon poşetlerden çamaşır ipi, bitmiş tükenmez kalemlerden nihale, süt kutularından, eski çoraplardan ekmek sepeti, makine kayışından bardak altlığı yapmak kimin aklına gelirdi ki... Ya da atıklardan resim yapmak... Emine Hanım, içi yenmiş çeviz kabuğunu bile atmıyor, atıklardan yaptığı resimlerinde yer veriyor. Sadece atıkları kullanarak resimler yapıyor.

* Peki günlük hayatta da bunları kullanıyor musunuz?

Tabii ki kullanıyorum. Param da olsa kullanırım. Çünkü maksadım doğayı kurtarmak için bir katkıda bulunmak.

* ’Atmayın sanat yapın’ sloganını ne zamandan beri kullanıyor ve hayata geçiriyorsunuz?

Benim bunları ilk yaptığım dönemde bu tür çalışmalar hiç yoktu. 1980’de Türk Kadın Dernekleri Federasyonu bir yarışma açmıştı. Atılmış maddelerin değerlendirilmesi yoluyla Türk kadınının aile ekonomisine katkısıydı yarışma konusu. Ben de çoraplardan ördüğüm büyük bir kilimle 200 eserin arasında bu yarışmada birinci oldum. Türkiye’nin ilk savurganlığı önleme birincisi seçildim. O zaman bana bir küçük çamaşır makinesi ödül verdiler. Bu birinciliği alınca, Türkiye’nin ilk savurganlığı önleme sergisini de benim açmam gerektiğine inandım. İki yıl uğraştım, ilk sergiyi Galatasaray Kazım Taşkent Sanat Galerisi’nde 1982’de açtım. Bu konudaki ilk sergimi açtığımda büyük ilgi görmüştüm. Hatta Dünya İlkler Ansiklopedisi’ne girdim. Daha sonra herkes geri dönüşümün önemini kavradı ve bu tür şeyler yapmaya başladı. Yani bu işin öncüsü benim.

* Peki hiçbir şeyi atmaz mısınız?

Yemek dahil evde kullanmadığım hiçbir şeyi atmam. Artan yiyecekleri mutlaka ya kuşlara, ya kedilere, köpeklere veririm. Her şeyi mutlaka değerlendiririm. Doğaya atılacak her şeyi bir sanat eseri haline getirdim. Bunu herkesin denemesi lazım, deneyin ve ekonomik olmanın, yaratıcılığın sırrını keşfedin.

* Dünyaya vermek istediğiniz mesaj ne?

Amacım savurganlığın ne demek olduğunu, çevre sağlığının önemini anlatabilmek, insanları bu konuda düşündürebilmek. İnsanların açlıktan öldüğü, dünyanın kirlendiği bu dönemde herkes elinden geleni yapmalı.

3