Patronlar 'Hayır' diyebilen yöneticiyi yanında ister mi?
04 Eylül 2009

 

Krizin derinleştiği dönemde bir işadamından dinlemiştim. “Başbakan’ın en önemli eksikliği, çevresinde ona ‘hayır’ diyebilenlerin olmaması” yorumunu yapmıştı. Bu yoruma onu, ekonomik önlemler konusunda geç kalındığına yönelik düşünceler itmişti. “Eğer Başbakan’a hayır diyebilenler, ona gerçekleri açıklıkla söyleyebilenler olsaydı, hızlı önlemler alınabilirdi” diye eklemişti. Philips’in Türkiye ve Kafkaslar CEO’su (icra başkanı) Anton Booij ile sohbet ederken, konu ‘çalışanlara güç verme’ stratejisine geldi. “Her şeyin tepeden geldiği bir yönetim anlayışı yerine, yetkilendirmeyi tercih ediyoruz” yorumunu yapınca, ona şunu sordum: “Size yöneticilerin arasında, gerektiğinde ‘hayır’ diyebilenler var mı?”

Türkiye biraz geleneksel!

Booij, ‘Türkiye’deki yöneticilerin biraz geleneksele yakın olduğunu’ vurguladı ve şöyle devam etti: “Bunu ben de çok destekliyor ve istiyorum. Ama ‘hayır’ diyebilme konusunda ilerliyoruz, daha iyi olacağız.” Başka işadamı ve yöneticilere de bir süredir aynı soruyu yöneltiyorum. Eski kuşağa ait olanlar dışında görünüşte herkes ‘hayır diyebilen yönetici’ peşinde olduğunun altını çiziyor. Bakarsanız, herkesin rüyasını ‘gerektiğinde hayır’ yanıtını verebilenler süslüyor. Ancak, iş uygulamaya gelince, sonunda, dikkatinizi çekerim, CEO’nun bile değil, patronun dediği oluyor. Oysa, CEO ya da patronun yönetim takımından gelecek ‘hayır’ yanıtı, alınacak kararı en azından bir süreliğine tartışmaya açacak, farklı bir ya da birkaç bakış açısının masaya yatırılmasına neden olabilecek. Belki de büyük, milyonlarca dolarlık bir zarardan dönülecek.

Etraflıca düşünmeyi teşvik ediyor

Örneğin ben, kendi dergilerimde, içerik ya da projeler tartışılırken, çoğu zaman önce ‘hayır’ diyor ve konunun etraflıca tartışılmasını istiyorum. Bazen çok da işe yaradığını görüyorum. Aslına bakarsanız, nasılsa son karar patronun... Arada bir ‘hayır’ duyup, yine kendi kararını verebilir. Amazon’un yaratıcısı Jeff Bezos’un bir söyleşisini okumuştum. O benim söylemek istediklerimi, bu işin yararını çok iyi ortaya koymuş. Onun sözleriyle yazımı bitireyim: “Çok sayıda güçlü yöneticiye sahibiz. Resmi olmayan bir atmosferimiz var ve bu sayede insanlar yalnızca bana değil başkalarına da ‘hayır’ diyebiliyor. İnsanların düşündüklerini birinci başkan yardımcısıyla ya da başkan yardımcısıyla paylaşabilmeleri gerçekten önemli. Resmi olmayan bir atmosferin, ‘hayır’ diyebilmenin büyük olanaklar yarattığına inanıyorum.”