Paris'te Alman-Fransız savaşı
01 Ekim 2010

Dünyanın en önemli otomobil fuarlarından biri olan Paris Motor Show’u izlemek için Paris’teyim. Avrupa’nın üç önemli fuarı var. Bunlardan Cenevre her yıl, Paris ise Frankfurt ile dönüşümlü olarak düzenleniyor. Paris Motor Show doğal olarak Fransız markalarının şovuna sahne oluyor. Frankfurt’ta ezici bir üstünlük ortaya koyan Audi, Mercedes, BMW ve Porsche gibi Alman markaları, Paris’e gelince mevzilerine çekilmek zorunda kalıyor. Çünkü Fransız otomobil üreticileri de sonuçta 200 yıllık geleneğe sahip. Burada Almanların öne çıkmasına izin vermiyorlar.

[[HAFTAYA]]

Paris’te çok soğuk olmayan ancak yağmurlu bir hava var. Kaldığım otel, , şehrin ünlü Opera Binası’na bitişik. Dünyanın en güzel yapıları arasında bulunan Opera Garnier adlı bina şu anda tadilatta olduğu için dış yüzü panolarla kaplı. Otelin diğer tarafında Türklerin alışveriş yapmaya bayıldığı ünlü La Fayette Mağazası var.

Tanıdığım insanlar arasında Paris’i en iyi bilen kişi, bu şehre tutku derecesinde bağlı olan, bizim Rifat Ababay’dır. Nerede yenir, nerede kalınır, hatta güzel teneke oyuncak nerede bulunur gibi soruların hepsine en isabetli cevapları o verir. Bir dahaki sefere Ababay’ı da fuara götürmeliyim.

Ben bu seneki fuarı Toyota’nın davetiyle izliyorum. Toyota CEO’su Ali Haydar Bozkurt, kısa süre önce Sabancı’dan AJL Grup’a geçen Toyota’yı marka algısı, iletişim ve satış kriterlerinde bir üst basamağa taşıyan genç ve çok başarılı bir yönetici.

Türkiye’ye büyük övgü

Renault’nun, Türkiye’nin de bağlı bulunduğu Euromed Bölgesi’nin Başkanı Jacques Chauvet ile dün fuar alanında yemek yedim. Üretim ve pazarlamada çok başarılı bir grafik izleyerek Renault’yu uzun yıllar Türkiye’de satış şampiyonu yapan İbrahim Aybar ve Tarık Tunalıoğlu ikilisi de bizimleydi. Chauvet, Türkiye ve Türk ekonomisi hakkında o kadar güzel şeyler söyledi ki doğrusu moralim düzeldi. En çok hoşuma giden sözü “Smart Strategy” oldu. Bu sözü “Akılcı bir yol haritası” olarak çevirmek mümkün. Chauvet, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin dışında bir ülke olmasına rağmen bunu ekonomik yatırımlarla avantaja çevirmeyi bildiğini anlattı.

Renault Dezir, Mercedes CLS, Audi Q7, Peugeot 508, Volvo S60 Station modellerini beğendim. Chevrolet Camaro ve Bentley Mulsane da çok güzel görünüyordu. Fiat Doblo ve Renault Fluence ZE’nin başarısıyla gururlandım. Çünkü Bursa’daki fabrikalardan çıkan bu iki otomobil, bizim Türk işçi ve mühendislerinin alın teriyle üretiliyor. Tofaş Fabrikası’nın patronu Ali Pandır ile rakip marka Renault Mais Fabrikası’nın müdürü Tarık Tunalıoğlu üniversite yıllarından beri arkadaş olan iki başarılı yönetici. Şimdi ortaya koydukları güzel işlerin tadını birlikte çıkarıyorlar.

Paris Fuarı’ndaki salonlar arasında dolaşırken rastladığım isimlerden bazılarını sayayım; Audi, Bentley, Seat, Porsche, Lamborghini ve Volkswagen markalarını temsil eden Doğuş Otomotiv’den Aclan Acar, Ali Bilaloğlu, Vedat Uygun, Gino Bottaro, Anıl Gürsoy, Bayraktar Holding’den Mustafa Bayraktar, Behice Funda, Renault’dan İbrahim Aybar ve Tarık Tunalıoğlu, Amerikalı Fisker ve Çinli BYD’nin temsilcisi BD Otomotiv’den Osman Fevzi Boyner, Nissan’dan İlkim Sancaktaroğlu ve Mehmet Akın, Volvo’dan Torben Eckart, Opel’den Sinan S. Ulusoy, Chevrolet’den Murat Aydın, Peugeot’dan Jean Pierre Vieux, Ford Otosan’dan Aykut Özüner...

Medyadan çok sayıda gazeteci de Paris Fuarı’nı takip ediyor. Gazetelerin otomotiv editörlerinin yanısıra Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, CNBC-E’den Cüneyt Toros, tv8’in Spor Müdürü Murat Öztürk ve bazı ekonomi yazarları da burada.