Öz evladınız mı yoksa evlatlığınız mı?
16 Aralık 2009

Belki Ezel’in altında eziliyor ama ciddi duygusal çıkmazların yaşandığı bir dizi Kapalıçarşı (atv). Bir babanın öz oğluyla evlatlığı arasında gidip gelen yüreğini çok samimi anlatıyor... Ziya baba evlatlık olarak aldığı ve kendi gibi dürüst yetiştirdiği oğlu Cemal’in hayatta kalması için dua ederken, kendinden bir nebze insanlık almamış öz oğlu Timur’u defterinden iyice siliyor. Kaç kişi yapabilir bunu gerçek hayatta bilemem?.. İyi ya da kötü; evlat evlattır diyenler olabilir. Ama her evlat dosdoğru evlat olmuyor. İzleyin Kapalıçarşı’yı anlayacaksınız...

Ezel bitiyor mu?

Ezel’de (Show TV) önceki akşam yayınlanan bölümün tek çekim hatası oğlunun peşinden babetleriyle koşup, kovalamaca bitince ayağında çizmeyle geri dönen Eyşan’dı...Önceki bölümleri göre daha ağır işleyen bu bölümü Ali (Barış Falay) anlattı. Dolayısıyla hikayedeki rolünü anlamış olduk. Bir de psikopatlığının nereden kaynaklandığını; stres, içindeki şizofreni canlandırmıştı adamımızın... Ali’nin de kodları çözüldü. Birkaç kişi daha kaldı, Ezel’i ağzından dinleyeceğimiz. Ve eğer yanlış anlamadıysam ikinci 13 bölümü tamamlamadan veda edecek dizi. Keşke etse; altın harflerle yazdırsa tarihimize ismini... Bu ülkede bir zaman kalite ile para ikilemine girmeyen insanların da dizi çektiğini söyleyebiliriz belki ilerde çocuklarımıza. Olur mu; olur!

K harfi küçük müdür?

Almanya’da popüler olan Yurtseven Kardeşler’in küçüğü olduğunu biliyordum. Ama bağlamada bu kadar usta olduğuna ilk kez şahit oldum. İsmail YK, önceki akşam Flash TV’de Ceylan Şov’a konuk oldu... Son zamanlarda hemen her ekranda görünmesi can sıkıcıydı. Bu kez elde bağlamayla türkü söylüyor olması fark yarattı ama... Bu arada Flash ekranındaki yazı bandında şarkıcının ismi İsmail Yk olarak yazılmıştı. K harfi küçüktü yani. Doğrusu bu muydu acaba?..

Tetikçilik yapmadan

Magazin programları içinde, özel habercilik meşalesini uzun bir süredir Star Life (Star TV) elinde tutuyor. Pazar ekranında kimseyi aşağılamadan, “onu izlemeyin, bunu protesto edin, bizim kanalın işleri en iyisi” tetikçiliği yapmadan izlenebilecek tek program bana göre. Halk da öyle düşünüyor olmalı ki, reytingleri uçuyor. Tayfun Topal ve ekibine bravo diyelim!

İzleyin ve uzaklaşın!

Luli TV, D-Smart platformunun en sakin kanalı. Gündelik hayatın eziyetini yarım saat bu kanalı izleyerek atıyorum üstümden... Biliyorum bir çocuk kanalı. Ama her insanın içinde “Uyumayacağım işte, yemeyeceğim işte, yapacağım işte” diye söz dinlemeyen bir de çocuk var... Onu da dinlemek gerekiyor bazen. Onunla da dinlenmek gerekiyor. Çok huzursuz bir hayatınız varsa; açın saat 20.00’den itibaren Luli’yi, uzaklaşın buralardan!

Reyting düşürür!

Hülya Avşar (HaberTürk), ölçülen bir kanalda programa başladığı gün, Türkmax’ta son iki sezondur gösterdiği başarıyı ıskalayacağını biliyordum... Çünkü reytingde ölçülmek başka kaygıları doğurur. İstediğini soramazsın, dilediğinle konuşamazsın. Mesela, Safiye Soyman ve Faik Öztürk ikilisi vardı önceki akşam... Hülya, onları çok daha popüler oldukları iki yıl önce değil, şimdi çıkarmıştı sorgusuna. Gündemi bu kadar ıskalayamayacağına göre; neydi bu? Reyting cenderesi... Bakın Saba Tümer ne kadar rahat. Konuklarını özenle seçiyor. İzlenmek filan umurunda değil. Çünkü ölçülmüyor. Buraya yazıyorum; Reyting kaliteyi de rekabeti de öldürür!

Bu oyunlar için çok erken!

TRT Müzik daha emekleme çağında magazin medyasına malzeme çıkarmaya başladı. Kanalda Günaydın Türkiye programını yapan Sema Öztürk, ilginç bir şekilde işten çıkarıldı...

Sema, bayram boyunca çalışıp kanalı sırtlayan isimlerden biriydi. Ne oldu da, yapımcıları gözden çıkardı ünlü sunucuyu, bilemiyorum. Bildiğim tek şey kanalın iyi niyetli genel müdürünün olaylardan haberdar edilmeyişiydi...

Bana anlattığı kadarıyla bir Alicengiz oyunuyla karşılaşmıştı. Ben de, yeni açılan bir kanal için bu tür oyunların fazla erken başladığını düşündüğümü söyledim kendisine...

Şimdi kamuya da söylüyorum. Neler oluyor orada hakikaten?..

Kahramanlık bu mu?

İtfaiye ekipleri çıldırmasın da ne yapsın; bu diziyi izlerken. Önceki akşam Kahramanlar’da (Show TV reytingleri kötü gidince pazartesi gecesine aldı) kuyudan köpek yavrusu çıkarma operasyonu yapılıyor... Ancak itfaiye erleri kuyudayken, işin şefi köpeğin sahibi olan genç kadına argo deyişle; yazıyor. Sevgilin var mı diye sormalar, isim vermeler filan... Bu ülkede trafik yüzünden olay mahalline geç geldi diye linç edilmeye çalışılan itfaiyeciler var. Onları görsek biraz diyorum. Daha kahramanca olmaz mı; ya da gerçekçi?