Otostop yaparak dünyayı geziyor

Otostop yaparak dünyayı geziyor

Ümit Orhan 20 yaşında bir üniversite öğrencisi. Kıpır kıpır, yerinde duramıyor. Ümit, otostopla dünyayı gezmeye başlamış. Hayal ediyor, araştırıyor sonra harekete geçip otostopa başlıyor. Yaşadıklarını, tecrübelerini de yolda.org adlı blog’unda herkesle paylaşıyor. Ümit, seyahate çıkarken zor da olsa annesini ikna etmeyi başarıyor. Hayali ise üniversiteyi bitirdikten sonra, bisikletle 5 yıl sürecek bir dünya turuna çıkmak...

Özgür Köylü

[email protected]

Ümit Orhan kim?

20 yaşındayım, Özyeğin Üniversitesi’nde burslu işletme okuyorum. İstanbul’da yaşıyorum. Gaziantepli bir ailenin oğluyum. Ailemle yaşıyorum. Anne ev hanımı, babam ise teknisyen.

Nereden çıktı otostop merakı?

Liseyi Edirne’de fen lisesinde yatılı okudum. Okula bir kitapçı geliyordu. Ben de çok ucuza kitaplar alıyordum. Sürekli Jack London okuyordum ve anlattıkları beni çok etkiledi. İnsanlar Amerika’yı yürüyerek geziyorlardı. Bütün paramı kitaplara verdiğim bir gün, hafta sonunda eve gitmem gerektiğini hatırladım. Ama hiç param kalmamıştı. Ne yapabilirim diye düşünürken otostop yapmaya karar verdim. İlk kez Edirne’den İstanbul’a otostop yaptım, 16 yaşındaydım. Şansıma üçüncü araba önümde duruverdi.

Korkmadın mı?

İlk olduğu için biraz korktum. Önce durmayan arabalar için ‘Niye durmadılar?’ diye düşündüm, üzüldüm. Sonra Bulgaristan plakalı bir araba durdu. Şoför de Atatürk Havaalanı’na kadar geliyormuş, onunla geldim. Annemler de İzmir’den uçakla İstanbul’a geliyorlardı. Onları hiç beklemedikleri bir anda havalimanında karşılayarak çok güzel bir süpriz yapmıştım.

Ailen ne diyor?

Alıştırarak söylüyorum, ‘Hayır’ı, ‘Evet’e dönüştürüyorum. Annem önce “Hayır” diyor. “Anne çok gitmek istiyorum, gitmezsem mutsuz olacağım, istediğin benim mutsuz olmam mı?” diyorum. Onları her gittiğim yerden arayamıyorum. Ama beni internet üzerinden takip ediyorlar. Bakıyorlar 2 gün önce internete girmişim, iyi olduğumu öğreniyorlar.

Kız arkadaşın ne diyor?

Bu durumda çok işe yarıyor sevgilimin olmaması. Böylece endişelenen ya da sorun çıkaran kimse olmuyor.

Yola çıkarken hiç mi endişelenmiyorsun?

Pek endişelenmiyorum aslında. Ama insanlardan biraz korku bulaşabiliyor bazen. Bir geziye çıkmadan önce bir sürü kişi, “Çok tehlikeli” diyor. Bu da insanı ister istemez etkiliyor. Ama bir yandan motive edip, enerji de veriyor. Heyecanı seviyorum.

Seyahat etmek için parayı nereden buluyorsun?

Genelde kendi paramı kazanıp gidiyorum. İlk yurtdışı seyahatine çıkmadan önce 6 ay THY’de part time çalıştım. Ulaşıma ve konaklamaya hiç para vermediğim için kendi kendime yetiyorum.

Nerede kalıyorsun?

Kalacak yeri dert etmiyorum. Çadır, bazen mescitler, bazen yolda tanıştığım birileri beni eve davet ediyor. ‘Cocuhsurfing’ gibi misafirperverlik topluluklarının da çok katkısı oluyor konaklamalarımda.

Seyahat sırasında nasıl besleniyorsun?

En çok tükettiğim reçel ve ekmek, Gaziantep’ten babaannem kuru incir ve kuru kayısı yolluyor, onları da yanıma alıyorum. Yazsa ağaçlar meyve dolu, onların tadına bakıyorum. Bir süre vejetaryen beslendim ama bu Tayland da sona erdi. Oradaki ucuz ve harika sokak lezzetlerine direnemeyip vazgeçmek zorunda kaldım. Ya da gittiğim evlerde etli bir yemek ikram ediliyor, kırmamak için yemek gerekiyor. Seçme şansım çok olmuyor.

Gideceğin yer hakkında çalışma yapıyor musun?

Hayır, hiç planlı değilim. Gideceğim yeri en fazla bir hafta önceden seçebiliyorum.

Nerelere gittin şimdiye kadar?

İlk seyahatim otostopla Edirneİstanbul. Sonra bisiklet sevdası başlıyor. Bisikletle Trakya’yı, Çeşme’yi ve Gökova körfezini dolaştım. Daha sonra Tayland’a bisikletle gezme planıyla gidip, kendimi Malezya üzerinden Singapur’a otostop yaparken buldum. Türkiye’ye dönünce İtalyan bir mimar arkadaşımla Ege ve Akdeniz kıyılarında ilk kez bir ay otostopla gezdik. Bir ara otostopla Suriye’ye gidip döndüm. Son olarak Güney Amerika gezisi var. Kısmen otostop kısmen 10 TL’lik bir paraya denk gelen uçak biletleriyle Brezilya, Arjantin, Paraguay dolaştım. Güney Amerika 20 günlük bir turdu. Arjantin’de 600 km otostop yaptım.

“550 TL’ye Uzakdoğu’da iki ay boyunca dolaştım”

Ne kadar para harcıyorsun bu seyahatlerde?

Tayland-Malezya ve Singapur’u gezerken 550 TL ile 2.5 ay geçindim. Bangok’tan Singapur’a otostop yaptım. Aslında ilk geçerli otostopum bu. Param bitince Tayland’dan İstanbul’a döndüm. Cüzdanın arasında acil durumlar için sakladığım 20 dolar çıkmasın mı? O doları bozdurup aldığım 30 TL ile Türkiye’nin kıyılarını 1 ay gezdim. Bir başka örnek de; Suriye-Halep-Şam-Lazkiye’yi dolaştığım gezi 50 TL’ye mal oldu.

Nasıl yetiyor bu para?

Türkiye ve Suriye’de insanlar inanılmaz misafirperver. Neredeyse herkes yemek ısmarlamak istiyor, bana para harcatmıyorlar. Yolda tanıştığınız insanlar sık sık “Bu akşam bizde kalın” diye ısrar edebiliyor. Ben de kalıyorum. Suriye’de otostop yaparken duran arabalar “Biz o yöne gitmiyoruz ama lütfen eve gelin kahve içelim, sohbet edelim” diyorlar, yemek ısmarlıyorlar. Mesela Suriyeli bir müteahhitle tanıştık, Türkçe öğrenmeye çalışıyormuş. Bizimle tanışmak istedi, sohbet ettik. O pratik yaptı, karşılığında istemesek de zorla yemek ve çay ısmarladı.

“Tanımadığım kişilerin evinde kalmak beni korkutmuyor”

Yolda tanıştığın kişilerin evlerinde kalmak seni endişelendirmiyor mu?

Korkmuyorum birilerinde kalmaktan. Kendimi onun yerine koyuyorum. O bana güvenip beni davet etmekten korkmuyor, ben niye ondan korkayım ki! “Birlikte yemek yiyelim” diyorlar. Ya da trende birileriyle tanışıyorum. Evlerine davet ediyorlar. “Ciddi misin?” diye soruyorum. Tayland’da trende tanıştığım birinin evinde 1 hafta kaldığım bile oldu. Karşımdaki de bundan keyif alıyor. Bir yabancıyla konuşuyor, dilini geliştiriyor, senin kültürünle ilgili merak ettiklerini öğreniyor. Bugüne kadar 200’e yakın araca binmiş, 300 kişiyle sohbet etmişim. Her şeyi onlara borçluyum.

Uzak bir ülkede beş parasız kaldığın oldu mu?

Arjantin’de başıma geldi. Arjantin’e Brezilya’dan gelmiştik. Sınırı pazar sabahı geçince para bozduracak hiçbir yer bulamadık tabii. 2 gün parasız otostop yapıp, çantadaki bisküvilerle idare ettik. Orada biraz tedirgin oldum ama bu her zaman oluyor. Bu tedirginlik de sanırım insanı ayakta tutan şey. Paraguay’a geçmeye karar verince, para bozduracak bir yerler bulduk.

Hep yalnız mı seyahat ediyorsun?

Asla yalnız olmak diye bir şey söz konusu olmuyor. Aslında iki kişiyle gezerken daha yalnız oluyorsun. Tek başına gidiyorsanız herkes yanına geliyor, konuşuyor. Bazen öyle oluyor ki yalnız kalmak için çaba harcamak gerekiyor. Tabii bir yol arkadaşına sahip olmanın da avantajları var. Her an gördüklerini paylaşacak bir arkadaşın olmuş oluyor.

Yola çıkarken yanına aldığın şeyler neler?

Çantam hep yanımda oluyor. Laptopum vazgeçilmez. Çadırım olur. Eskiden mat taşırdım, şimdi genelde bir karton yeterli oluyor. Kışsa uyku tulumumu alıyorum.

Gitmeyi en çok istediğin yer neresi?

Her yer! Yakın planda Hindistan’a gitmeyi düşünüyorum. Rusya olabilir.

Yolda karşılaştığın en hoş sürpriz neydi?

Pamukkale’den Antalya’ya otostop yapıyordum. Karahöyük Avşarı köyünde ertesi gün gerçekleşecek üzüm festivalini organize eden bir sınıf öğretmeninin aracına denk gelmişim! Bu tesadüf sayesinde katıldığım bu festivalde, hayatımda yediğim en güzel üzümleri tadıp hiçbir zaman unutamayacağım harika köy yemekleri yemekle kalmamış, o geceyi de organizatörün evinde misafir olarak geçirmiştim.

Aynı zamanda bisikletçisin de, yola çıkarken onu da yanına alıyor musun?

Bisikletle ilk kez İstanbul’dan Edirne’ye gittim. Tayland’a giderken bisikletimi paketleyip götürdüm. Ama otostop ile gezmeyi tercih etmek durumunda kaldım. Açıkça söylemem gerekirse zaman kısıtlaması olmayınca bisiklet en sevdiğim seyahat şekli. 6 kıtada 5 yıl sürecek bir bisiklet seyahati projem var. Tabii sponsor bulmak lazım. 

Çalışmayı düşünmüyor musun?

Klasik anlamda bir çalışma hayatı hayal etmiyorum. İnsan sadece yapmayı sevdiği şeyleri yaparak hayatını kazanabilmeli. Türkiye şartlarında biraz hayalperest gibi görünebilirim ama yazarak hayatımı kazanabilmek büyük bir idealim. Bunun peşinden koşacağım.

(Bu yazı 24 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır)

2