Yeni Yazısı > Örtülü kadın aday - 10.04.2011

Örtülü kadın aday
10 Nisan 2011

Gazetede masamdaki telefon çaldı, açtım hoş bir kadın sesi; “Ben Ayşe Sucu” dedi. “Başınıza iş açtım, değil mi?” deyip gülmeye başladım! Ayşe Sucu’yla tanışmıyoruz. Beni gazetedeki telefondan araması da bundan, yoksa artık herkes cep telefonundan arıyor. Kendisini tanımadım ama onu CHP’ye milletvekili adayı olarak önerdim! İlginçtir, CHP’nin aday listesi, AKP’nin aday listesinden daha gündemde!

[[HAFTAYA]]

Medya (ben dahil) neredeyse CHP’nin listesini kendi belirleyecek. Oysa AKP’ye kimsenin müdahale etmeye niyetlendiği yok. Sivil toplum örgütleri ve medya ‘kadın aday’ diye bastırıyor. Bir başka grubu ise sadece kadın kesmiyor, onlar tesettürlü kadın istiyor. Tek tesellim, bu konuda başı kadınların çekmesi. Çünkü örtünme konusunu en çok erkekler teşvik eder; oysa buna “örtülü erkekler” karşı çıkıyor! Daha zamanı değilmiş. “Kurbağalar henüz haşlanmadı” demek istiyorlar. Oysa tam da zamanı. AKP, iki dönemdir iktidar, 3. ve hatta 4.’ye hazırlanıyor! Ve bu süre zarfında hep “başörtüsü mezalimi”nden nemalandı. Başbakan ağzını doldura doldura “Bırakınız kadınlar bu özgürlüğü doya doya yaşasınlar” derken kastettiği “özgürlük” örtünme, yani aslında özgürlüğünden vazgeçme idi. Peki, tamam, hadi başörtülü adayları görelim. Çıt yok. İşte örtülü aday olsun mu olmasın mı tartışması sürerken önerdim Ayşe Sucu’yu, hem de CHP’ye! Diyanet Vakfı Kadın Kolları Kurucusu ve Başkanı Ayşe Sucu, militan olmayan dindar kadının nasıl olabileceği konusunda verdiği örnekle dikkati çektiği ve bu tutumu yüzünden görevinden alındığı için Meclis’e, hatta CHP’ye yakışır Bu yazımdan sonra Sucu’ya olumlu o kadar çok baskı yapılmış ki hiç aklında olmayan bu fikre sıcak bakmış. Sonunda açmış telefonu, “VARIM” diyor! CHP’yi arıyorum hemen. Kendimi biraz çöpçatanlık yapar gibi hissediyorum. İlk soru, “Ayşe Hanımın başvurusu var mı?” oluyor, ardından “Varsa olumlu bakar, üzerinde çalışırız.” yanıtı. Adaylık başvuru süresi geçmiş, Ayşe Sucu’nun ise başvurusu yok. Keşke olsaydı! AKP, mırın kırın ederken keşke CHP’nin, dini hassasiyetleri farklı temsil eden bir kadın adayı olsaydı. Bu arada davet almadan da adaylık başvurusu yapmanın yararlı olabileceğini deneyerek öğrendim, bir dahaki sefere!

Ertuğrul Bey’in karnesi pekiyi!

Kültür ve Turizm Bakanlığı 8 yıllık dönemin bilançosunu çıkarttırmış. Gelişme, üzerinde konuşmayı hak edecek kadar yüz ağartıcı. Dünya turizminde Türkiye’nin yeri “gelen turist” sayısı açısından 17. sıradan 7. sıraya, “turizm geliri” açısından ise 12. sıradan 9. sıraya yükselmiş. Demek ki turizm geliri, turist sayısına oranla daha az artmış. Hâlâ ucuz tatil yeri olmayı sürdürüyoruz. Geçen yıl 29 milyon turist gelmiş ülkemize ve 21 milyar dolar bırakmışlar. Gelirde de artış var ama “Bir de paralı turist gelseydi” diyor insan. Oysa 4 ve 5 yıldızlı otel sayısındaki artış yüzde 106’yı buluyor, yani ‘biz lüksü bile ucuza satıyoruz’ sonucunu mu çıkarmalıyız bundan? Tanıtım çalışmalarına da hız verilmiş, tanıtım bütçesi 3.5 kat artırılmış. 2010’da 150 fuara katılınmış. Kültür alanındaki gelişmeler de sevindirici. Hele arkeolojik kazılara verilen önem: Yerli arkeolojik kazıların sayısı ikiye katlanarak 111’i bulmuş, bunlara ayrılan ödenek de 16 kat artarak 30.5 milyon TL’ye ulaşmış. Şapka çıkardığım bir başka gelişme ise opera ve balenin yurt içi turne sayısındaki 4 kat artış. 2010’da tam 380 turne yapılmış. “Biraz da İstanbul’a gelseler” diyor insan, malum bizim opera-bale salonumuz yok! Tiyatro salonumuz ise çok. Zaten tiyatro seyircisi de son 8 yılda yüzde 61 oranında artmış, bravo! Bakanlık yerli filmlere de katkıda bulunduğunu ve 2010’da yerli film seyircisinin 22 milyona ulaştığını göğsü kabararak aktarıyor. Yerli film hasılatı da zaten yabancı film hasılatını yıllar içinde geçmiş, ancak 2010’da başabaş gitmiş. Sinema filmlerinin toplam hasılatı ise 2010’da iki misli artarak 380 milyon TL’ye ulaşmış. Bu kez bardağın dolu yüzünü aktardım size. Tabii bu kültür tüketimi 70 küsur milyonluk Türkiye’ye yeter mi ve başka ülkelerle karşılaştırıldığında yerimiz nedir, başka bir yazının konusu.