'Öpmek isteyen Paşa'ya silah çekti'

'Öpmek isteyen Paşa'ya silah çekti'

36 yıl sözlerine sadık kaldılar. Latife Hanım’ın Atatürk’e ilişkin sırlarını deşifre etmediler. Ama yeğeni Mehmet Öke, ilk kez teyzesinin sırlarını bir kitapta anlattı. Paşa, Latife Hanım’a neden ‘yaver’ diyordu? Nasıl evlilik teklif etti? Ayrılmalarında Şeyh Sait İsyanı’nın rolü ne? Latife Hanım, hangi amaçla Paşa’ya silah çekti? Niye ‘Türk’ soyadını kullanıyordu? İkisi için beyaz gül ne anlama geliyordu? Tempo Dergisi’nin sorularını yanıtlayan Mehmet Öke anlattıklarıyla, merak edilen bir tarihi gün yüzüne çıkarıyor...

RÖPORTAJ: Cemal Subaşı

Salonun duvarları, masanın, konsolun üzeri ‘teyzesi’nin fotoğrafları ve kullandığı eşyalarla dolu. Biri, hemen dikkat çekiyor. Altında el yazısıyla şöyle yazıyor: “Vecihe, (kız kardeşi) vazifeye merbutiyet (göreve bağlılık), insana bazen acı dakikalar yaşatsa dahi, hayatın en büyük zevkidir. Seni küçüklüğünden beri daima muhabbetle takip eden ablanın bu sözünü unutma. Latife.” Yeğeni Mehmet Öke, Latife Hanım’ın ‘vazifeye merbutiyet’ ile hayatında iki kez karşılaştığını söylüyor. İlki nişanlılık döneminde, Zübeyde Hanım’ın vasiyeti:

“Lütfiye (öyle hitap edermiş) canın pahasına Mustafamın içkisine mani olacaksın.” İkincisi ise türban giymek zorunda kalışı. Öke, “Latife Teyzemin başı açıktı. Ama halkın karşısına çıkarken, görev bilinciyle başını kapatıyordu. Bütün o dönem, yani evliliği, vazifeye merbutiyet ile geçti” diyor.

Siz Latife Hanım’ın neyi oluyorsunuz?

Latife, annemin teyzesi oluyor. Anneannemin ablası. Anneannem 1907, Latife Teyzem 1899 doğumlu. Biz “Teyze” diye hitap ederdik, çünkü öyle dememizi isterdi. Mustafa Kemal Paşa’dan da ailede hep “Paşa” diye söz ederiz.

Teyzeniz hakkında, neden bunca yıl sonra kitap yazma ihtiyacı hissettiniz?

Başta ‘Veda’ filmi olmak üzere, son zamanlarda çeşitli platformlarda Latife Teyzem yanlış tanıtıldı. Biz bugüne kadar, bu konuda kitap yazanlara, araştırma yapanlara yardımcı olduk. Bu yöntemi seçmiştik. Ama daha önce teyzem ile ilgili kitap yazan Fatih Bayhan’dan nehir söyleşi teklifi gelince, “Hayır” diyemedim. Bu kitap ile yanlış bilgilerin önüne geçebileceğimizi düşündük. Annemin, (Ayşe Gülümser Öke) iki yıl önce, vefat etmeden iznini almıştık. Hatta bazı görüşmelere o da katılmıştı. Ama vefat edince, bu bizim için vasiyet gibi oldu.

“PAŞA, TEYZEME ‘YAVER’ DERDİ”

Aileniz Latife Hanım’a ne sözü vermiş?

Paşa, boşanma durumu olduğu zaman, “Yaver, bana asker sözü vereceksin. Özel hayatımızdan kimseye söz etmeyeceksin” demiş. Teyzemi bir nevi askeri gibi gördüğü için “Yaver” diye hitap ediyormuş. Zaten ‘yaver’ gibi çalışıyormuş. Yabancı gazeteleri tercüme edip sunuyor, Forbes Köşkü’ndeki suikastte Paşa’nın önüne atlayıp yaralanıyor... Teyzem bir gün “Bana yaver diyorsun, ama benim bir kılıcım bile yok” demiş. Paşa, “Senin kılıcın, kalemin” yanıtını vermiş. Ama bir hafta sonra kılıç şeklinde bir yaka iğnesi hediye etmiş. Kınından çıkarıldığında mürekkebe batırılabilen kalem oluyor. Latife Teyzemin vefatından sonra ailem, onun Paşa’ya verdiği sözü vasiyet bildi. Ayrıca Paşa’yı korumak için de konuşmama kararı aldılar. Ama şimdi suskunluk onları korumuyor.

Kitapta nelere yer verdiniz?

Geniş bölümünü teyzemin hayatı oluşturuyor. Soru cevap olduğu için, laf lafı açtı. Evliliklerine ilişkin detaylar var.

Nasıl detaylar?

Örneklerden biri, aslında boşanamadıkları üzerine. Bakanlar kuruluna gönderilen bir mesaj var. “Ayrılmaya karar verdik” diyor. Oysa o dönemde geçerli olan 1917 tarihli Aile Kanunnamesi’ne göre, mücbir sebep olmadıkça, tarafların ikisi de anlaşmadıkça kadı boşayamıyor. Latife Teyzemin boşanmaya gönlünün olmadığı, Salih Bozok’a gönderdiği mektuplardan belli. Anadolu Ajansı’na da, bakanlar kuruluna da gönderilen metinde “Biz ayrılmaya karar verdik” deniyor, ama altında tek imza var. Yani bu Aile Kanunnamesi’ne göre boşanamamış oldular. Böyle bir kanunname varken, ondan daha geri, üç defa boş ol ile boşanmaları mümkün değil. Anneannem, bu nedenle “Alafranga evlendiler, alaturka boşandılar” diyordu. 1917 Kanunnamesi’ne göre kadı tarafından, şer-i kurallara göre boşanmalıydılar.

“BEYAZ GÜLLE EVLİLİK TEKLİFİ YAPTI”

Evlenirken neye göre, hangi kanuna göre evlenmişler?

İzmir’deki Beyaz Köşk’te kız ve erkek tarafı masaya oturup, ikişer şahit ile nikâhları kıyılmış. Nikâhı, İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendi değil, İzmir kadısı kıymış. Hatta Paşa, “Gün gelir inşallah evlilikleri vali kıyar” diyor. Şer-i de olsa kadı resmi, müftü dini statüde. Dolayısıyla ancak bir kadı tarafından boşanabilirlerdi. Kaldı ki bakanlar kurulu, yürütme merciidir. Boşanamadıkları için Latife Teyzem, her işinde her zaman Paşa’dan onay bekledi zaten. “Çalışayım mı?” dedi, “Hayır” cevabı geldi. “Yurt dışına gideyim mi?” dedi, “Şu an değil” yanıtını verdi. Ayrıca Paşa, İstanbul’a her geldiğinde teyzeme beyaz güller gönderirmiş. Paşa, evlilik teklifini de beyaz gülle yapmış. Beyaz gül, aralarında bir simge. Hatta Paşa vefat ettiğinde, teyzem Anıtkabir’e beyaz gül gönderdiğini söylüyordu. Sonuçta aile içinde her zaman anlatılan, resmen boşanamadıklarıydı. Teyzem, 1934 yılında, Soyadı Kanunu çıkmadan önce, ‘Latife Türk’ diye imza atmıştır. Soyadı Kanunu çıkınca, hiçbir kurum ‘Türk’ soyadını onaylamıyor. Konu Talat Paşa’ya kadar çıkıyor. O da Paşa’ya iletiyor. Paşa, “O ne istiyor?” diye soruyor. Babasından dolayı ‘Uşaklı’ ya da ‘Türk’ soyadını istediği söyleniyor. “Ona ancak Uşaki” yakışır” diyor. Uşaki, âşıklardan geliyor. Böylece sevgisini de gösteriyor.

Neden boşandılar?

Paşa’nın içki içmesine karıştığı için mi? İçki, buzdağının görünen kısmı. Aslında Şeyh Sait İsyanı ve Takriri Sükûn Yasası’nın getirdiği gerginliğin kavgaya dönüşmesi sonucu boşandılar. Bir haziran akşamı Çankaya’da davet var. Piyano çaldın, çalmadın tartışması büyüyor. Teyzem, elindeki yelpazeyi kendi eline vurunca, yelpaze parçalanıyor ve eli kanamaya başlıyor. Paşa buna çok kızıyor, tokat atmak üzere elini kaldırıyor, teyzem de kendini korumak için kolunu kaldırınca, eli Paşa’nın yanağını çiziyor. O gece Paşa, yatak odasına gelmiyor ve ayrılıyorlar. Latife Teyzem, bu olaydan önce iki kez boşanmak istemiş. Paşa’nın yazdığı bir mektup var. “Daha önce iki kez ayrılmak istediniz. Bu üçüncü isteğiniz. Aslında bana üç defa boş ol diyorsunuz” demiş. Bu iki boşanma meselesinin ilki Fikriye Hanım ile ilgili. Diğeri de depremden sonra trenle Sarıkamış’a giderken, Paşa, yanındaki bir hanımla ilgilendiğinde, “Kemal, bacağına dikkat et, ayağın bana kadar uzanıyor” dediği zaman.

Evlilik teklifi nasıl yapılmış?

Bunu da ilk kez anlatıyorum. Paşa, Latife Teyzemden çok etkileniyor ve dört gece sürekli konuşuyorlar. Hatta ilk beğenisini söyleyen teyzem oluyor. Paşa, yaveri Salih’e (Bozok) “Devir değişti Salih, artık önce kadınlar beğenilerini söylüyorlar” diyor. Bir gece Paşa da, Latife Teyzemi çok beğendiğini söyleyip, öpmek için eğiliyor. Bunun üzerine teyzem, terasta masanın üzerinde duran tabancayı alıp üç kez havaya ateş ediyor, “Bunu yapamazsınız. Etrafa karşı büyük bir rezillik olur” diyor. Ama Paşa, o gece evlenmek için diretiyor. “Bu gece bir müftü bulup, hemen evlenelim” diyor, teyzem karşı çıkıyor. Hatta gizli kalacak bir evliliğe de karşı çıkıyor. Biliyorsunuz, Fikriye Hanım ile Paşa’nın gizli evlilik yaptığı ileri sürülür. İslam’da evlilik, cemaat karşısında yapılır, herkese duyurulur, duyurulmazsa geçerli olmaz. Teyzem, “Ben İslam hukukuna göre evlilik için reşidim. Babama sormama gerek yok. Ama bu şekilde sizinle evlenemem” diyor. “

HANIMEFENDİ, BENİ VURUN”

Ama niye ateş ediyor?

Çünkü Paşa’nın daha fazla üstüne geleceğini düşünüyor. “Siz zafer kazanmış bir kumandansınız; savaşmayı da, saldırmayı da, ricatı da bilirsiniz. Ama ben genç bir kızım. Eğer siz duramazsanız, ben hiç duramam. Dolayısıyla buna izin vermem, ama siz bu memlekete lazımsınız. O nedenle sizi vuramam, dördüncü kurşunla kendimi vururum” demiş. Bu sırada zaten askerler içeri girmiş. Paşa, “Böyle silah atıcısı kadınlar varken, Yunanlılar zaten ülkemizi ele geçiremezdi. İyi bir silah atıcısı olduğunu söyledi Latife Hanım, bunun üzerine iddiaya girdik” diyor ve askerleri gönderiyor. Sonra dönüp, “Küçük hanımefendi, bundan sonra benden size böyle bir taciz gelirse o zaman kendinizi vurmayın, beni vurun lütfen. Zira size kıyamam. Çünkü ben de sizin kara gözlerinizi ahrete bile götürürüm” diye konuşuyor.

Kaç tekliften sonra evlenmişler?

İki tekliften sonra. İzmir’den ayrılacağı son gün de resmen evlilik teklif ediyor Paşa. Teyzem de kabul ediyor. Hatta Paşa, “Bu yaştan sonra artık önünde diz çökmemi bekleme. Düğün de ne zaman olur, onu da bilemem; memleket işleri” diyor.

Latife Hanım güzel bir kadın mı?

Aslında havalı bir kadın. Paşa ondan ‘kadife tenli’ diye bahsediyor.

Bu yazı 10 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

3