Onun için yaz sette ama mutlu geçiyor...

Güzel Çirkin dizisinde Nazlı komiser karakteriyle dikkat çeken Naz Elmas, yoğun iş temposu sebebiyle tatile vakit bulamıyor...

Onun için yaz sette ama mutlu geçiyor...

Fakat o bu durumdan şikayetçi değil. İşi şu an en önemli şey! Instyle dergisi kapak güzeli de yaptığı Naz Elmas’la konuştu bu ay...

Halen doğduğu yerde ailesiyle yaşayan oyuncu Naz Elmas, “Aynı muhitte kalmanın insana kattığı pek çok şey oluyor.

O samimiyet, o sıcaklıkla artık bir aile gibi oluyorsunuz. Tanındıktan sonra da bir şey değişmiyor,” derken esnafın ve apartmandakilerin hal tavırları onu doğruluyor. Naz Elmas, belli ki hala mahallenin kızı...

Çekimin gerçekleşeceği GölPark’a doğru yol alırken sohbet etmeye başlıyoruz. Bir önceki gece Güzel Çirkin’in çekimleri sebebiyle geç yatmış da olsa, son derece enerjik. Hevesle nasıl diziye dahil olduğunu anlatıyor.

“Senaryoyu okuduğum zaman çok hoşuma gitti. Bugüne kadar oynadığım rollerden farklı bir roldü. Çok akıcı bir dizi. Her bölüm öncekinden farklı. Ajansımla (Gaye Sökmen) görüştüm ve kabul ettim,” diyor.

Dizide Ali Sunal’la birlikte başrolü paylaşan Elmas’ın çekimler esnasında epey eğlendiğini tahmin etmek zor değil. “Gülmemek için birbirimize bakmadığımız zamanlar oluyor.

Ali zaten eski arkadaşım, ikimizin uyumu ekrana da yansıyor,” diye fikrini belirtiyor. En çok izlenen dizilerden biri haline gelen Güzel Çirkin’de canlandırdığı Nazlı komiser, Amerika’da hukuk okuduktan sonra Türkiye’ye gelip Cinayet Büro’ya giren, kuralları olan, duygularını pek dışa vurmayan, sert bir karakter.

“Size ne kadar yakın?” diye sorunca, “Çok uzak,” diyerek bir kahkaha atıyor ve ekliyor: “Aslında rol bana ne kadar uzaksa o kadar mutlu oluyorum. Çünkü bir şeyler öğreniyorum.

Yine de benzeştiğimiz noktalar var. Mesela kılı kırk yarması. Ben de bir şeyi yapmadan önce çok düşünürüm. Nazlı’nın duvarları var ama iyi kalpli, adalet duygusu gelişmiş bir kız. Kolay bir hayat yaşamamış. Murat’ın (Ali Sunal) onu tanıdıkça şaşıracağı şeyler olacak.”

ÇEŞME’NİN DENİZİNE ÖZLEM

Elmas, yoğun temposu sebebiyle bu yaz tatile fırsat bulamıyor. Ama şikayetçi değil. “Deniz en çok sevdiğim şey, tabii biraz aklım kalıyor ama onun tadını da İstanbul’da girerek çıkarmaya çalışıyorum.

Zaman zaman Çeşme’nin denizini özlüyorum. Akrabalarımız İzmir’de olduğu için yıllardır annemle hep oraya gideriz. Ama yine de işimi çok sevdiğimden dert etmiyorum,” diyor. Yolu yarılamışken az sonra gerçekleşecek çekimden konuşmaya başlıyoruz. Dergi çekimlerine katılmak, Elmas’ın elbette çok defalar tecrübe ettiği bir şey.

Yine de her seferinde farklı bir konsept içinde olmak onu heyecanlandırıyor. Modayla ilgili olduğu için de çekim sırasında yeni şeyler keşfedebiliyor. Alışverişe ne kadar zaman ayırdığını sorunca muzipçe gülümsüyor ve, “Bu konuda tecrübelendiğimi düşünüyorum. Ne isteyeceğimi biliyorum artık,” diyor.

Bir şey satın almak için mağazaya girdiğinde radarlarını çalıştırıp istediği şeyi kolayca buluyor. “Eskiden giymeyeceğim bir sürü şey alırdım, artık neyi giyip giymeyeceğimi çok net biliyorum.

Alıp da bir hafta boyunca ona dokunmamışsam belli ki daha sonra da dokunmayacağım,” derken vazgeçemediği renkten de bahsediyor: Siyah. “Dolabım siyah düz elbiseler, siyah kumaş pantolonlar, siyah tişörtlerle dolu.

Hep bir yedekleme. Sanki savaş çıkarsa ihtiyacım olacakmış gibi.” Elmas’ın son dönemki bir diğer takıntısı da deri ceket. “Eskiden ayakkabıydı, şimdi elim sürekli deri cekete gidiyor,” diyor.

DÖVMELERİNDEN PİŞMAN DEĞİL

Çizgisini beğendiği markalar Yves Saint Laurent, Missoni, Alexander McQueen, Balenciaga, Isabel Marant ve Valentino. “Asla giymem,” dediği bir kıyafet yok ama kapri pantolon ve zebra desenle yıldızı pek barışık değil.

Elmas’ın güzel yüzü dışında vücudunda en çok dikkat çeken şeylerden biri de, dövmeleri. Kalp, melekler ve aile üyelerinin isimleri vücudunun çeşitli yerlerinde. “Dövme yaptırmayı çok istiyordum. Hazır cesaret etmişken ve acımadığını görmüşken aynı günde hepsini yaptırdım,” diyor.

Biraz güzellik sırlarından bahsedelim diyoruz ve elbette ilk merak edilen şey, saçları oluyor. Ekranlara çıktığı ilk zamanlardan beri saçlarıyla dikkat çeken oyuncu, “Ne sürerseniz sürün, ne kullanırsanız kullanın uyku ve beslenme çok önemli.

Ben de iyi beslenmeye çalışıyorum. Sabah kalkınca meyve suyum, yumurtam eksik olmaz,” diyor ve annesinin ona bu konuda çok yardımcı olduğunu belirtiyor. Setler sebebiyle her oyuncu gibi geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalıyor ama yine de uyku düzenine dikkat etmeye çalışıyor.

EVLİLİK VE ÇOCUK KİM İSTEMEZ?

Peki ya gelecek? O yöne bakınca ne görüyor? Mesela evlilik ya da çocuk? “Sanırım herkes bunu arzu eder. ‘Benim ailem, çocuğum olmasın,’ diyen pat diye evlenebiliyor ya da tam tersi olabiliyor.

Çok güzel bir aileden geliyorum, bunun da bir zamanı var herhalde. Çok düşünerek olacak bir şey değil. Oluruna bırakmak lazım.” Zaman ilerledikçe Elmas’ın hayata bakış açısı epey değişmiş. “20’li yaşlar daha naif olduğunuz, kafanızın karışık olduğu yaşlar.

30’a gelince neden hoşlanıp hoşlanmadığınızı görüyorsunuz, kendinizi biliyorsunuz. Bazı değerler sabit kalıyor ama kendinize ait kurallarınız oluyor. Vaktin de çok kıymetli olduğunu anlıyorsunuz,” diyor kendinden emin şekilde...

(28.07.2013 tarihli Posta Karnaval ekinden alınmıştır.)