Yeni Yazısı > Önce insan sonra para - 05.06.2014

Önce insan sonra para
05 Haziran 2014

Bankalar kredi verirken hayat sigortası da yaptırıyor. Zaten kredi alıp borçlananlar ise ek masraf getirdiği için buna pek yanaşmıyor. Ancak hayat sigortasının önemi vefat halinde ortaya çıkıyor. Geride kalanlar ise bu ‘miras borç’ yüzünden zor günler geçiriyor

Okur Mektubu

REDDİ MİRAS ‘Reddi Miras’ birinin vefatı sonucu mirasçı olmayı kabul etmemek demektir. Bu durumda tüm yasal haklardan vazgeçilir. 3 ay içinde mahkeme kanalıyla gerçekleştirilir.

SORU: 56 yaşındaki babamı, ani bir kalp krizi sonucu kaybettim. Babam 20 yıllık berberdi. Dükkanı kiraydı. Bir ay kirasını ödememezlik etmezdi. Biz daha acımızı yaşamadan, bankalardan gelen ‘kredi borcunu ödemediniz’ mesajlarıyla neye uğradığımızı şaşırdık. Babamın meğer 4 bankaya kredi borcu varmış ve ödemelerini geciktirmiş. Bize hiçbir şey söylememişti. Şimdi ne yapacağımızı bilemiyoruz. - Nihat

CEVAP: Nihat’ın yaşadığı herkesin başına gelebilir. Benim ailemde de oldu. Amcam vefat etti. Borç içindeymiş meğer rahmetli. Kuzenim Kerem bunu öğrendiği gün diyabet hastası oldu. Yaşı 17 idi. O gün bugün her gün kendine iğne yaparken bunu hatırlıyor. Halbuki en azından borç miktarı kadar hayat sigortası yaptırılmış olsa idi, aileye acısı üzerine acı gelmeyecekti ne Kerem’in ne Nihat’ın.

Borcunuzu sigortalattırın

Kredi çekerken bankalar sorar, “Hayat sigortası yaptırmak ister misiniz?” Çoğu insan, kredi masrafı artmasın diye bunu istemiyor. Hayat sigortası, sana bir şey olursa sevdiklerini koruyan bir kalkan. Kredin devam ederken yaşamını yitirdiğinde bankalar ailenden değil, sigorta şirketinden parasını alır. Bunun için kredi kullanırken mutlaka hayat sigortası yaptırın. 10 bin lira ihtiyaç kredisi için yıllık 80-100 lira arası prim alıyorlar. “Bana olmaz” dememek lazım.

Borçluyum dostlar

Borç yüzünden içe kapanmak, sıkılmak, anlatmamak insanı kötü şeylere sürüklüyor günümüzde. Bazen evden huzur, bazen de bir can gidiyor. Değer mi? Değmez ama oluyor. Bunu bilerek, aile fertlerini yargılamadan, el birliğiyle sorunları çözmenin yolu bulunmalı.

15 BİN 574 Türkiye Bankalar Birliği’nin en son açıkladığı rapora göre, ülkemizde, kişi başına düşen borçluluk rakamı 15 bin 574 TL.

Yalnız değilsin

Borcunu ödeyemeyeceğini anladın. Çaresiz hissediyorsun. Kaçmak çözüm değil teknoloji var, illa bulacaklar. Ailenden saklamak çözüm değil, senin davranışlarından sezecek, bir gün öğrenecekler. Ama korkuyorsun. “Eşim, annem, babam, bankam bana kızarsa” diye. Korkma. Yalnız değilsin. Bu durumda olan birçok kişi var. Önemli olan senin bu durumu nasıl yöneteceğin. Soğukkanlı ol ve başını dik tut. Sen bu borcu ödeyeceksin.

Korkma, konuş

Bankana gidip, samimi ve açık bir dille, borcunu ödeyeceğini ama yardım istediğini söyle. Bankaların amacı, seni süründürmek ya da hayatını zorlaştırmak değil. Onlar da paralarını alma derdinde. Ve sen “Ödeyeceğim” dediğin için güçlü olan taraftasın. Parayı veren düdüğü çalar. Rahat ol. Hem pazarlık yap hem borcunun yeniden düzenlenmesini iste. Ailende anne babanın çok kızacağını düşünüyorsan onların saydığı bir aile büyüğüne açıl, yardım iste. Eşinden çekiniyorsan, hatırlatmak isterim, o senin hayat ortağın, sebep ve nedenleri ile borç büyümeden açıklamakta fayda var.

Zor karar

Satacak neyin varsa sat. Bu dünyaya bir beden olarak geldik, beden olarak gidecegiz. Tekrar kazanır yerine koyarsın. Tutunduğun varlıkların mı huzurun mu daha önemli? Endişeyi bırak. Zor kararı ver. Gerekirse ailenin evine taşın bir müddet.

İstedikleri canın değil paran

Satacak hiçbir şeyin yok. Hacize kadar gitmiş bir borç yükü altındasın. Çareyi yanlış yollarda arama. Sağlığın yerindeyse çalışır, ödersin. Canını alacak halleri yok. Yapabileceğin bir şey var: aciz vesikası almak. Bu vesika “Benim borcumu ödeyebilecek maddi gücüm yok” demek. “Param olduğunda öderim, ben buradayım, bir yere gitmiyorum” demek. Bunu yaptığın zaman “Kapıma haciz memuru gelecek mi?” diye düşünmeden yaşar, paran olduğunda borcunu ödersin.

EVİMİ YENİLEMELİ MİYİM?

SORU: Bağcılar’da, deprem sonrası yapılan, arsa tapulu 2+1 dairem var (değeri 100 bin TL). Bu daireyi kiraya verdim, daha iyi bir semtte kirada oturuyorum. Kira farkı cebimden ayda 200 TL çıkıyor. Aylık gelirim 2700 TL. Üç çocuğum var. Arabam var. Birikimimiz yok. Bu daireyi satıp şu an oturduğum yerden 2+1 180.000 TL’lik daire alayım mı?- Adnan

CEVAP: 2+1 evin zaten var. Üzerine borçlanacaksın ama ev büyümeyecek. 3 çocuk belki 4 olacak. Ödeme gücün var. Birikimin yok. İhtiyacın olmayan hangi harcamaları yaptığını listele. Bunları kredi ödeme durumunda kısman gerekecek. 180 bin liralık ev için 100 bin lira peşin vereceksin. On yıllık 80 bin lira kredi alacaksın. Ayda 1.180 lira senin ödeme gücünün biraz üstünde görünüyor. Bunun için arabanı satıp, peşinatını artırabilirsin. Benim önerim, acelen yoksa biraz bekle. Evler bir yere kaçmıyor. Kendini ‘para biriktirme’ disiplinine sok. Kredi ödemek kolay iş değil.

SEPET YAP, RİSKİ AZALT

SORU: Geçen yıl gramı 102 TL’den altın almıştım. Daha önce gramı 90.50’den altın almıştım. Sürekli olarak ‘altın düştü düşecek’ deniyor. Düştüğü yerden tekrar altın mı alayım? Yani ortalama fiyatı mı düşüreyim yoksa artık elden çıkarayım mı? Başka bir öneriniz var mı? - Nilay

CEVAP: Yatırım kararı tamamen kişisel bir konu. Kimi insan riski sever kimi insan “Az ama öz olsun” der. Eğer birikimini kısa zamanda kullanmayacaksan, altınların kalabilir. Tüm birikimlerin, tek yatırım aracında kullanılmasını önermiyorum. Bu riski artırır. Bankacınla konuş sana bir ‘sepet’ yapsın.