Ölüm anı ile ilgili hadisler

Ebu Sa'idi'l Hudri anlatıyor:“Resulullah buyurdular ki:“Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) lailahe illallah demeyi telkin edin”

Ölüm anı ile ilgili hadisler

ÖMER ÇELAKIL

Ebu Hureyre anlatıyor: “Resulullah: “İnsan öldüğü zaman gözleri nasıl belerip kalıyor, görmez misiniz?” buyurmuştu. Oradakiler: “Evet, görüyoruz!” dediler. Bunun üzerine: “İşte bu, gözünün, nefsini (çıkan ruhunu) takip etmesindendir” buyurdular.”

Ümmü Seleme anlatıyor: “Resulullah Ebu Seleme’nin yanına girdi. Ebu Seleme’nin gözleri açık kalmıştı; onları kapattı. Sonra:“Ruh kabzedildi mi göz onu takip eder” buyurdu. Ehlinden bazıları feryadı figan koparmıştı. Aleyhissalatu vesselam: “Kendinize kötü temennide bulunmayın, hayır dua edin! Çünkü melekler, söylediklerinize amin derler!” buyurdu. Sonra ilave etti: “Allahım, Ebu Seleme’ye mağfiret buyur! Derecesini hidayete erenler arasında yükselt. Arkasında kalanlar arasında ona sen halef ol! Ey âlemlerin Rabbi! Ona da bize de mağfiret buyur! Ona kabrini geniş kıl, orada ona nur ver!”

Ebu Sa’idi’l-Hudri anlatıyor: “Resulullah’ın: “Ölü, (Kıyamet günü), içinde öldüğü elbise ile diriltilecek” dediğini işittim.”

NELER YAPILMALI? NELER YAPILMAMALI?

Ebu Hureyre anlatıyor: “Resulullah buyurdular ki: “Cenazeyi ne ses (matem), ne de ateşle takip etmeyin.” “Talha İbnu’i-Bera hastalandığı zaman, Resülullah aleyhissalatu vesselam ona geçmiş olsun ziyaretine geldi. (Yakınlarına:) “Ben onda ölüm alametinin zuhurunu gördüm. (Ölümünü) - bana hemen haber verin ve acele davranın. Çünkü Müslüman bir kimsenin cesedinin ailesi içerisinde hapsedilmesi uygun değildir” buyurdular. (Ebu Davud, Cenaiz 38, (3159).

Hz. Cabir anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam kabrin kireçlenmesini, üzerine bina yapılmasını, üzerine oturulmasını, üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı.”

Hz. Aişe şöyle buyurdular: “Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.” (Hz. Aişe bu sözüyle) günah cihetiyle demek istemiştir.” (Ölü de olsa fiziki zarar vermemek gerekir.)

AYETLERDE CEHENNEM

-Ateşin halkı cennet halkına seslenir: “Bize biraz sudan ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın.” Derler ki: “Doğrusu Allah bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır.” (7/50)

-Onlar dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar bu günleriyle karşılamayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi ‘yok sayarak tanımadıkları’ gibi biz de bugün onları unutacağız. (7/51)

-Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve) “İşte bu kendiniz için yığıp sakladıklarınızdır; yığıp sakladıklarınızı tadın” (denilecek). (9/35)

-Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramayacak, ona her yandan ölüm gelecek oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azap olacak. (14/17)

AYETLERDE CENNET

İman edip salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları ‘ne sıcak ne soğuk tam kararında gölgeliğe’ sokacağız. (4/57)

Eğer kitap ehli iman edip sakınsalardı elbette onların kötülüklerini örter ve onları ‘nimetlerle donatılmış’ cennetlere sokardık. (5/65)

Böylelikle Allah dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar verdi. Bu iyilik yapanların karşılığıdır. (5/85)

Allah dedi ki: “Bu doğrulara doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.” (5/119)

KUR’AN’IN MUCiZE SIRLARI

Altın ve bakırın atom simgeleri

Kur’an’da demir elementinin dışında altın ve bakır elementlerinden de söz edilir. Bu metallerin geçtiği ayetlerdeki harf dizilimlerini incelediğimizde atom simgelerine işaret edildiğini görüyoruz. Kur’an’da altın kelimesi genelde gümüş ile birlikte geçiyor. Fakat tek başına geçtiği ayetler de mevcuttur. Tek başına geçtiği ayetlerden ilki 3:91 ayetidir ve altın kelimesinden hemen sonra A-V harfleri geçiyor. Arapçada U harfi alfabede olmadığı için V harfiyle yazılır o yüzden burada AU yazdığını düşünebiliriz. Altının bilimsel simgesi yani yazılışı da AU şeklindedir. 17:93, 43:35, 43:71 ayetlerinde de altın kelimesi tek başına geçiyor ve burada da yine altın atomunun simgesi olan AU harflerine işaret ediliyor.

‘Tesadüf demek’ zor

Demirdeki durum Bakır’ın simgesi CU için de geçerli. Arapça’da Kıtr bakır demektir. Fakat bazı müfessirler kıtr kelimesinin bakır değil katran olabileceğini de öne sürmüştür. Bu nedenle okuduğunuz meallerde katran şeklinde de çevrilmiş olabilir. Kur’an’ın başından itibaren Kıtr (bakır) kelimesini oluşturan harfler ilk olarak 14:50 ayetinde geçer. Hemen sonrasında da aynı ayette C-V harfleri yani C-U harfleri geçer.(Arapça’da U = V ) Bu harflerin tesadüfen bir araya gelmesi zor görünüyor çünkü geçtiği surenin hepsinde sadece bu ayette CU harfleri geçiyor. Tam bu ayette de bakırdan bahsediliyor. Surenin diğer ayetlerinde bu iki harf yan yana hiç gelmiyor. Peki altın ve diğer maden yataklarının yerini bulma konusunda keşfedilmemiş yöntemler olabilir mi? Kuran’da bu konuya dair bazı gizli ipuçlarının olabileceğini düşünüyorum...

Demir mucizesi

“Hadid” yani “demir” suresinde modern bilimin henüz yeni keşfettiği bazı verilere de önceden işaret edilmiş. Örneğin demirin gökyüzünden indirildiği vurgulanıyor ki gerçekten günümüz bilim adamları demir madenlerinin dünyada oluşmadığını, dünyanın oluşumu esnasında büyük yıldız patlamalarından saçılan bu demir parçalarının dünyaya indiğini ve böylece madenlerin oluştuğunu tespit etmişlerdir. Ayrıca “Hadid” kelimesinin ebced değeri 26’dır ki bu da demirin atom numarasıdır. Hadid suresi Kur’an’ın tam ortasındaki suredir ve bu surenin de tam ortasındaki ayete baktığımızda F - E harfleriyle başladığını görebiliriz. (Demirin kimyasal simgesi FE dir) (Arapça’da Fe -Elif harfleri) FE simgesinin bugün periyodik cetvelde element simgesi olarak kullanılacağını ve demir atomundaki elektronproton sayısını yüzyıllar önce kimse tahmin edemezdi...

Rad suresi ve radyo

Kur’an’daki Rad suresi gök gürültüsü ve yıldırımlardan bahseder. Peki yıldırımların radyo dalgaları yaydığını biliyor muydunuz? Üstelik surenin ismi olan Rad kelimesi de Radyo kelimesini çağrıştırıyor. İki harf eksik görünüyor yani Arapça “Ya” ile “Vav”. Fakat ilginçtir ki hemen bir önceki surenin ismi bu harflerle başlıyor. Dolayısıyla eksik harfler tamamlanıyor ve radyo kelimesi ortaya çıkıyor. Ayrıca Rad kelimesinin geçtiği tek ayet de “Vav” ile “Ya” harfleriyle başlıyor bu şekilde düşünürsek de aynı sonuca varıyoruz. (13:13 numaralı ayetin ilk harfleri)

Mucizevi işaret

Üstelik gök gürültüsünden (Rad) bahseden 13:13 numaralı ayet tam da radyonun keşfedildiği hicri 1313 (miladi 1895) yılına işaret ediyor. Yani sadece Radyo kelimesine değil keşfedildiği yıla da mucizevi bir işaret mevcut. Radyo dalgalarının keşfi sayesinde teknoloji daha da ilerleyerek televizyon yayınları başladı. Radyo veya radio kelimesi yabancı dillerde de hemen hemen aynı şekilde yazılır veya okunur. Yıldırımların oluşturduğu doğal radyo dalgalarının (elektromanyetik dalgaların) sebebi yıldırımdaki elektrik akımlarıdır. Tabi ki Kuran’ın indirildiği çağda radyo cihazı yoktu fakat geleceği haber veren mucizevi bir kitapta yani Kuran’da bu tür işaretler olduğunu başka örneklerle de kanıtlamıştık. Örneğin Ay’a çıkış... Kamer(Ay) isimli surenin 1.ayetinden sonra Kuran’ın sonuna kadar 1389 ayet geçer ve Hicri 1389 yılında Ay’a çıkılmıştır. (Miladi 1969 yılı) Kuran’daki Kehf suresinde 300 yıl artı 9 yıldan bahsedildiği için Kuran’ın hem hicri hem de miladi takvime işaret ettiği düşünülmüştür.

 

Kudüs ve Ortadoğu

Kudüs kelimesi Kaf-Dal-Sin harfleriyle gösterilir. Ruhul Kudüs kelimesi dışında Kur’an’da bu harfler(KAF-DAL-SİN) nadiren yan yana geliyor. Yusuf suresinde ise 12:77 numaralı ayette sadece 1 defa geçiyor. Hicri 1277 miladi 1860 yılıdır ve yeni Kudüs şehri (surların dışı) tam bu yılda ortaya çıkmıştır. Surların dışında yani yeni Kudüs’te ilk Yahudi mahallesinin kurulduğu yıl 1860 yılıdır (Hicri 1277). Bu yıldan itibaren Filistin’e giden göçmen sayısında artış başladı. Bu tarihi olay Ortadoğu’nun ve dünya siyasetinin geleceği açısından çok önemli bir gelişmedir. Maalesef bugün halen Filistin ve Kudüs konusundaki anlaşmazlıklar yüzünden kan dökülüyor. 1860 yılına Yusuf suresinde işaret edilmesi çok anlamlıdır. Çünkü bu surede Hz. Yakup ve oğullarından bahsediliyor. Hz. Yakup’un diğer ismi İsrail’dir ve Kenan diyarı yani Kudüs’ün olduğu coğrafyada yaşamıştır ve daha sonra göç etmişlerdir. Bu durumun sadece bir tesadüf olması zor çünkü Yusuf suresinde yüzden fazla ayet var ve Kaf-Dal-Sin harfleri sadece 12:77 numaralı ayette yan yana geliyor.

Ömer Çelakıl Kimdir?

1980’de doğdu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Kur’an-ı Kerim üzerine matematiksel çalışmaları ve Kur’an’daki matematiksel sistemin açığa çıkartılması üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor. İsmi ilk olarak 2000’li yılların başında duyulmaya başlandı. ‘Kur’an’ın Şifresi’ adlı kitabı 2002’de çıktı ve aynı yıl en çok satan kitap oldu.

 

Yarın:  HADİSLERLE RUH VE BEDEN

5