Yeni Yazısı > Ne yazık ki haklı çıktım - 05.09.2009

Ne yazık ki haklı çıktım
05 Eylül 2009

Aylar önce “Cem Garipoğlu, Münevver’in ailesi için hayırlı kısmetti” diye yazdığımda aldığım tepkiler beni düşündürmüştü. Acaba hata mı yapmıştım? Acaba Münevver’in anısına saygısızlık mı etmiştim? O yazıda, Cem Garipoğlu’nun Münevver’in ailesi tarafından kabul görülmesinin nedenlerini anlatmaya çalışmıştım. Orta sınıf bir ailenin kızı, zengin bir ailenin oğluyla beraberdi. Elbette ki her ailenin kızı için düşündüğü ‘hayırlı bir kısmetti’ Cem Garipoğlu. Demiştim ki, “Münevver ve Cem’in bulunduğu her ortamda Münevver’in erkek kardeşi Enver de vardı. Türkiye de bir ağabey ya da erkek kardeş, kız kardeşinin bir erkekle ilişkisini bu kadar kolay onaylamaz” Sonra Münevver’in ve Enver’in birkaç arkadaşı bunun düpedüz bir aşk olduğu, kimsenin başka bir çıkar peşinde olmadığı yolunda mailler gönderdiler bana. Hatta “Siz hiç aşık olmadınız mı?” diye sordular.

***

Ben hiçbir zaman aşkı sorgulamadım bu ilişkide. Vardı ya da yoktu, bunu bilemem. Ben Münevver’in ailesinin durumunu ortaya koymaya çalışmıştım. Ne yazık ki haklıymışım. Bugün geldiğimiz noktada bu, çok açıkça görülüyor. Ortada ne Münevver var ne de Cem. Ama baba Süreyya Karabulut, hâlâ paradan, 3 milyon Euro’dan söz ediyor. Yok vakıf kuracakmış, yok kızının adını yaşatacakmış falan filan. ‘helallik parası’ diyorlar bir de adına. Kim, kime, neyi helal ediyor? Münevver’in kanını, katilin ailesine helal etmek de ne demek? Hangi inanç, hangi kitap yazıyor bunu?

***

Münevver’in babası ilk kez bana “Aile Cem’i teslim edecek” dedi. Gazetemize sürmanşet yaptık bunu. Şimdi görüyorum ki, Süreyya Karabulut bana bunu söylerken çoktan Garipoğlu Ailesi ile pazarlık yapmış. Bu pazarlığa göre, 25 Ağustos’ta Cem teslim edilecek, sonra da hesaba 3 milyon Euro yatırılacakmış. Katilin teslim edilmesi yetmiyormuş demek ki. Bu iş nasıl olurdu biliyor musunuz? Gerçekten Garipoğlu Ailesi Cem’i adalete teslim eder, Cem yargılanır ve cezasını çekmeye başlardı. Daha sonra Garipoğlu Ailesi, Münevver’in ailesi ile temasa geçer, gönül almak adına, özür dilemek adına Münevver’in adına bir okul yaptırır ya da vakıf kurardı. Baba Süreyya Karabulut kızının anısı için harcanacak paranın kuruşuna dokunmazdı, karışmazdı. Böylece iki aile arasındaki husumet de kalkar, kamu vicdanı rahatlardı. Münevver hâlâ masum. Tüm bu olanlar, onun hunharca bir cinayete kurban gittiği gerçeğini değiştirmiyor. Ancak ne yazık ki, kamuoyu, Münevver’in babası Süreyya Karabulut’a eskisi kadar iyi niyetle bakamıyor. ‘Adalet arayan baba’ imajı ‘para arayan baba’ imajına dönüştü. Süreyya Bey artık ortadan biraz çekilmeli. Biraz kaybolmalı. Ve gerçekten susmalı.